BeslenmeKöşe YazarlarıSürmanşet

Boş verelim mi?


Şeytan diyor ki, çek kapıyı ya da ne bileyim evdeki bütün patlıcanları kızart gitsin; Düşünme! Tomris Uyar

 

Ne çok düşünüyoruz değil mi? Hayatın her anını planlamaya çalışıyoruz. Bilinmezliğe kat’iyen dayanamıyoruz. Doğamızda yok çünkü belirsizliğe tahammül edebilmek. Aslında tek istediğimiz kendimizi güven altına almak. Hele de şu an yaşadığımız dünyada; o kadar koşuşturmaca içinde yorulurken, hayatımızı rayına oturtup sorunsuz yaşamak, derin bir nefes alıp dinlenebilmek tek gayemiz. Bu amaçlayapıyoruz aslında bitmek bilmeyen planlarımızı. Nasıl mı? İçinde bulunduğumuz andan çalarak. Sonra bir hastalık, bir kaza, bir kriz ya da herhangi bir şey çıkıyor ve günlerce üzerinde çalıştığımız planlar alt üst olup gidiyor. Sonrasında uslanıyor muyuz? Sanmıyorum….

Ne boş vermeyi biliyoruz, ne akışa bırakmayı… Hep bir gelecek telaşı! Sanki yarının garantisi varmış gibi yıllar sonrasının planlarını yapıyoruz. Yapmak neyse o kadar inanıyoruz ki sorun çıkmayacağına, en ufak bir sorunda tepe taklak oluyoruz. Her şeyin bakış açımızda olduğunu, bizde başlayıp bizde bittiğini unutuyoruz. Yaşananlar kadar onlara baktığımız pencerenin de, olayların üzerimizde yarattığı etkide önemli olduğunu unuttuğumuz gibi…

 

Hadi gelin bir günlüğüne boş vermeyi deneyelim.

-Elalemi boş verelim

-Ayva göbeğimizi boş verelim

-Diyeti boş verelim, sağlıklı beslenmeyi de

-Evdeki dağınıklığı

-Akşam ne yiyeceğim derdini

-Pazarı nasıl değerlendiririm telaşını

-Siz söylenirken arkasını dönüp rahatça uyuyan  kocanızın umursamazlığını

-Pazardan aldığınız sebzeleri bir türlü beğendiremediğiniz karınızın dırdırını

-Patronunuzdan işittiğiniz azarı

-Çocuğun okulunu, ödevini, sınavını

-Arkanızdan konuşan çok bilmiş arkadaşınızı

-Sizi üzenleri

-Sizin üzdüklerinizi

-Hatalarınızı

-Geçmişi

-Geleceği….

Sadece bir günlüğüne boş verelim.

 

O günü ‘anda kalma’ günü ilan edelim. Sadece kendimizi duyalım. Hadi bencillik yapalım biraz. Hem dozunda bencillik iyidir.  ‘Ben günü’ olsun o gün. Farz edin ki yarın yok. Nasıl yaşamak isterseniz öyle yaşayın. Ama yavaşlayarak ve anın tadını çıkararak. Tabi ki başkalarına ve kendinize zarar vermeden! Yönümüz kendimiz, yolumuz değerimizi fark etmek olsun. Madem ki içinden canlı çıkan yok bu hayatın, hayatta olduğumuz sürece dibine kadar tadını çıkararak yaşayalım gitsin değil mi? En azından bir günlüğüne denemeye değmez mi? Bu kadarına hakkınız yok mu? Korkmayın ne bir günlük boş vermişlik dünyanın sonu olacak ne de hep öyle kalacaksınız. Bilakis kendinize nefes alma şansı tanıdığınızda hayatın tadına varacak, haliyle deşarj olacak ve daha verimli bir şekilde sorumluluklarınıza döneceksiniz.

 

Ve ‘ben günü’ şunları demeyi öğrenelim;

-Sağlık olsun…

-Ben bunu hak ettim…

-Olduğu kadar…

-Neyse!

-Bana ne?

-Kime ne?

-Ben buna değerim.

-Ben çok kıymetliyim..

-Kısmette yokmuş

-Benden kıymetli mi!

-Canım kendim

-Seni seviyorum

-Gel sana bir sarılayım

-Boşveeeeeeer!

Ve de tabi ki;

-Ne lezzetli bir pasta 😉

 

Ya da çekin kapıyı tüm patlıcanları kızartın gitsin….


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı