Hemen hepimizin etrafında vardır herkesin işine, gücüne, yardımına koşan herkes tarafından bu sebeple de çok sevilen, ‘çok iyi insan’ olarak bilinen, ama söz konusu kendisi...
Tam orası, evet tam orası. Doğru yerde duruyorsun. Tam orda olduğun halinle sevmeye başlamalısın kendini! Ne eksik ne fazla, tam da o halinle… Ne kadar...
Mutsuzluk… Adeta bir salgın gibi. Kime sorsan mutsuz; kimi evinden, kimi işinden, kimi eşinden… Hayattaki sorumluluklarımız arttıkça, keyif aldığımız şeyler dahi an gelip görev haline...
‘Acaba hiç kendim olmuş muydum? Hiç kendimiz olduk mu? Görevlerin birlikte götürülmediği bir yerim oldu mu hiç?’ Adalet Ağaoğlu Kendin olmak… Durup düşündün mü hiç,...
Kahve sohbetlerinin vazgeçilmezi dedikodu! İnsanlara aidiyet duygusu kazandırmasına rağmen barındırdığı nitelikler nedeni ile çoğunlukla dürüst olmamakla özdeşleştiriliyor, dedikodu yapmak adi ve bayağı bir şey olarak...
Anne karnından çıktığımız andan itibaren ayrı bir birey olmuşuz demektir artık. İlk başta annesinin kanatları altında bakılıp korunmaya muhtaç olan bu bebek yaşı ilerledikçe özgürleşmeye...
Bilemezsin Sana verecek bir armağanı çok aradığımı… Hiçbir şey içime sinmedi. Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var? Ya da okyanusa su… Düşündüğüm her şey...
Mermer, taş ve demir kırılır ama aşkımız kırılmaz. Herkes gelir geçer ama biz birbirimize sadık kalırız’ nakaratı boşanma oranlarının %50’lere vardığı günümüzde artık pek de...