Kıbrıs siyasi sorununa yeni yeni kazandırdığımız “Maraş”ı kaç zaman daha konuşacağız bilmiyorum.. Gerçekten açılacak mı açılmayacak mı? Bir siyasi blöf mü yoksa ciddiyet taşıyan kararlılığın...
Bizim gibi Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığından evrilerek bugünlere gelmiş kuşaklar için siyasi soruna yönelik “çözüm arayışları” çok inişli çıkışlı oldu. Hâlâ pek çok ikilemi yaşarken türlü...
“Çözümün,” mevcut siyasi statünün gözetilerek ve “iki bölge” gerçeğinin değiştirilmeden korunarak gerçekleştirilmesini savunurken, işkembe’i kübradan atmadığımızı, neyse ki bu kez Rum tarafı ispat etti! Nitekim...
1974’den hemen sonra telaffuz ettiğim çözüm “Türkiye dışında dünyada ilk kez Kıbrıs’ın Kuzey’inde bir Türk devletinin oluşmasıydı. Fakat ne zama sorun BM’ler gözetiminde müzakerelere dönüştü...
“45 yılı daha geride bıraktık. İnşallah 50. Yıl diyerek “jübile” yapmayız! Kıbrıs siyasi sorunu Türk halkı için çok çok uzadı! Neredeyse yarım asra dayanacağız hâlâ...
Sonuçta gönlümüzdeki aslanın değil, kafa tasımızdaki beynimizin sesini dinleyeceğiz. Bileceğiz ki “politika” akıllı insanların harcıdır. Akıl ise bir “düşünce” akt’ıdır.. Sürdürülen politikalar ne kadar doğruysa...
Evvel emirde Rum tarafının “tek başına adanın sahibi olmayacağını” idrak etmesi gerekir! 1974’de Barış Harekâtıyla birlikte artık Enosis rüyasının bir daha hortlatılamayacak şekilde tarihe gömüldüğünü...