İNSANIN SEKİZ DÖNEMİ –III - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Perşembe, Mayıs 30, 2024
Çocuk SağlığıSağlık

İNSANIN SEKİZ DÖNEMİ –III

Nilgün Sarp

İnsan yaşamındaki üçüncü önemli dönem; 3-6 yaş aralığındaki çocukların temel gelişim görevlerinden biri, Erikson’un “Girişimciliğe Karşı Suçluluk Duygusu” aşamasıdır. Bu aşamada çocuklar, kendilerini başkalarıyla karşılaştırma, inisiyatif alma ve bağımsızlık kazanma arzusu ile içsel bir çatışma yaşarlar.

Bu dönemdeki temel sorun şu şekilde özetlenebilir:


“Bir şeyler yapmam, hareket etmem, belli şekillerde davranmam normal mi?” ya da

“Kendi isteklerim ve toplumsal normlar arasında nasıl bir denge kurmalıyım?”

Çocuklar, inisiyatif almak, bağımsızlık kazanmak ve kendi isteklerini gerçekleştirmek isterler ancak toplumda varolan normlar, yetişkinlerin beklentileri ve içsel düşünceler arasında bir denge kurmaları gerekmektedir. Bu dengeyi sağlamak bazen çocuklarda suçluluk duygusu yaratabilir. Örneğin, çocuk bir oyun sırasında kendi kurallarını belirlemek ve diğerlerinin de bu kurallara uymasını isteyebilir, oysa bu kurallara diğerleri uyar mı? O nedenle bu dönemde diğerlerini dikkate almayı ve işbirliği yapmayı öğrenmelidir. Ayrıca belirli bir eylemi yapmak istediğinde, bu eylemin toplumsal normlara uygun olup olmadığını da düşünmelidir. Toplumsal normlara uyum sorunu yaşayan yetişkinlerin çelişkileri bu döneme kadar uzanmaktadır.

Aileler bu yaştaki çocukların bazı davranışları için sıklıkla “ayıp”, “burada bunu yapamayız” gibi uyarılarda bulunurlar. Bu uyarılar yapılırken onun anlayabileceği düzeyde açıklamalar yapılmalıdır. Sadece “ayıp” kelimesi çocuk için bir anlam ifade etmez. İşte çocuklar kendi arzuları ile toplumsal normlar arasında bir denge kurmayı öğrenirken, suçluluk duygusu yaşayabilirler. Bu gelişim görevinde ailelerin ve diğer yetişkinlerin, çocukların bu dengeyi sağlamalarına ve suçluluk duygusuyla başa çıkmalarına yardımcı olmaları önemlidir.

Bu döneme özgü bazı özelliklere bakarsak;

Merak ve Keşfetme: Çocuklar çevrelerini keşfetmek, yeni deneyimler edinmek ve sınırlarını genişletmek için merakla doludur. Kendi kararlarını verme, etkinliklerini yönlendirme ve oyunlarında liderlik etme isteği belirgindir.Bu dönemde aktif olarak oyun oynarlar ve çevrelerini keşfederler. Aileler, çocukların çevrelerini keşfetmelerine ve yaratıcılıklarını geliştirmelerine olanak tanıyan oyun ve etkinliklere teşvik etmelidir.

Anaokul dönemine denk gelen bu yaş çocukları eğer bir kuruma devam ediyorsa, kurumda yapılan etkinliklerle girişimcilik duyguları gelişmektedir. Kurum etkinlikleri özellikle çocukların sağlıklı kişilik gelişimine yönelik olarak hazırlanmaktadır. Özellikle bilinçli eğitimcilerin yer aldığı kurumlarda çocuklarla yapılan etkinlikler onların merak ve keşfetme duygularını desteklemektedir. Anaokulu, çocukların kritik gelişim dönemlerinde sağlıklı bir şekilde büyümelerine ve öğrenmelerine yardımcı olur. Bu nedenle, bu yaş grubundaki çocukların anaokuluna gitmesi önemlidir.

Suçluluk Duygusu: Çocuklar, inisiyatif aldıklarında veya kararlarını uyguladıklarında, yanlış bir şey yaptıklarında suçluluk duygusu yaşayabilirler. Bu, yetişkinlerin beklentilerine veya toplumsal normlara uymadıklarında ortaya çıkabilir. Çocuklar diğer çocuklar ile etkileşim kurdukça, sosyal bir dünyada yaşamanın zorluklarıyla karşılaşırlar. Kendine oyun oynamaya arkadaş edinen, oyunlar oynayan çocukların girişkenlik duygusu gelişir. Bu çocuklar amaç oluşturmayı ve zor durumlarla baş etmeyi deneyimler, başarma istekleri gelişir. Girişimciliği geliştirememiş çocuklar, bu aşama sonucunda suçluluk duygusuyla mücadele ederler.

Özellikle anaokuluna devam eden çocuklara kurallara uyma, sorumluluk alma ve disiplinli bir şekilde davranma gibi önemli yaşam becerileri öğretilir. Çocukların toplum içinde uyumlu bireyler olmalarına yardımcı olan bu kurumlar 3-6 yaş çocuklar için vazgeçilmezdir.

Bağımsızlık Arayışı: Çocuklar, bu dönemde bağımsızlık kazanma arzusuyla mücadele ederler. Kendi başlarına giyinme, yeme ve oyun kurma gibi günlük faaliyetlerde daha fazla kontrol ve beceri isteyeceklerdir. Çocukların bu çabalarını takdir etmek, onların özgüvenlerini ve motivasyonlarını artırır. Aileler, çocukları yeni becerileri kazandıklarında  takdir etmelidirler.

