Ciddiyet... - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Salı, Mayıs 21, 2024
Köşe Yazarları

Ciddiyet…

Köş, MoreketMehmet Moreket

Geçtiğimiz hafta içinde Haberci gazetesinde bir sağdan, bir soldan iki eski Başbakan’ın sözlerini okudum.

Hakkı Atun, siyasetçilerin özellikle de ülkenin içinden geçtiği kritik ortamda, kişisel hedef doğrultusunda koşmaktan ziyade, toplumsal konular ve toplumsal çıkarlara yönelmesi gerektiğini söylüyor, “devlet adamı gibi davranmaları gerekmektedir” diyordu.


Kıbrıs adasının etrafında dönen oyunlara dikkat çekiyor, ülkeyi yönetenlerin jeostrateji ve jeopolitik bilmesi gerektiğini vurguluyor, hükümeti “ciddiyete” davet diyordu.

Yılların deneyimli politikacısı Atun’a bunları söyleten ciddi bir neden olması gerekir değil mi?

Durduk yerde böyle ağır konuşacak, sırf siyaset yapma adına atıp tutacak bir insan değil.

Kaldı ki, artık siyasetin içinde bile yok.

Sadece rahatsız olduğunu ifade ediyor. Bunları söyleme gereğini duymuş.

Aynı röportajda bir diğer eski Başbakan Ferdi Sabit Soyer de aynı vurguyu yapıyor.

Eminim birbirlerinin ne söylediğini bilmeden konuşmuşlardır.

Ama ne tesadüf ki, o da aynı eksiği görmüş.

Ekonomik durum içinden çıkılmaz bir haldeyken, halkın alım gücü yerle bir olmuşken, yakın coğrafyalarda da sıcak çatışmalar yaşanırken, hükümetin gündem saptırmayı bırakarak işin ciddiyetine varması gerektiğini söylüyor Soyer de.

Her iki Başbakan yine ortak bir dille, “siyaset bu değil, bu yapılanlar ayıp” değerlendirmesi yapıyorlar.

Sizce de öyle değil mi? Bizi yönetmek üzere koltuklarda oturanlardan ciddiyet bekler duruma gelmedik mi?

Espriler, kafa atmalar, ayar vermeler, “yanlış anlaşıldım” teraneleri, basına, vatandaşa imalı göndermelerle iyi güzel eğlendik de, gündemimizle, hükümet edenlerin gündemleri birbirini tutmuyor.

Sürekli yayınlanan beyanatların içinde vatandaşın talepleriyle ilgili bir şey yok. Bir hamasettir gidiyor.

Seviye öyle bir düştü ki, bu ülkenin Başbakanı Hatay’a gittiğinde, “oy devşirmeye gitti” denebiliyor artık. Böyle bir duruma gelmiş miydik hiç? Daha önce buna benzer örnekler gördük mü? Vatandaşa bunu söyleten, sergilenen gayri ciddilik değil midir?

Güven, zemin, tutarlılık, dik duruş, kararlılık… Beklenen bu.

Diğer yanda, ülkenin çıkarları, ekonomik durum, halkın beklentileri, etrafımızda dönen dolaplar ve tüm bunlara yaklaşımı belirsizlik, bilinmezlik olan bir iktidar.

Her şeyin cumhurbaşkanlığı seçimine indirgendiği, tüm sorunlara bu bakışla yaklaşıldığı bir ortam.

Bunun bir de ertesi günü olduğunu umursadıklarını sanmıyorum. Herkes kendinden geçmiş, aynen Hakkı Atun’un dediği gibi “o adaysa, ben de aday olurum” havası. Kendini herkesten üstün gören,  halkın nabzını bile doğru dürüst analiz edemeyen, tepeden bakan tavırlar.

Ne için, ne yapmak için ille de cumhurbaşkanlığı? O bile belli değil. Seçildiklerinde bu treni nereye götüreceklerini bile net söyleyemeyen siyasiler.

Kim ne derse desin, eski siyasetçileri mumla arar olduk bugünlerde. Eski siyaset ortamını da, devlet yönetimini de, ciddiyeti de.

Bu durumun belki farkında değiller ama, farkettiklerinde hem onlar için çok geç olacak, hem de bizler yine gereksiz zaman kayıplarına uğramış olacağız.

45 yılda demokrasinin, yönetim kültürünün, devlet ciddiyetinin daha çok yerleşmiş olması gerekirken, ne yazık ki kaypaklaştı, kayganlaştı… Kendileri için değilse de, bu ülke için toparlansalar biraz…

YERİN KULAĞI VAR

DAHA KARTLAR DAĞITILMADI:

Ülkenin gündemi beğensek de beğenmesek de, daha çok erken desek de, cumhurbaşkanlığı seçimleridir. Anketler yapılmaya başladı bile. Hep diyoruz, adaylar resmi olarak açıklanmadan yapılan anketler sağlıklı değil diye. Şu an gayri resmi iki aday var, birisi Akıncı, diğeri ise Ersin Tatar. Şimdilik Akıncı önde görülüyor. Ancak bu seçimi ve sonucunu etkileyecek olan olası iki aday henüz sahaya inmedi. Birisi CTP başkanı Erhürman, diğeri ise HP’nin Başkanı Özersay. Eğer bu ikili aday olurlarsa, dengelerin değişeceğini, kartların yeniden dağıtılacağını söyleyebiliriz…

ONLAR DA GÖRÜYOR:

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, siyasetin sağ bloğunda ciddi dağınıklık olduğunu belirterek bu dağınıklığın devamı durumunda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mustafa Akıncı ve Tufan Erhürman’ın ikinci tura kalacağını iddia etti. Arıklı sağda bir işbirliği ihtimali olabileceğine de dikkat çekti. Bu birlik sağlanır mı, ortak bir aday üzerinde anlaşırlar mı derseniz bence çok zor. Sağda kendini şimdiden o makamda gören o kadar çok isim varken bir aday konusunda uzlaşı olsa bile, bunun sandığa yansıması beklendiği gibi olmaz…

BU DA SEÇİM YATIRIMI DEĞİL Mİ?:

Cumhurbaşkanı Akıncı’yı sürekli eleştiren, her sözünü seçim yatırımı olarak gören, Guterres ile yapılacak üçlü toplantıya bile karşı çıkarak bu görüşmeyi bile seçim malzemesi olarak eleştiren Başbakan Tatar’ın, 29 Ekim Cumhuriyet bayramını bahane ederek, Türkiye televizyonlarında kendi reklamını yayınlatması ne kadar doğru bir davranış oldu? Siz yapınca tamam, başkası bir şey söyledi mi, “seçim yatırımı”…

 HERKES KİMİN NE OLDUĞUNU BİLİYOR:

Bir siyasetçi çıkıp da “basın bana baskı kuruyor” diyorsa ve bunu ülkenin en çok satan 4 gazetesi için söylüyorsa, bu ciddiyetsizliktir, ayıptır. Ha bu memlekette şantajla sözde gazetecilik yapan yok mu? Vardı ve hala var. Sapla samanı birbirine karıştırıp, mağdura oynayan, basının özgürlüğünü koruyabilmesi için destek talebini baskı olarak algılayan önce kendine bakacak. Sen doğruysan, söylediğinle yaptıkların birbirini tutuyorsa, neden gocunasın ki? Yok eğer değilsen ve eleştiriliyorsan, bu baskı değil, basındır, özgür basın. O mücadele de siyasilerle kaim değildir, vardır ve var olmaya da devam edecek…

HA ŞÖYLE:

Karayollarının düzenlenmesinde ulusal seferberlik çağrısını yineleyen Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Atakan, “Siyasi partilere de gerekirse birkaç yıl katkının verilmemesi de düşüncelerim arasındadır” dedi. İşte budur, özveri hep vatandaştan istenmemeli, bizler toplum olarak hertürlü fedakarlığa hazırz da, her yıl milyonlarca lira katkı alan siyasilerimizin bu işte emir verici değil, öncülük etmesi gerekir. Eğer toplumsal bir seferberlik olacaksa elini taşın altına koyması gerekenlerin başında siyasiler gelmelidir…

AB UYUMU OLSA NE YAZAR:

Meclis’te AB Uyum Yasa Tasarıları çerçevesinde oluşturulan Geçici Özel Komite “Tüketicilerin Korunmasına İlişkin Gıdaların Resmi Kontrolü ve Hijyen Yasa Tasarısı”nı görüşmeye devam etmiş. Kimbilir ne kadar emek harcamışlar. Ama bu ülkede bir hal yasası yok. Onu geçtim, denetim tamam değil. Denetleyecek yeterli elemanınız yok. Her hafta zehirlendiğimizi duyuruyor Tarım Dairesi. AB’ye uyumlu yasa çıkarsanız ne yazar.

ZİRVEDEKİLER

Sami Özuslu: “Uzaktan kumandalı’ UBP-HP hükümetinin bazı konularda ‘yeminli’ olduğu anlaşılıyor.
Çok net görünüyor ki, ‘Türkiye’de ne varsa, burada da olacak’ şiarının peşinden koşuyor ortaklar.
Neler mi olacak? Önce basın susturulacak. Arkasına yargıda ‘reform’ adı altında yeni paketler gündeme gelecek. Dernekler ve siyasal partiler yasasına yeni kısıtlamalar getirilmek istenecek.
‘Terör Yasası’ dayatılacak. Toplum daha da sindirilecek, susturulacak. Sonra mı?
Vur sırtına tokadı, al ağzındaki lokmayı!..”

DİPTEKİLER

Suçlu Denetlemeyendir: Bizde olmaz sanırdık. Ölmüş insanların adına emekli maaşı alanlar da varmış bu ülkede. Bakan Sucuoğlu, bunu ödeyecek kadar zengin bir devlet olmadığımızı söylüyor. Tabii ki ödenmeyecek. Böyle bir mantıksızlık olabilir mi? Suç bir kere. O suçu anında tespit edemeyen sistem de, suçu işleyen kadar suçlu…

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar