Bu ülkede yıllardır eksik öğretmen meselesi çözülebilmiş değildir. Belli ki mevcut sistem çağa ayak uydurabilecek durumda değildir. Sorun sadece öğretim yılının başında atanması gereken öğretmenler ile de sınırlı değildir. Yıl içerisinde de oluşan öğretmen eksikliklerine de hızlı cevap veren bir sistemimiz yoktur.
Örneğin bir öğretmen hastalık dolayısı ile 3 gün okula gelmezse ilköğretimde bunun yerini okuldaki diğer öğretmenler doldurur. Bu da öğretmene ekstra yük binmesi demektir. Gün içindeki performansını etkiler.
Ortaöğretimde ise büyük olasılıkla o öğretmenin dersleri sırasında çocuklar ders yapmaz. Bu yıllardır böyledir ve eğitimi yönetenler bu sorunu çözememişlerdir. Basit gibi görünen bu konu aslında ciddi ders kayıplarına neden olmaktadır.
Örneğin Avrupa’da bu gibi öğretmen eksiklikleri “supply teacher” denilen bir yöntemle kısa sürede çözümlenir.
Çok ilginçtir öğretmenlerin bir gün grev yapmasına öfkelenen ve söylemediği lafı bırakmayan vatandaş, böylesi durumlarda tepkisizdir. Ya da tepkisi kamuoyuna yansımamıştır.
Tabii ki KKTC denilen bu devlette öğretmen olarak da atanabilmek zordur. Basına da yansıdığı şekilde Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği münhal sayısı ile sendikanın belirlediği öğretmen ihtiyacı arasında dağlar kadar fark vardır. Öğretmen ihtiyacı, açıklanan münhal sayısının neredeyse iki katıdır.
Bu farkın bir plansızlık sonucu olduğunu sanmıyorum. Bunun bakanlığın veya hükümetin bilinçli bir tercihi olduğunu düşünüyorum. Aslında bu durumu herkes farkında… Büyük olasılıkla aradaki fark geçici öğretmenler ile tamamlanacak.
Ne yazık ki bizim ülkemizde geçici öğretmen atamaları belli dönemler dışında tamamen liyakatsiz bir şekilde yapılmaktadır. Bildiğiniz gibi bu ülkede Aralık ayında seçim var. Alışılmış bir şekilde bu iktidar geçici öğretmen atamalarını seçimler için koz olarak kullanmaktadır.
Öğretmenlik mesleği o kadar ayağa düşürüldü ki, siyasiler arasında futbol topu gibi gidip gelmektedir. Geçmişin en saygın mesleği olan öğretmenlik bugün siyasilerin iki dudağı arasında sakız gibi çiğnenmektedir. Bu geçici öğretmen atamaları o hale gelmiştir ki “herkes öğretmen olabilir, herkes öğretmenlik yapabilir” anlayışı hakım kılınmıştır.
Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından açılan İlkokul öğretmenliği münhaline bakıyorum. Bir kişilik bir münhal açılmış… Takip edebildiğim kadarı ile bir süredir münhal bu şekilde duyuruluyor. İlkokullarda öğretmen ihtiyacı belli değil mi? Niye ihtiyaç doğrultusunda münhal belirlenmiyor? Vardır elbet bir cevabı bunun da…
Gelişmeler öyle gösteriyor ki yeni öğretim yılı yine öğretmen eksiklikleri ile başlayacak. Bu halk UBP kurultayı yüzünden okulların açılmasının bir hafta ertelendiğini daha unutmadı.
Seçim arifesinde yapılacak olan geçici öğretmen atamalarının “çocukların yararına olma” kaygısı ile mi yapılacağı yoksa siyasi yakınlık mı? dikkate alınacağını hep birlikte göreceğiz. Umarım yeni öğretim yılı bu kez zamanında ve öğretmen eksiği olmadan başlayabilir.
Bizimkisi de bir umut işte…




























