Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GEÇİM DERDİ DEĞİL GELECEK KRİZİ

mahmut sezinler

Devletten maaş alanlara ay sonu altı aylık hayat pahalılığı oranı maaşlarına ilave edilecek. Asgari ücretlinin de maaşına aynı oranda ilave edilip 6 ay içinde kaybedilen satın alma gücü tekrar kendilerine kısmen verilmiş olacak. Kısmen diyorum çünkü Devlet İstatistik Kurumu tarafından hesaplanan enflasyon oranı doğru değildir. Yoksullaşma insanımızın yüzleşmek zorunda kaldığı güncel bir sorundur. Bu sorun doğru politikalarla giderilebilinir. Ama asıl büyük tehlike Kıbrıs Türk Halkının geleceğe olan inancının kaybolmasıdır.

Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde insanlar arasında hayatın ne kadar pahalı olduğu, marketlerdeki etiketlerin günlük yaşamı ne kadar doğrudan etkilediği konuşulurken arkadan derinden gelen başka bir kriz var. GELECEK KRİZİ…

İnsanımız artık yalnızca “Ay sonunu nasıl getiririm?” diye düşünmüyor. “Beş yıl sonra nerede olacağım?” “Çocuğum ne yapacak daha iyi bir hayat yaşayabilecek mi?” “Yurt dışında yüksek eğitimini alıp buraya gelecek mi?” “Burada ne yapacak?” sorularını soruyor. Bir ülkeden gençler diplomalarını ellerine alıp ülkeden kaçıyor ve geleceğini yurt dışında arıyorsa anne babalar çocuklarını yurt dışında çalışıyor diye hayal ediyorsa sosyal sigorta emeklileri geçinemiyor diye başka işlerde de çalışıyorsa sorun yalnızca geçim değildir. Sorun gelecek kaygısıdır. Geleceğin belirsiz olmasıdır.

İnsanın yaşam kaynağı UMUT’tur. İnsan umut ile beslenir ve sevinç duyar. Umut ise güven ister. İnsanlar yarınların bugünden daha iyi olacağına inanmak ister ve ona göre yatırımını yapar, tasarruf eder, üretir, hayal kurar. Yani dışa açılır toplum insanı. Bu güvenin yaratıcısı devlettir. Devlet insanının güvenini kazanır, insanı da ona güvenir ve o devlete tırnaklarını geçirir.

Bir ülkede barış varsa, o ülke komşularıyla, dünyayla barışık ve bütünleşmişse, bir ülkede liyakat varsa, gençler çalışır, üretir. Bir ülkede kurallar herkese eşit uygulanıyorsa, ülkede maliye gelişi güzel Rs’n vergilerle insanları bezdirmiyorsa O ülkeye sermaye gelir yatırım yapılır. Devlet öngörülebilir ise insanlar umutla yarınlarını planlayabilir. Bütün bunların olmadığı yerde siz istediğiniz kadar hayat pahalılığını verin, toplum huzur bulmaz. Yalnızca para değildir insanı motive eden güven duygusu kaybolur, zaman para ile satın alınmaz, değerini kaybeder.

Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ihtiyaç duyduğu şey maaşların yükseltilmesi değil. Elbette çalışanlar insanca yaşayabilecekleri bir geliri elde etmek isterler. İnsanlar özellikle genç nüfus kendi ayakları üzerinde durmak ister. Tüm bunların olabilmesi için geleceğe güven duyulmalıdır.

Anneler – Babalar çocuklarına okuyun gelin, ülkemizde emeğinizin karşılığını alacaksınız diyebilmeli. Amcanın, dayının torpil mekanizmasının olmadığı bir düzenin varlığına inanmalıdır insanımız. İnsanımız umuda, liyakate ve güvene inanmalıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kendi insanının hayallerini bu topraklar üzerinde tutabildiği sürece güçlenir.

En büyük sermayemiz insanımızdır. En büyük sermaye insanımızın geleceğe inanması ve güvenmesidir.

Ülkemizde geçim sıkıntısı vardır, bu insanımızı yoruyor ama bizi asıl yoran kültürel çöküş, suç oranlarının artması, toplumun gelecekten umudunu kesmesi. İstediğimiz kadar nutuk atalım milli törenlerde, esas meselemiz GELECEK KRİZİ.