Köşe Yazarları

Herkes rengini belli etmeli…


Bu defaki genel seçimler, daha öncekilerden epey farklı olacak…

Daha önce böyle bir yol ayırımı yaşamış mıydık diye düşünüyorum..?

Pek aklıma gelmiyor…

KKTC’nin ilanı öncesi yapılan 1980 seçimlerinde bile böyle bir ortam yoktu.

Belki 2003 seçimleri… Annan Planı dönemi, referandum öncesi… Tek farkla, bugün öyle bir netlik yok…

Oysa isteseniz de istemeseniz de, hükümet ortaklarının ortaya attığı bir gündem var.

Ülkenin geleceği söz konusu…

Belki toplumun çoğunluğu böylesine radikal bir değişime sıcak bakmaz, belki muhalefet ciddiye bile almaz ama, kabul edelim ki, tartıştırılıyor…

Geçtiğimiz gün de yazdım, “müzakereler çöktü, ilanihaye bekleyecek değiliz, yeni bir model benimsemeliyiz” açıklamalarına muhalefetten doğru dürüst bir cevap gelmiyor. Bir sessizlik hakim.

Sadece bu açıklamaları yapanlara yönelik saldırılar var…

Peki, siz eğer farklı düşünüyorsanız, kendi tezlerinizi ikna edici bir şekilde anlatmanız gerekmez mi? KKTC’nin başka bir modeli benimsemesi, mesela Türkiye’ye çeşitli derecelerde bağlanması konusunda muhalefetin ne düşündüğünü, siyasi ve gerçekçi bakımdan anti tezlerini duymak istiyorum. Hem de gerekçeleriyle birlikte. En azından, Kıbrıs’ın geleceğini kendi görüşleriyle savunmalarını duymak istiyorum.

Ve, eminim ki, halk da bir an önce şu kavga ortamından başlarını kaldırıp, mantıklı tezlerini ortaya koymalarını bekliyor…

Sonuçta önümüze bir Anayasa değişikliği referandumu konur, ne yapacağımızı bilemeyiz…

Kimse çıkıp da, “bizim ne istediğimiz belli değil mi” demesin. “Yeni modelcilerin” ne istediğini  de çoktandır bilmiyor muyuz? Ama bakın, sadece o tezler gündemi işgal ediyor…

Gazetelerde gördüğümüz, her gün hükümetin bir başka bakanının aynı şeyleri söylemeye devam ettiği… Gündemi model savunucuları belirliyor…

İşte dün bu kez de Ekonomi Bakanı Sunat Atun, “Sonsuza kadar tanınmamış ve müzakerelere mahkum edilmiş bir pozisyonda beklemeye niyetimiz yok… Bu noktada anavatanımızla istişare içinde yeni modelleri elbette konuşmak durumundayız… KKTC dünya siyasi literatüründe kendi modeliyle, belki bir Monaco gibi belki bir Cebelitarık gibi kendi yerini almaya adaydır. Biz artık kendi iç siyasetimizde bunu konuşmaya başladık” demedi mi..?

Belli ki bir nabız yoklaması var. Belli ki bir hazırlık var… Bu arada iktidarın tüm icraatlarının, model hedefleri doğrultusunda olduğu da kesin.

Hatta son günlerde hükümet dışında, belli kesimlerden benzer sesler çıkması da çalışmaların boyutunu göstermeye yeter…

Böyle bir değişime ihtiyacımız var mı..? Ne getirir, ne götürür..? Uluslararası hukukta yeri nedir..? Halkın iradesi nedir? Bunları tartışmak gerek…

Bugün öyle sıradan bir gün değil. Belli ki bir karar aşamasının eşiğindeyiz.

Herkes rengini açık ve net ortaya koymalı.

Parmağının arkasına saklanarak, görmezden gelerek, küçümseyerek, “hakaret” diyerek geçiştirilecek bir durum değil bu…

Üstelik bu çıkışlar, puan da getirmiyor, tersine tepki yaratıyor.

İşte bunun için diyorum ki, 2018 seçimleri, KKTC’nin bundan sonraki 5 yılını değil, çok daha uzun vadede geleceğini şekillendiren bir seçim olacak… Yapacağımız seçim, sadece içte yanlış icraatlara ilişkin olmayacak. Devletin geleceğiyle ilgili olacak.

Kim ne öngörüyorsa, bunu açık seçik, korkmadan, cesaretle ve ikna edici bir şekilde halka anlatmalı.

