Köşe Yazarları

Ölüm Bizi Ayırana Kadar mı?






Mermer, taş ve demir kırılır ama aşkımız kırılmaz. Herkes gelir geçer ama biz birbirimize
sadık kalırız’ nakaratı boşanma oranlarının %50’lere vardığı günümüzde artık pek de
günümüz gerçeğini yansıtmıyor gibi.

Bizler Yeşilçam’ın dostluk, dürüstlük ve aşk aşılayan filmleri ile büyümüş bir nesilken, mutlu
sonlara alışmışken şu an yaşadıklarımız, öğrendiklerimizden ve hayal ettiklerimizden ne
kadar da farklı değil mi? Her şeye olduğu gibi insana da erişimin kolay hale geldiği
günümüzde aldatmalar, tahammülsüzlükler, boşanmalar artmış, gerçek aşk çoğunlukla
hayalleri süsleyen bir şey olarak kalmaya başlamış gibi görünse de içimizde bir yerlerde
Yeşilçam aşklarına karşı olan özlem hala durmakta. Hem de hiç azımsanmayacak bir
oranda! Kişilerin 10’da 9’u sıcak ve sürekliliği olan bir ilişki istemektedir. Bunu söylüyorum
çünkü yapılan çalışmalar insanın biyolojik olarak bağlılık ve bağlanma üzerine inşa
edildiğini göstermektedir. Yani istesek de istemesek de, başarsak da başarmasak da
doğamız gereği bağlılık aramaktayız. Peki neden boşanma oranları buna rağmen %50ler
civarında seyretmekte? Bununla ilgili en çok göze çarpan en temel gerçekleri şu şekilde
sıralayabiliriz

*Temel tüketiciye dönüşüm. Tıpkı tek kullanımlık ürünlerdeki artış ve buna alışmış olmak
gibi, ilişkilerden de kolayca vazgeçmek, çaba ve emek sarf etmemek.

*Müstakbel eşe internet sayesinde kolay ulaşım, bu sayede seçme şansının artması,
çabalayıp ilişkiyi düzeltmek yerine eski eş ile yenisini değiştirmeyi kişinin zihninde daha
pratik kılmakta. Bu durum aslında bir nevi sürekli zahmetsiz cicim ayı yaşamak adına daha
yüzeyel ilişkiler içinde kalmayı, bir yandan da farklı deneyimler yaşayarak monotonluktan
kurtuluyor olduğu yanılgısına kapılmayı beraberinde getirmektedir.

*Kadının maddi özgürlüğünü elde etmesi ile sorunlu bir evliliğe katlanmayı bırakması
*Boşanmalara doğal olarak bakılmaya başlanması

*Eşten beklentinin ‘hayatta kalmak’tan ziyade ‘daha kaliteli bir hayat elde etmeye’
dönüşmesi

*Sosyal medyanın yarattığı yanılsama ile ilişkiye karşı olan gerçek dışı beklentilerin
artması

* Günlük sorumlulukların artması ile ilişki için harcanan eforun azalması; Karşılıksız verme
isteğindeki azalma, yaşananların ardında kendine çıkar sağlama isteği

‘Nikah kadar ucuz ve kolay olmalıdır boşanmak da’ demiş George Bernard Shaw. Ne
kadar doğru tartışalım isterim. Hiçbir evlilik boşanma hayali ile yapılmadığı gibi mutsuz
olma hayali ile de yapılmaz. Ama insanın doğasında var değişim. Aynı nehirde iki kez
yıkanılmaz derler ya ben de aynı insanla iki kez konuşulmaz derim. Her konuştuğunda o
kişi yeni tecrübeler kazanmış, yeni ihtiyaçlara bürünmüş farklı bir ruhtur artık. 20sinde
beğendiğin insan, aradığın karakter 40’ında aynı olmazken bir evlilik nasıl illa ki bir ömür boyu sürmeli denilebilir ki? ‘Çocuğun için’ boşanma’, ‘Elalem ne der?’ boşanma, ‘İyi insan’
boşanma, ‘Herkesin evliliği daha mı iyi, idare et’, ‘Dövdü mü? Aldattı mı? Yok! E niye
boşanacaksın?’… Mutsuz olmanın, birbirini tamamlamamanın, doyurmamanın, aynı dili
konuşmamanın, aynı hayalleri kurmamanın boşanma sebebi olarak sayılmadığı bir
kültürün baskısı altındayız maalesef. Bunları yazarken amacım kimseyi boşatmak ya da
boşanmaları desteklemek değil.

Boşanmanın da evlilik kadar düşünülerek verilmesi gereken bir karar olduğunu düşünüyor,
duruşmaya giderken artık ‘elimizden gelen her yolu denedik’ rahatlığı ile gidilmesi
gerektiğini savunuyorum. Amacım evlenmek kadar boşanmanın da doğal olduğunu,
önemli olan şeyin mutluluğunuz olduğunu anlamanız ve boşanma sürecine yukarda
saydığım tuzaklar nedeni ile girdiyseniz durup ne yaptığınızı sorgulamanızı sağlamak.
İlişkiyi daha bilinçli ve sindire sindire yaşamanız, zorlandığınız, mutsuz, değersiz,
monotonlaşmış hissettiğiniz yerde aynı gemide olduğunuzu hatırlayıp eşinizden açıkça
yardım istemeniz ve ortaklık teklif etmeniz. Özetle tükendi deyip çöpe atmak yerine geri
dönüşüme uygun mu diye bakmanız. Bazen tükenir ve geri dönüşüme uymaz bu ayrı
konu, ama bunun için dahi önce bir dönüp bakmanız gerekir.

Onca hayalle onca emekle yapılan bir şeyin sürmesini ve hiç kimsenin hayallerinin yarım
kalmamasını herkesten çok istiyorum. Tek bir şartla! Elalemin ne dediğinden bağımsız, her
iki tarafın da ilişkiden yeterli doyumu alması şartı ile.. Kendi, eşi , çevre ve doğal olarak
ilişki dinamikleri değişirken buna uyum sağlayıp ilişkilerini çok uzun yıllar sürdürenlere
saygım sonsuz, onlar adına çok mutluyum ama sadece bunu kendinden vazgeçmeden
yapanlar adına…

Evlenmek kadar boşanmak da doğaldır. Üzerinde düşünülüp, emek verilip sağlıkla verilmiş
bir karar olduğu sürece. Şu nedenlerden dolayı boşanılır, şunlardan dolayı boşanırsanız
hata yaparsınız, suçlusunuz mantığını hem kendiniz hem o ilişki içinde bulunduğunuz birey
hem de varsa çocuklarınız açısından yapılmış büyük bir haksızlık gibi görüyorum. Sebebi
her ne olursa olsun, size iyi gelmeyen hiçbir yerde kalmak zorunda değilsiniz… Siz de en
az çocuğunuz, eşiniz, anne babanız kadar değerlisiniz. Mutsuz insan çevresini mutlu
edemez. Yönünüz huzur olsun. Ve gemiyi batırmadan önce aynı gemide olduğunuzu
hatırlayıp kurtarmaya çalıştığınızdan emin olun…
Sevgiyle kalın….






Başa dön tuşu