Köşe Yazarları

Güney’in korkusu kuzey’in güvencesidir!











45 yılı daha geride bıraktık. İnşallah 50. Yıl diyerek “jübile” yapmayız!




Kıbrıs siyasi sorunu Türk halkı için çok çok uzadı! Neredeyse yarım asra dayanacağız hâlâ “müzakereler başlasın” diye Rum Yönetimine ricalarda niyazlarda bulunuyoruz..



,Fakat masaya ne zaman otursak cıvıklık vıcıklık yapıyoruz.

Evvel emirde “Türk-Rum Kıbrıs halklarının “Kıbrıslılık kimlikleriyle” oluşturacakları federal sistemin içine 80 milyonluk Türkiye’nin vesayetini katıyoruz..

,Ardından Rum çoğunluğuna karşın “federal sistemlerin” lafzına aykırı yönetimde siyasi eşitlik istiyoruz!

Yetmiyor, dönüşümlü Başkanlıkta ısrar ediyoruz!

Kuzey’e dönecek Rum nüfusa kısıtlama getiriyor, zaman zaman Maraş’ı açacağız gibilerinden  asparagas beyanlarla “barışçı çözüm” arayışlarını dinamitliyoruz.

,Asıl tahammül edilemez olanı olmalı, hâlâ Rum’un başının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi  Kuzey’de bir “kolordu” konuşlandırıyoruz…                                    

Sonra da ikide birde Güney’deki Rum liderliğine çağrıda bulunarak,  “hadi gelin masayı kurup barışçı çözümü sağlayalım” diyoruz!..  “

…GÜNLÜK yazılarımı az biraz takip edenler  yukarıda yazdıklarımı okuduklarında şöyle diyeceklerine eminim: “Çetinel’in başına  güneş geçti saçma sapan  şeyler söylüyor!”

Oysa yukarıda “özellikle” Kuzey’deki siyasi konumumuzu ayazlattım ki Güney’deki Rum halkı için,  “evet, Kuzey’deki Türk halkı imajı budur!”

Fakat biz “budur” dediğimiz bu  “görünümümüzle siyasi tutumumuzu” bile adadaki Rum-Yunan varlığından dolayı “az bulmaktayız” ki işte “büyük sorun” budur!

ÇÜNKÜ “yukarıdaki yazımda” vurguladıklarım, Türkiye ile KKTC’nin siyasi tasarrufları değildir!

,Bizatihi Rum-Yunan ikilisinin “Enosis hayalleriyle” tüm adaya egemen olma hedefinden kaynaklı yarattığı olayların sonucudur ki  bunun adı tam tamına “Güvenilmeyen Rum tarafına karşın Türk tarafının adada kendi varlığını korumak için  Türkiye ile birlikte aldığı siyasi ve askeri tedbirleridir..”

, Çünkü Bu adada ne yeniden  ne  1963 Kanlı Noel’lerini,  ne 1974 Barış Harekâtı gibilerinden savaşları, ne de göç yollarında savrulmayı isteriz!

Ve “evet” Rum’un “çözümle oluşacak yeni düzen karşısındaki korkusu bizim adadaki güvencemiz olacaktır!”

**********

ANKARA’NIN HİSSİYATI MI?

Ve müjdeler olsun mu diyelim: Nihayet Ankara tarafından cezalı durumda  olan Erhürman Hükümeti gitti, Tatar Hükümeti geldi de ödenen diyet borcu nedeniyle Koordinatörümüz Fuat Oktay ile KKTC Hükümeti arasında 2019-20 yılını kapsayacak Mali Ve Ekonomik Protokol imzalandı da her halde “şerefine” olmalı bugüne kadar bloke edilen 750 milyon TL serbest bırakıldı..

Yani sağolsun anavatanımız Türkiye burnumuzu iyice sürtüp Hanya ile Konya’yı bize gösterirken, büyük olasılıkla her yıl birinin gidip ötekinin geldiği KKTC’deki Hükümetler  artık şunu iyi bilecekler:

Ankara ile oyun olmaz bir, ödevinizi tam yapacaksınız iki! Yoksa mafiş para!

ANKARA haklı mı? Evet!

Ancak para akışının durduğu yıllardan  bugünlere geçen zaman içinde, KKTC’nin neleri nasıl yitirdiği, nasıl zararlar hanesinde “özel sektörden” bile para borçlanma durumunda kaldığı, tüm yatımların askıya alındığı,  öğrencileri taşıyan otobüs sürücülerine bile borç taktığı, belediyeler iflas ederken, tüm yollar dökülürken, insanlar pislik deryasında boğulurlarken, sosyoekonomik bunalım insanları ruh hastası yaparken…

Anavatan-Yavruvatan Hükümetleri arasında olagelen tartışmalar ve  bugünlere kadar savsaklanan para akışı, Kıbrıs Türkü’ne iyi bir ders mi oldu? Yoksa canına  mı okudu?

Ki artık ve bir daha KKTC hükümetleri TC’nin hilafına kendi başlarına buyruk hareket etmeyecekler!

OLAYI abartıyor muyum? Hatta “istismar” mı ediyorum!

Tabi ki! Çünkü abartmamız gerekir! Çünkü artık KKTC, Türkiye için “arka bahçesi” değil, resmen nüfusumuz kadar TC kökenli kardeşlerimiz ve yurttaşlarımızla (adeta) bir vilayeti esamesindedir..

Nitekim Türkiye’den KKTC’e su akıtılmıştır.. Şimdilerde elektrik akımının sağlanması fikirleri vardır.. Türkiye Kuzey’de yollar yapmış,  ulaşımda rahatlama sağlanmıştır…

BUNLARI “hatta az bile” diyerek fakat minnetle yazarız da “siyasi parti mülahazalarıyla ve dolayısıyla Kıbrıs Türk halkını olumsuz etkileyecek “para yaptırımı” gibi tutumların  nesi doğrudur ki?

Nitekim son zamanlarda sık sık başımızı güney’e çevirip bizi “yok sayamazsın” dediğimize nazire…

Kıbrıs Türk halkının 45 yıldır kamburunda taşıdığı “çözümsüzlükten” kaynaklı sorunlarından dolayı oluşan zafiyetleri yetmezmiş gibi, bir de “para akışlarıyla” cezalandırılarak fatura ödemek zorunda bırakılması; politika falan olamaz!  Ankara’nın  hissiyatıdır her halde!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (BİTSİN ARTIK!)

Sn. Tolga Atakan. Yetki alanınızın içinde olduğunu zannettiğim için ricada bulunacağım.

Biliyorsunuz “müjdeler olsun” demeye gerek yok, Mağusa Belediyesi diğer belediyeler gibi battı!

Battı ama ortada vakti zamanında olanca asvaltlarını sıyırıp, kaldırımlarıyla birlikte yeniden yapılacak Mağusa İsmet İnönü Bulvarı leş gibi ortada kaldı! Ki DAÜ’nün de yoludur!

Hazır TC’den 750 milyon geldi ya! Ne olursunuz bir el atınız da bu utanç yolu da tamamlansın artık!

 





Başa dön tuşu