Müzakereler devam ederken açıkça görülüyor ki çözüme ulaşmak için iki büyük “anlayışa” gerek var. Birisi “uzlaşıdır” diğeri “özveri.” Zaten uzlaşmak için özverili olmak gerekir. O...
Başucumdaki kitabı açıp işaretlediğim yeri bir daha okuyorum. Şöyle yazıyor: “Federal toplum kendi içinde çeşitli nedenlerle farklılaşmış gruplar içeren toplumdur…” Sonra gözlerimi yumuyor ve düşünüyorum....
Türkiye’nin himmeti ve güvencesi ile Kuzey’de eğlenirken, Güney’den barışçı çözüm için inayet beklemek kolaydır! Hatta Rum’un tepetaklak giden maliyesine karşın çok daha iyi durumda olduğumuz...
O kadar yavaş ilerliyor ki müzakereciler Afrikalara kadar gidip geliyorlar… Mesela geçen hafta müzakereci Özersay can sıkıntısından olacak bir lase Fransa’ya kadar gidip dönüverdi… Yakında...
Hep tekrarlarız: Hocaya “eski ay’ı ne yaparlar” diye sormuşlar, “kırpıp kırpıp yıldız yaparlar” demiş… İnsan yaşlandıkça eskir! “Eski”nin işi “eskiciliktir! Artık “alacağı” kalmadığından “eskiler” satar!...
Sürekli siyasi sloganlarla kafamızı karıştırdıkları için biz de çok olağan tepkide “karışmak ve karıştırmak” zorunda kalıyoruz! Mesela daha müzakereler başlamadan önce başladıydı: “Barışçı çözüm!” Kulaklarımızda...
AB’de ilginç gelişmeler yaşanıyor. Son AB Parlamento seçimlerinde bu “ilginçlik” geleceklere yönelik kuşkular yaratıyor! Çünkü hem AB’ye karşı olanlar hem de “aşırı uçlar” geçmişe oranla...
Uzun zamandır görmediğim şu müzmin “tanıdıklarımdan” birisi ile karşılaşmışım ki “yazılarını her gün okuyorum ama kusura bakma sana katılamıyorum” deyiverdi… Aslında artık arkadaşlarla, tanıdıklarla hatta...
Kafalarımızın iyice karıştırıldığı, daha doğrusu “her kafadan bir sesin çıktığı” müzakereler sürecini anlamak için yine iş başa düşüyor! Mesela soruyorum? Kıbrıs sorunu öylesine kronikleşti ki...
Bozgun büyük! “asırlarca Türk Rum halkları bu adada kardeşçe birlikte yaşadılardı” diyenler ve Kıbrıs siyasi çözümünü bu “halklar zaten kardeştir” sloganı üzerine oturtup “yeniden birleşik” ...