Aynen dün Özdil Nami’nin sosyal medyadaki paylaşımı temelinde…

“Monaco, Cebelitarık, ilhaktan söz etmeyin artık. Kıbrıslı Türkler azınlık ya da alt idare değil, Kıbrıs’ın eşit sahibidir”…

Yaz bitti, Meclis de açıldığına göre, artık çalışma zamanı. Hem de çok…


YERİN KULAĞI VAR

ÇOK KELLE GİDECEK:

Son yapılan anketlerde UBP, olası bir seçimin galibi olarak gösteriliyor. Tahminler için belki çok erken, hatta manipülasyonlar olmuş olabilir. En doğru anket, sandıktan çıkan olsa da, yine de bu anketler, UBP’de bir deprem hazırlığı algısı oluşturuyor. Daha şimdiden bazı “önemli ve sürpriz” isimlerin, sandıkta kalması için çalışmalar seziliyor. Örgütlerde ve bazı gizli toplantılarda bu isimler dile getirilip, sandıkta kalmaları için senaryolar yazılıyor. Hatta bunun için bazı basın kuruluşlarıyla işbirliğine gidildiği, söz konusu isimlerin yıpratılması için karargahlar kurulduğu iddialar arasında. Bu yapılanların kime faydası olacağını ise kestirmek zor. Geçmişte bir İrsen Küçük örneği var sonuçta…

 

SORUN BURADA YAPTIKLARIYDI:

Talip Atalay’ın görevden alınması talebi zaten FETÖ davasıyla bağlantılı değildi ki… Şimdi mahkeme takipsizlik kararı verince, herşey güllük gülistanlık mı olacak? Mesele burada yaptıkları değil miydi? Dini siyasete karıştırması, Kurum’un  kendine verdiği yetkileri aşması, din işlerini yetersiz elemanlara teslim etmesi ve daha niceleri… Şimdi bu kararın üstüne, “e, ne yapalım, görevden almaya gerek yok” denecekse, yazıklar olsun…

 

FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK:

CTP milletvekili Birikim Özgür, ekonomi yönetimine ilişkin müthiş bir ciddiyetsizlik olduğunu, hükümetteki bu derin sessizliğin daha büyük kaosların kapıda olduğunu gösterdiğini söyleyerek, bunun nedeninin erken ve baskın  bir seçim olabileceğini iddia etti. Olur mu olur. Zaten hükümetin son icraatlarına baktığımızda hepsi de seçime yönelik. Onun için bu yıl Meclis’ten bir erken seçim kararı çıkarsa kimse şaşırmasın…

 

GENÇLERE VERİLENLER, YABANCIYA DAĞITILANLAR:

Seçim yaklaşıyor ya, dağıtım hız kazandı. Geleneksel arsa dağıtımları da başladı. Derdim bu değil. Benim taktığım şu, Başbakan törende “Köylerine, topraklarına sahip çıkmaları anlamında gençlerimize bir yol açıyoruz” demiş. Nasıl bir yolsa? Kendi gençlerine kıraç Mesarya köylerinde altyapısı olmayan arsalar, bizimle hiç ilgisi olmayanlara ise en değerli topraklar… Kim neye sahip çıkacak?

 

YANIT VERMEK ZORUNDALAR:

Taksicilerin hükümete karşı yaptıkları eylemi eleştiren Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst, “eyleme çıkan ve işin başını çekenler arasında kaç tane turistik T izni alan olduğunu paylaşmak isterler mi?” diye sordu. Bu soru kafaları karıştırırken, muhataplarının çıkıp Dürüst’ün bu açıklamlarına yanıt vermesi gerekir. Yok eğer sessiz kalmayı tercih ederlerse, o zaman Dürüst’ün, bu iddialarında haklı olduğunu düşüneceğiz… 

 

BU KEZ MÜDAHALE ETMEDİ:

Ve yaklaşık 2-3 haftalık ertelemenin ardından, tüp gaz zammı yeniden devreye girdi. Ev tipi tüp gaza 1.5 TL zam yapıldı. Hatırlayacaksınız, Eylül ayında yapılmak istenen zamma, hükümet müdahale etmiş ve zam kararını geri aldırmıştı. Ancak bu kez hükümetin, zam kararı karşısında sessizliğini koruyup müdahale etmemesinin nedeni yaklaşan seçimler olabilir mi…

 


ZİRVEDEKİLER

Mahmut Anayasa: “Bir uçağımız vardı, balkondan bakar, uçak Beşparmakları geçince yola çıkılır, karşılamaya köy basıynan gidilir, balkondan uçağa masumca el sallanırdı… Etraf tanıdık yüz doluydu, samimiydi, bizdendi. Önce uçağımızı aldılar, kanadımızı kırdılar, sonra Ercan’dan kovulduk”…

DİPTEKİLER

Eğitim Bakanlığı: Yeni Erenköy İlkokulu ve Lefkoşa’da Atatürk ve  Şehit Doğan Ahmet İlkokulu’ndaki sularda koli basiline( insan dışkısı) rastlanmış. Yasak olmasına rağmen hala bazı okullarda, çeşitli gerekçelerle çocuklardan para talep ediliyor. Bunlara çözüm bulması gereken bakanlık ise, yapılan eleştirilere cevap verme telaşında. Keşke önüne geleni, “Türkiye düşmanı, yalancı” diye suçlayacağına vaktini sorunları çözmeye ayırabilse…



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı