Köşe Yazarları

AÇTIK! (YA SONRA?)


Kıbrıs siyasi sorununa yeni yeni kazandırdığımız “Maraş”ı kaç zaman daha konuşacağız bilmiyorum..

Gerçekten açılacak mı açılmayacak mı? Bir siyasi blöf mü yoksa ciddiyet taşıyan kararlılığın sonucu mu?

46 yıldır kapalı tutularak virane haline gelmesinin seyrini yapmakla yetinirken, bundan sonra hangi politika kulvarına itilecek?

Bugüne kadar “nihai çözümün bir kozu olarak elde tutulmaktadır” denirken şimdi bu “kozu” imar iskâna açmanın karşılığı nasıl bir “siyasi değişim” olacak, siyasi faturası nasıl ödenecek?..

BU sorulara cevap vermesi gerekenler tabi ki bir süre önce Maraş’ta bir araya gelen TC ve KKTC’nin yetkili sorumlu “devlet görevlileridirler.” Elbet Maraş’ın açılmasına karar verirlerken bu açılımın nasıl olacağını… Evvel emirde hangi bölgeleri kapsayacağını… İmarı konusunda nasıl bir yöntem izleneceğini…    Hatta “yap işlet devret” modeliyle mi  iskâna açılacağını…Ve tabi Maraş’a hangi nüfusun kaydırılacağını…  TC ağırlıklı mı KKTC ağırlıklı mı olacaklarını… Bilmiyoruz!

ELBETTE “büyüklerimiz bilir” düşüncesinden hareketle şunu da soracağız: “Çözüme katkısı olacak mı?”

Yoksa bu son siyasi tasarrufla birlikte “Güney’le şöyle böyle var olan siyasi ilişkilerin son halkası da koparılmakta mıdır?

Dolayısıyla artık “KKTC’deki çözüm arayışları, Maraş’ın da açılmasıyla birlikte Federal sistem olarak değil, resmen iki ayrı Devlete dayanan sistem üzerinden mi yürütülecektir?

Yani bundan sonra Kıbrıs Türk halkı Güney’deki komşuya “federasyon” alternatifiyle değil, “ayrı devlet” olarak mı yaklaşacaktır?

…DAHASI şudur: Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde eğer adayların  “Kıbrıs siyasi sorunundan” öte gündemleri yoksa seçmelerine artık Maraş’ı da kapsamına alan nasıl çözüm vaadinde bulunacaklardır?

BİR: Beni  seçerseniz “federal sisteme dayalı çözümü çantada keklik sayın” mı diyecekler?

İKİ yoksa beni seçerseniz iki ayrı devlete dayalı çözüm için mücadele edeceğim mi diyecekler?..

Bir üçüncü alternatif var ama kimse ağzına bile almayacak! Türkiye’ye bağlanma!

Ki Hoca’ya sormuşlar kıyamet ne zaman kopar? Karım öldüğünde demiş küçük kıyamet, ben öldüğümde demiş büyük kıyamet kopar!”

Dua edelim de şu Anastasiadis’li Rum tarafının kafasında, Türk halkını böyle çözüm alternatifleriyle karşı karşıya bırakmayacak kadar hâlâ bir akıl kırıntısı kalmıştır. Yoksa bu sorun gitgide öylesi bir sona doğru sürükleniyor ki Maraş açılımından belli!…

*****

SORULAR SORULAR!  (MEĞER NEYMİŞİZ!)

Geçen gün okuduğum bir haber nedeniyle “güle güle” çatladıydım!

Haber şuydu: “Bir inşaat şirketinde çalışan ülkemizdeki yabancı işçiler, (Bangladeş, Siri Lanka, Pakistan uyruklular) maaşlarını alamadıkları için kazan kaldırmışlar!..”

…46 yıldır Güney Rum’u ile bu ülkede çözüm arıyoruz. Annan planı dediydik olmadı..  Crans Montana’da benzeri plana evet dedikti yine olmadı!

Hava ve deniz limanlarımız ambargolu! Türkiye dışında ihracatı ancak Yeşil Hat Tüzüğü oranında yapıyoruz o da Rum denetimde!

KKTC’deki hayatiyetimizi ise TC’nin parasal yardımlarıyla sürdürmekteyiz biliniyor!

PEKİ KKTC dediğimiz bu devletin, gün gele “inşaatlarında çalıştırmak için Bangladeş’ten, Pakistan’dan,  Siri Lanka’dan işçi getireceğini yada bu işçilerin çalışmak için KKTC’e geleceğini düşünebiliyor muyduk?

Yada yirmiyi aşkın üniversite’ye dünyadaki 40’ın üzerinde ülkelerden öğrencilerin geleceğini!

Veya Akdeniz’in sayılı kumarhanelerine sahiplikte hatta dünya kumar turnuvalarına bile katılındığını…

KKTC dediğimiz bütçesi kendine yetmeyen bu diyardan her yıl binlercesi yurttaşın “turist” olarak dünyayı turlamakta olduklarını… Düşünebiliyor muyduk?

Bozuk Yollarını bile onarıp yenilerini yapmaktan..  Bu nedenle insanlarının bu bozuk ve yetersiz yollara dökülerek “yol yoksa seyrüsefer ruhsatı da yoktur” diyerek protesto gösterileri yaptığı.. Ektiğinin biçtiğinin insanlarının beslenmesine yetmediği.. Ambargolu ve tanınmamış bu KKTC’nin…

BİR gün   dünyanın bir ucundan gelen işçiler için  “para biriktirmek amaçlarında  inşaatlarla öteki iş yerlerinde çalıştıkları altın yumurtlayan bir tavuk  haline geleceğini, hayal edebiliyor muyduk?

ÜSTELİK kendimizi “AB ve BM’ler üyesi olan hemen dibimizdeki Rum tarafı ile mukayese ederek yaşıyoruz bu KKTC’de! Hatta Rum’u nerelerde geçtiğimizin bile lafazanlığını yaparak!

O halde? Evet bu ülkede yağ da vardır, simit de vardır, un da vardır… Hatta helva yapmasını da biliriz ama…

PEKİ neden huzursuz dolayısıyla istikrarsızız? Nitekim dün yöneticilere dönük yüzümle “milleti şeker hastası yaptınız” dedimdi.. (Bazan düşünüyorum ama:  Yoksa millet “şu “yiyin efendiler yiyin bu hab’ı iştaha sizin” dediklerine nazire mi diyabet hastası olmakta!)

ASIL sorulası şudur ama: Yanında dünyanın dört tarafından gelen binlercesiyle  işçi çalıştıran “işinsanlarımıza” karşın, “Devlet neden bir muhtac’ı dide? Neden sürekli TC’den  gelecek katkısal parayı gözlemekte?

Kİ bu ülkede artık Yahudilerin, Rusların, İngilizlerin  “siteleri, köyleri, yerleşim yerleri vardır tutun ki emirlerine tahsis ve amadedirler!”

VE  “Bangladeş niresi, işçisi gelmiş çalışıyor, parasını alamadı diye kazan kaldırıyor.. Vay be! Meğer biz neymişiz ne olmuşuz böyle…

Başınızı kanata kanata kaşıyarak düşünmez misiniz? O halde devlet neden on parasız? Neden züğürt? Devlet Kurumları neden hep zararda? Neden Kamu görevleri dökülüyor? Vesaire…

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı