Sevgili Başaran Düzgün dünkü yazısında, erken seçimin gerekliliği üzerinde durmuş ve “Bu hükümetin ömrü buraya kadardı” demiş… Tespit doğru da, gündelik olayların içinde kaybolup gitmeden...
Serdar Denktaş, önceki gün sosyal medayada bir paylaşım yaptı. Oyun oynanırken, birilerinin oyunu bırakıp, kapışmalarından bahsetti ve bunu UBP ile CTP’nin durumuna benzetti. Sonunda da...
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün, erken seçim için “hodri meydan” çekmesiyle başlayan süreç, ülkeyi bir anda seçim havasına soktu. Birçok partinin erken bir seçime hazır...
UBP Genel Başkanı bu sefer kaçamadı… Geçen defa aynı hodri meydanı çektiğinde, “yasa hazır değil” gerekçesinin arkasına saklandı, CTP’nin Temmuz önerisini görüşmedi. İstense belki de...
Bir süre önce, bir hukukçu arkadaştan dinledik ve dehşete düştük… Bugüne kadar kullanılan en tehlikeli uyarıcı madde, KKTC’de… Adına ‘zombi hapı’ diyorlar. İçenleri bir nevi...
Bu defaki genel seçimler, daha öncekilerden epey farklı olacak… Daha önce böyle bir yol ayırımı yaşamış mıydık diye düşünüyorum..? Pek aklıma gelmiyor… KKTC’nin ilanı öncesi...
Güney Kıbrıs’taki “Kıbrıs Üniversitesi”, geçtiğimiz Nisan ayında Kıbrıs Rumları arasında bir kamuoyu yoklaması yapmış. Görüşmelerin devam ettiği, ancak ilk kez tıkandığı sırada. Federasyon, asker, garantiler...
Algı yaratmak öyle bir şeydir ki, kaliteli bir algı yönetimiyle, olmayanı var gösterebilir, yanlışı doğru diye takdim eder, insanları inandırırsınız… Milliyet’te Sefa Karahasan da böyle...
Şiddet şiddettir. Cinayet de cinayet… Kadına karşı yapılanın, diğerlerinden farkı yok. Ama kadının korumasız oluşu, onu daha çok şiddete kurban ediyor. Diyeceğim şu ki, sadece...
Sosyal medyada bir site anket yapıyor ve soruyor; “Bugüne kadar izlediğiniz en dehşet korku filmi hangisi”… Düşündüm, taşındım, sanırım gerçekte yaşadıklarımdan daha korkunç bir film...