Anaokulundaki çocuklar, kendi başlarına karar verme ve sorumluluk alma fırsatları bulurlar. Bu, özgüvenlerini artırırken, bağımsızlık duygularını da geliştirir.

Başkalarıyla Karşılaştırma: Çocuklar, diğer çocuklarla veya yetişkinlerle kendilerini karşılaştırırken, kendi beceri ve başarılarını değerlendirme eğilimindedirler. Başkalarına göre nasıl olduğunu anlamaya çalışırken, başkalarının beklentileriyle kendi arzuları arasında bir denge kurmaya çalışırlar. Ailelerin desteği ve övgüleri bu aşamada önemlidir.

Özellikle anaokullarında, çocukların gelişim özelliklerine uygun ve onların başarmalarını destekleyen etkinliklerin uygulanması önemlidir.

İşbirliği ve Rekabet: Bu dönemde çocuklar, hem işbirliği yapma hem de rekabet etme becerilerini geliştirirler. Oyunlar sırasında arkadaşlarıyla işbirliği yapabilirler ancak aynı zamanda kendi başarılarını diğerleriyle karşılaştırabilirler. Yetişkinlerin olumlu geribildirimleri, çocukların özgüvenlerini artırabilir ve suçluluk duygusunu azaltabilir. Anaokullarında yapılan toplu etkinlikler yoluyla çocuklar işbirliği ve rekabeti sağlıklı bir şekilde öğreneceklerdir.

Kendini Tanıma ve Kimlik Gelişimi: Bu dönemde çocuklar, kendi yeteneklerini, ilgi alanlarını ve güçlü yönlerini tanımaya başlarlar. Bu, kimliklerini oluştururken ve kendilerini başkalarıyla karşılaştırırken önemli bir adımdır.

Çocukların bu dönemdeki hayal gücünde yaşanan artış, çevresindeki yetişkin rollerini fark etmesine yol açar ve yetişkinlerin dünyasına yönelik her ayrıntıyı büyük bir merakla sorar. Çocuk bu dönemde cinsiyetini, nasıl doğduğunu, nereden çıktığını sorgular. Bu ve benzeri sorulara aileler cevap vermekte zorlanır, nasıl cevap vereceğini bilemez. Ya konuyu kapatır, ya da anlamsız cevaplar verir. Bu noktada anaokuluna devam eden çocukların sorularını giderici etkinlikler faydalıdır. Ya da anaokulundaki uzman ve öğretmenler, ailelerin soruları nasıl yanıtlayacakları konusunda destek olurlar.

Çocuk oyunlarında kendini gerçek yaşamda özendiği yetişkin rollerini oynama denemelerine girişir. Tüm bu rol denemelerinden çocuğun çıkardığı özellik “girişim” duygusudur.

Duygusal Denetim: Çocuklar, duygusal tepkilerini kontrol etme becerilerini geliştirmeye başlarlar. İnisiyatif alırken veya suçluluk duygusu yaşadıklarında, duygularını tanıma ve ifade etme yeteneklerini geliştirmeye çalışırlar. Aileler, çocukların girişimcilik ve inisiyatif alma konusunda rol model olabilirler ancak uygun sınırlar koymak gerekidir, sınırların aşırı katı olmamasına dikkat edilmelidir, çünkü bu çocukların inisiyatif almalarını ve bağımsızlık kazanmalarını engelleyebilir.  Onlara karar alma süreçlerini göstermek, kendi başlarına problemleri çözmeyi öğretmek ve risk alma konusunda cesaretlendirmek önemlidir.

Bu yaş çocuklarının duygusal denetimlerinin kazanılmasında anaokullarının rolü büyüktür.

Anaokulları, çocuklara duygularını tanıma, ifade etme ve başkalarının duygularını anlama konularında eğitim verir. Çocuklara duygularını nasıl tanıyacaklarını öğretirken, başkalarının duygularını anlamalarını ve empati kurmalarını sağlarlar. Anaokullarında çalışan öğretmenler, çocukların duygusal ihtiyaçlarına duyarlı bir şekilde yaklaşır ve onlara destek olurlar. Öğretmenler, çocukların duygusal zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olmak için rehberlik ve danışmanlık sağlarlar. Anaokulları, çocukların duygusal olarak zorlandıklarında sakinleşmelerine yardımcı olacak özel alanlar veya köşeler sağlarlar. Bu alanlar, çocukların stresli durumlarla başa çıkmalarını ve duygusal denetimlerini yeniden kazanmalarını destekler. Sanat ve yaratıcı etkinlikler, çocukların duygularını ifade etmelerine yardımcı olur. Anaokulları, çocuklara çeşitli sanat ve el işi projeleri aracılığıyla duygularını ifade etme ve deneyimleme fırsatı sunarlar.

Tüm bu özellikler, çocukların gelişim sürecini anlamamıza yardımcı olur, her çocuğun yaşadığı deneyimler farklı olabilir, bu nedenle çocuğun bireysel ihtiyaçları gözönüne alınmalıdır.

Erikson, bu dönemde çocuğun bir kişi olarak kendisine güçlü bir şekilde inanma duygusunun başladığını ve bir kişi olarak yapabileceklerinin neler olduğunu keşfetmeye çalıştığını ifade etmektedir.

 

Kaynak

Erikson, E. H. (1963). Childhood and society. London: Vintage Digital.

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar