Köşe Yazarları

2020 için Dünya Raporu ve değerlendirme,






Dünya Bankası raporu geçenlerde yayınlandı. Covid dolayısıyla dünyada genelde ekonomilerde daralma ve resesyon beklenmektedir. Salgın döneminde, özellikle gelişmiş ülkeler başta ABD, AB Merkez Bankası, Japonya ve gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan çoğu ülkeler mümkün oranda bu dönemi yurttaşlarını ve ekonomiyi rahatlatmak ve bu dönemi sıkıntıya koymadan atlatmak
için bol miktarda piyasaya para sirküle ettiler. Ve bu dönemde Piyasaları ve vatandaşları rahatlattılar. Öncelikle sağlık düşünüldü. Bütçe kanalıyla harcamalar arttırıldı, para basıldı, kredi hacimleri arttırıldı. Yani bütçe, para ve kredi politikaları ile ekonomi canlı tutulmaya çalışıldı ..

Salgın hafifledikten sonra neler yapılır? Hükümetler, Harcamalarını arttırarak ve tüketimi kamçılayarak iş hacmini artırarak, ve yatırımlar açarak istihdamı hızlandırarak ekonomik hareketlilik sağlanmaya çalışılır. Devletler bunu Yine Bütçe yasası kanalıyla harcamaları arttırarak, gerekli sektörlere teşvikler vererek, üretim ve istihdamı destekleyerek artırarak, veya kredi hacimlerini düşük faizle karşılayarak üretim ve istihdamı sağlamaya dönük önlemlere öncelik verilir. Veya hepsini birden dengeli bir şekilde sağlayarak hareketlendirilir.. Ayrıca devletin şirketlerin sermaye genişlemeleri için ve para arzını arttırmak için hisse senetlerine ve tahvillere de talebi arttıracak önlemler alabilir. Son cümlede KKTC’nin sıkıntısı vardır. Ayrıca TL para arzı açısından enflasyon ve döviz kurları artışları karşısında TL olarak Türkiye’den belli dönemler itibariyle takviye gereklidir. Son İşbirliği Protokolü ile gelecek yardımlarla işlemler belli seviyede düzene konabilir.

Esasen genelde ülkelerin salgın döneminde birinci özelliği bu dönemi en az hasarla ve her ülkede mevcut çalışan sisteme hasar vermeden atlatmak idi. Yoksa bütün ülkeler ve bu işe kafa yoranlar salgın hastalık sonrası ekonomideki bir miktar daralmayı beklemekte idi. Şimdi ise kısa ve uzun vadeli ekonomik ve mali önlemleri almaktı. Tüm dünyada müşterek bir sorun. Kimi ülkelerin daha kolay, kimi ülkelerin, bizim gibi zor koşulları var. Önemli olan kaynakları dengeli, hesaplı ve iyi, verimli kullanabilmektir.

Salgın sonrası piyasalar açıldıktan ve üretim ve para-kredi politikalarında alınan önlemlerle hareketlendikten sonra ve devlet yatırımları ile ve harcamaları ile piyasaya ve ekonomiye kan verilmeye başlandıktan sonra diğer sektörlere de normalleşmeye bağlı olarak iş hacmi genişlemesi sirayet edecektir.

Dünya Bankası raporuna göre 2020 yılında gelişmiş ekonomilerden ABD’de eksi % 6 , AB’de eksi % 9.1, Japonya’da eksi % 6.1 küçülme olacağı tahmini öngörüldü.

Gelişmekte olan ülkelerden Türkiye’de eksi % 3.8, Rusya’da eksi % 6, Latin Amerika’da eksi %7 küçülme öngörüldü.

Reel GSYIH’da ise gelişmiş ülkelerde ortalama eksi % 6.8 ve gelişmekte olan ülkelerde ortalama eksi %2.8 küçülme olacağı beklentileri vardır. Dünya ticaret hacminin %13.4 düşeceği , petrol fiyatlarının %48’e yakın düşeceği ki bu yararlı olacaktır, enerji dışındaki emtianın da %6’ya yakın düşeceği tahmin ediliyor.

Tabii ki bu tahminler bizi yanıltmasın çünkü yüksek gelir grubu içinde olan ‘gelişmiş’ ülkelerdeki daralma daha yüksek görülmekle beraber refahta düşme olduğu cihetle, ‘gelişmekte olan’ ülkelere göre çok daha avantajlı durumdadırlar.

Yani kanaatimce bu darlığı, gelişmekte olan orta gelir grubu içinde dönen ülkeler ve bu ülke halkları daha çok hissedecektir. Hem gelir dağılımı bozukluğu hem de ekonomilerindeki kayıt dışılık çok yüksek olduğu için.

Türkiye’de ilk çeyrekte TÜİK verilerine göre %4.5 büyüme oldu. Sanayide %6, bilgi iletişimde %10.7 ve tarımda %3, diğer hizmetlerde %12. Diğer sektörler düşük, inşaat sektörü de eksi oldu.

Türkiye’de bu dönem Büyüme, hanehalkı tüketimi ve devlet harcamaları artışına dayalıdır. İhracat ve ithalatta ve gayrı safi sermaye yatırımlarda düşüşler olmuştur. Yani büyüme bu dönemde devletin bütçe kanalıyla sağladığı parasal destekler , harcamalar ve düşük faizli kredi hacim artışlarından kaynaklanmaktadır. Piyasa bu dönemde canlı tutulmaya çalışılmıştır, sağlık alanında da yatırımlar yapılmıştır.

KKTC’de zamanında istatistiki bilgilere çok ihtiyaç vardır. 12 yıldan beri istatistiklerin (bütçe aylık raporları dışında) Ekonomik ve Sosyal Göstergeler’in çıkmaması çok büyük bir eksikliktir, ve son 12 yıldan beri, 3 yıl gibi inanılmaz bir süre geriden istatistikler çıkıyor ki hiçbir anlamı olmuyor. Dünyada, Türkiye’de hatta günlük, haftalık çıkan ekonomik ve mali göstergeler, durumu ortaya koyuyor. Yani bu
teknolojik devirde 3 yıl geriden gidişin hiçbir gerekçesi yoktur. Bu amaçla ayrıca özel Kurum da oluşturuldu. Her hafta çıkmasa da en azından her ay aylık çıkması ve GSYIH’ durumu ile genel ekonomik mali ve sosyal durumun gerçekleşmelerinin çıkarılması şarttır. Nerede olduğumuzu bilmezsek nereye gideceğimizi nasıl tayin edeceğiz? Bu gün GSYIH’mızı, Ödemeler Dengesini, kaynaklar-harcamalar dengesi rakamlarının nasıl gerçekleştiğini dahi bilmiyoruz. Yayınlanan
tahminlerdir. İlgili daire ve kurumların gayreti şart..








Başa dön tuşu