Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa savunma bakanları tarafından imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması’nın (SOFA), Kıbrıs adasının mevcut gerçeklerini, uluslararası hukukun temel ilkelerini ve bölgede hassasiyetle korunması gereken dengeleri göz ardı eden, son derece yanlış bir adım olduğunu vurguladı.
Üstel, Kıbrıs adası ile hiçbir tarihi, coğrafi veya siyasi bağı bulunmayan Fransa’nın bölgede askeri varlığını artırmaya yönelik girişimlerinin, Doğu Akdeniz’deki hassas dengeleri olumsuz etkileyecek nitelikte olduğunu söyledi.
Başbakan Üstel, “Doğu Akdeniz’deki dengeleri kendi lehine değiştirme amacıyla hareket eden çevreler şunu çok iyi bilmelidir ki; bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir güç ve oyun kurucu konumundaki Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını hedef alan hiçbir girişim amacına ulaşamayacaktır.” dedi.
Başbakan Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması’na (SOFA) ilişkin açıklamalarda bulundu.
Söz konusu anlaşmanın, adadaki mevcut statükoyu ve Kıbrıs Türk halkının varlığını yok sayan tek taraflı bir anlayışın ürünü olduğunu ifade eden Başbakan Üstel, “Tarihi, hukuki ve siyasi gerçeklerden kopuk bu yaklaşımın, bölgede barışa, istikrara ve güven ortamına herhangi bir katkı sağlaması mümkün değildir.” dedi.
– Bu politikalar yalnızca Kıbrıs’ın değil, Doğu Akdeniz’in tamamının güvenliği açısından kaygı verici gelişmeler
Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in, göreve geldiği günden bu yana Güney Kıbrıs’ı yabancı askeri unsurların konuşlanma merkezi haline getirme yönünde sistematik adımlar attığına işaret eden Başbakan Üstel, bu politikaların yalnızca Kıbrıs’ın değil, Doğu Akdeniz’in tamamının güvenliği açısından kaygı verici gelişmeler olduğunu söyledi.
Başbakan Üstel, “Adayı bir iş birliği ve diyalog zemini olmaktan çıkarıp askeri rekabetin parçası haline getirmeye yönelik bu anlayış, bölgesel gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.” dedi.
Üstel açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“İmzalanan anlaşma ile yabancı askeri personelin adadaki varlığının daha kalıcı hale getirilmesine yönelik hukuki bir zemin oluşturulmaktadır. Kıbrıs adası ile hiçbir tarihi, coğrafi veya siyasi bağı bulunmayan Fransa’nın bölgede askeri varlığını artırmaya yönelik girişimleri, Doğu Akdeniz’deki hassas dengeleri olumsuz etkileyecek niteliktedir.
Rum Yönetimi’nin bir yandan soykırımcı İsrail, diğer yandan sömürgeci Fransa ile geliştirdiği askeri ve stratejik iş birlikleri, Kıbrıs’ı barış ve istikrar ekseninden uzaklaştırmakta, bölgedeki kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Bu politikalar yalnızca Kıbrıs Türk halkının değil, uzun vadede Kıbrıslı Rumların güvenliği açısından da risk oluşturmaktadır.”
Başbakan Ünal Üstel, özellikle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi’nin adada temaslarını sürdürdüğü ve taraflar arasında diyaloğun teşvik edilmeye çalışıldığı bir dönemde böylesi bir askeri anlaşmanın imzalanmasının yapıcı çabalara hizmet etmediğini, aksine güven artırıcı ortamı zedelediğini vurguladı.
– “Gerginliği artıran değil, iş birliğini teşvik eden politikalar izlenmesi tüm tarafların ortak yararınadır”
Kıbrıs Türk tarafı olarak, adada kalıcı bir çözümün, sürdürülebilir istikrarın ve gerçek anlamda barışın ancak iki halkın egemen eşitliği ile iki devletin eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağına inanç belirten Başbakan Üstel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Doğu Akdeniz’deki dengeleri kendi lehine değiştirme amacıyla hareket eden çevreler şunu çok iyi bilmelidir ki; bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir güç ve oyun kurucu konumundaki Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını hedef alan hiçbir girişim amacına ulaşamayacaktır.
Bu tür adımların yaratacağı olumsuz sonuçlar, en başta Rum Yönetimi’nin güvenliğini ve bölgesel istikrarı etkileyecektir. Gerginliği artıran değil, iş birliğini teşvik eden politikalar izlenmesi tüm tarafların ortak yararınadır.
Bu vesileyle uluslararası toplumu, adanın gerçeklerini dikkate almaya, uluslararası hukuka bağlı kalmaya ve Kıbrıs’ta mevcut iki devletli gerçekliğe saygı göstermeye davet ediyoruz.”
































