08 Aralık 2016

Dünya Bankası raporu: Malumun ilanı

Haber İçi Üst

 

Dünya Bankası raporu ile ilgili olarak çok önceden makale yazmayı düşünmüştüm ama gündemde öne çıkan başka konular dolayısıyla yazamamıştım. Kısmet bugüne imiş.

Dünya Bankası’nın, Aralık 2012 tarihinde yayımladığı, 90 sayfalık Kıbrıs Türk ekonomisinin değerlendirildiği rapor, basınımızda ve ekonomi çevrelerinde gündeme getirilip değerlendirildi. Aslında Dünya Bankası raporu bize hiç de yabancı gelen bir rapor değildir. Yani kısaca malumun ilanıdır. Dünya Bankası’nın raporda değindiği konuları ve sorunları bizde biliyoruz. Bizde, kendi hazırladığımız raporlarda, ekonomik programlarda bunlara değiniyoruz, çözümlerini yazıyoruz ama önemli olan bunları süreç içinde hayata geçirebilmektir. Bunların birçoğunu hayata geçiremediğimiz zaman, sorunlar katlanarak, büyüyerek karşımıza çıkmaya devam edecektir. Bu sorunları çözemezsek, bunları içeren, birçok Dünya Bankası, AB, BM raporu çeşitli dönemlerde karşımıza çıkmaya devam edecektir.

Bu raporda yazılanların birçoğunu, Dünya Bankası daha önceki raporlarında da vurgulamıştı.

Sizlere, raporun içeriği ile ilgili bazı özet bilgiler vermek istiyorum. Rapora göre;

Devletin, maaş ve sosyal haklar için yaptığı ödemeler çok yüksek görülüyor. Sosyal haklar için yapılan harcamalar, sağlık ve eğitim bütçelerinin kat kat üstünde gerçekleşiyor. Bundan dolayı da eğitim, sağlık harcamalarına bütçede istenilen oranda pay ayrılamıyor. Eğitim Bakanlığı bütçesinin çok büyük bir kısmı maaş ödemelerine gidiyor. Öğretmen sayılarının çok fazla, çalışma saatlerinin benzer ülkelere göre az olduğu vurgulanıyor. Rapor, bu durumun düzenlemeye ihtiyaç duyduğunu açıklıyor.

Rapora göre;

Sağlık sektöründe, yataklı tedavi masrafları Avrupa ve Amerika’ya göre 2 katı fazla harcama var. Sistemin ayaklı tedavi üzerine döndürülmesinin daha rasyonel olacağı belirtiliyor. Devlette çalışan doktorların mesai saatlerinin yetersiz ve verimsiz olduğu, yeniden düzenleme yapılması gerektiği vurgulanıyor.

Kamu personeli sayısı ve maaşlarının da azaltılması ve dondurulması gerektiği raporda yazılıyor. Maaşların dondurulması, kamuya yeni personel alınmaması, geçici personellerin azaltılması, 13. maaşların ve ek mesailerin kaldırılması gerektiği üzerinde duruluyor.

Sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının mutlaka revize edilmesi gerektiği raporda önemli bir yer tutuyor. Kamu emekli sisteminin çok bonkör olduğu üzerinde duruluyor. Emekli ikramiyeleri ve emekli maaşlarının azaltılmasına işaret ediyor ve asgari emekli maaşının, kişinin çalışırken aldığı maaşın % 20’si olsun diyor. Emekli ikramiyelerinin ödenmesinin yıllara göre yayılması ve kamu-özel emeklilik iştirak paylarının eşitlenmesi gerektiği, ayrıca sosyal yardımların az olduğu, adil olmadığı ve fakirler yerine ihtiyacı olmayanların da sosyal yardım aldığı raporda vurgulanıyor.

Rapora göre;

  Yapılacak reformlar ve düzenlemelerle vergi tahsilatı artırılmalı, belediyeler, gelir kaynaklarını geliştirmeli, KDV rejimi basitleştirilmelidir. Devletin vergi tahsilatı arttığı, harcamaları azaltıldığı zaman da gelir vergisi oranlarının düşürülmesi gündeme gelebilecektir.

Kamu harcamaları ve giderleri azaltılabildiği ölçüde, devlet vatandaştan daha fazla vergi toplamak zorunda kalmayacaktır.

Yukarıda bahsettiğim konularda kamu maliyesinde acil önlemler alınması ve küçültülmesi gerektiği teknik veriler ve tablolarla net bir şekilde ortaya konuyor.

Raporun içeriği ile ilgili özet bilgiler verdikten sonra, yazımın sonunda Dünya Bankası ile ilgili de bir şeyler söylemek istiyorum.

Dünya Bankası raporunda, KKTC’de, Türkiye yardım ve desteklerine bağımlı bir ekonomik yapının geliştiğine vurgu yapılmaktadır. Yarım asırdan fazladır sadece Türkiye’den yardım ve destek gören, ambargo ve izolasyon altında tutulan, kapalı bir ekonomi içinde yaşamaya mahkum edilen bir ülkenin başka bir seçeneği olamazdı doğal olarak. Bu gerçek ortada dururken, Dünya Bankası, KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durması için, mali destek programlarını niye uygulamaya koymamaktadır. Diğer dünya kurum ve kuruluşlarının örnek alacağı adımları atmayı niye düşünmemektedir. Kuzey Kıbrıs ekonomisinin mevcut durumunun ve sorunlarının neler olduğu hususunda rapor yazmak önemli olsa da, rapor yazmak dışında daha somut adımlar da atabilmelidir. Söz verildiği halde, Doğrudan Ticaret Tüzüğü bile AB tarafından uygulanmamaktadır.

Son olarak, kendi evimizin içini düzeltmek, ekonomimizi güçlendirmek için, ayrılan kaynakları rasyonel bir şekilde kullanmalıyız. Öncelikle biz kendimize düşen görevleri yapıp, yapısal sorunlarımızı çözmek için çok çalışmalıyız. Kendi ev ödevlerimizi layıkıyla yapmalıyız. Ekonomik yapımızın sürdürülebilir bir düzeye gelebilmesi için geniş kapsamlı reformları hayata geçirmeliyiz.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil