Geçen hafta “köşemde” “Kıbrıs bir barış adasıdır” dedim ve eklediydim. Bu barışın mimarı Türkiye’dir. Oysa Rum tarafına ve büyük olasılıkla AB’e göre “Kıbrıs’ta sağlanamayan Barışçı...
“Suriye’deki İdlip odaklı savaşa.. Bazı AB ülkelerinin Kıbrıs üzerinden askeri gövde gösterileri yapmalarına.. Mesela Makron’lu Fransa’nın rüştünü ispat etmek isteyen çocuklar gibi Erdoğan’a nispet...
KÖŞEMDEN: Yıllar ve yıllarca yürürken, yürüdükçe tükenen hayat yollarında.. Hiç bakmak gereğini duymazsınız geride bıraktığınız zamanlara… Ta ki artık yürüyecek yolunuzun kalmadığını görene kadar.....
KÖŞEMDEN: Dünya siyasi sorunları içinde “yerimizin” nerede olduğunu, nice olduğunu biliyor muyuz? Etki ve tepkilerimİzle kendi kaderimize ne kadar sahibiz? Yarın bir mucize sonucu müzakere...
Kıbrıs siyasi sorununa yeni yeni kazandırdığımız “Maraş”ı kaç zaman daha konuşacağız bilmiyorum.. Gerçekten açılacak mı açılmayacak mı? Bir siyasi blöf mü yoksa ciddiyet taşıyan kararlılığın...
Seçilmek uğruna önce bir bukalemun gibi “rengini” sonra da yaratılışının kendine özgü “kişiliğini” bile değiştirip oy istediği seçmenlerin kılığına giren “adayların” yabancısı değiliz! Hatta “kendimizden...
Ne kadar anlamı vardır bilmiyorum ama sürekli gelip geçen olayları yorumlayıp “doğru-yanlış” yargılarında “keşkelerle” süren yakınmalarla hâlâ akıl hocalığı yapmak, öteden beri bana hep abese...
Pek çok Mağusalı gibi Maraş’ta volta atarak büyüdüm… Sinemalarında dürüdüm… Kızları kadınları ilk kez tanıdım yollarında… İlk sigaramı, ilk içkimi orada içip yudumladım… İngilizin paralı...
KÖŞEMDEN: Zaten ta eskiden de vardı.. Siyasetlerin kurbanı olurlardı “huzurlar!” Ki nice “huzursuzluklar” yaşadıydık “ne olduğunu öğrenmek için.. Ve zaten işe aşa hasret fukara...
“Her şeye karşın” deyişimize nazire, Tatar Koalisyon Hükümetinin siyasi hayatımıza aksiyon kattığı bir gerçektir.. Her ne kadar “şu ana kadar beklenen icraatları görememiş de olsak...