Sanat, İnsanı İnsan Yapan Aynadır
İnsan, dünyaya yalnızca yaşamak için gelmez; anlam aramak, hissetmek ve iz bırakmak için de yaşar. İşte sanat, bu arayışın en güçlü tanığı, en samimi yol arkadaşıdır. Çünkü sanat, sadece gördüğümüzü değil, göremediğimizi de anlatır. Bazen tek bir nota, bazen bir fırça darbesi, bazen de sahnede söylenen tek bir cümle, uzun uzun anlatılamayacak duyguları birkaç saniyede yüreğimize ulaştırır.
Sanatı yalnızca boş zamanı değerlendiren bir uğraş ya da bir eğlence aracı olarak görmek, onun gerçek değerini eksik anlamaktır. Gerçek sanat; düşündürür, sorgulatır ve en önemlisi insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakır. Bir tiyatro oyununun sonunda salondan sessizce çıkan seyircinin aklında dolaşan sorular, bir romanın son sayfasını kapattıktan sonra hissedilen derin boşluk ya da bir resmin karşısında dakikalarca konuşamamak… Bunların her biri sanatın görünmeyen ama en güçlü etkisidir.
Tiyatro ise bu aynanın belki de en canlı hâlidir. Perde açıldığında yalnızca oyuncular sahneye çıkmaz; umutlar, korkular, yalnızlıklar, sevinçler ve insanın en derin çelişkileri de görünür olur. Seyirci çoğu zaman sahnedeki karakteri izlediğini düşünür. Oysa aslında kendi hayatına, kendi kararlarına ve kendi duygularına bakmaktadır. Bu yüzden tiyatro alkışlarla bitse de etkisi uzun süre devam eder.
Toplumların gelişmişliği yalnızca ekonomik verilerle ölçülemez. Bir ülkenin kütüphaneleri doluysa, tiyatro salonlarının ışıkları sönmüyorsa, konser salonlarında alkışlar yankılanıyorsa ve çocuklar sanatla büyüyorsa, o toplum geleceğine umutla bakabilir. Çünkü sanatın olduğu yerde empati vardır. Empatinin olduğu yerde ise öfkenin yerini anlayış, önyargının yerini ise hoşgörü almaya başlar.
Ne yazık ki günümüzün hızlı yaşam temposu içinde sanat çoğu zaman ertelenen bir ihtiyaç gibi görülüyor. Oysa insanın yalnızca bedeni değil, ruhu da beslenmeye ihtiyaç duyar. Sanat tam da bu nedenle bir lüks değil, yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Ruhunu ihmal eden bir toplumun, yalnızca maddi gelişmişlikle mutlu olması mümkün değildir.
Belki de bu yüzden sanat, insanı insan yapan aynadır. O aynaya baktığımızda yalnızca yüzümüzü değil; vicdanımızı, umutlarımızı, korkularımızı ve hayallerimizi de görürüz. Kendimizi tanıdıkça başkalarını anlamayı öğrenir, farklılıklara saygı duymayı başarırız. İşte sanatın gerçek gücü tam da burada saklıdır.
Çünkü sanat, dünyayı değiştirmeden önce insanı değiştirir. Değişen her insan ise, yaşadığı toplumu sessiz ama kalıcı bir şekilde dönüştürmeye başlar.
Çünkü sanat varsa, umut vardır.
Ve umut, bir toplumun en gerçek gücüdür.
Sanat tadında umut dolu , mücadeleden hiç yorulmayacağınız bir yaşam geçirmenizi temenni ederim.
Kalplerinizden huzuru eksik etmeyin. Hoşça kalın, sevgi ile kalın.


































