Kıbrıs sorununu federasyonla “çerçeveleyip” çözülsün diye duvara asmadıksa tabi ki her yönü ile düşünüp konuşacağız.. Çünkü tekil sorun değildir. Garantör ülkeleri de düşünürsek tutun ki...
Nitekim yıllar önce de bu topraklarda nasıl tutunacağımızınarayışlarına düştüğümüzdeevvel emirde sorduyduk: “Önce siyasi çözümü sağlayıp ekonomiyi sonrasına mı bırakalım?Yoksa sosyoekonomik yöndendüze çıkıp sonra mı çözüm...
Kuz35 yıl bir devletin tarihi sürecinde uzun zaman dilimi değildir! Fakat söz konusu “Kuzey Kıbrıs Türk Devleti” olduğunda siyasi gelişimiyle, ayni adayı Güney’deki Rum toplumuyla...
Dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ilanının 35. Yılını kutladıktı. O gün azınlıkta kalmış bir “aykırı kesimin” ötesinde, Lefkoşa Atatürk Meydanı öyle mahşeri kalabalık görmediydi. Bu...
Önce ciddiyetle sorgulanması gerekir. “Var mı KKTC’nin siyasi yelpazesinde Sol ile Sağ?” Yada beynelmilel ifadeleriyle “radikal sağ” ile “sosyal demokratlar?” Yahut din ağırlıklı “Müslüman parti?”...
Anastasiadis ‘in Kıbıs siyasi sorununa yönelik son dönemlerdeki tutumunu, sembolik bir “işaretle” ifade etmem gerekirse şudur (<) Tam aksine Sn. Akıncı için de bu (>)...
Geçen haftaya biraz da şaşkınlıkla bakıyorum. Çünkü Anastasiadis sadece “gündem” yaratmakla yetinmedi. Türk tarafının, “dur bakalım nereye varmak istiyor” merakıyla izlerken yarattığı gündemin “patronu” olarak...
Hoca’ya demişler oyna. “Yerim dar demiş!” Yer açmışlar, bu kez yenim dar” demiş! Kıbrıs siyasi sorunu ile ne kadar bağdaşır bilmiyorum ama başından beridir “oynamaya”...
Anastasiadis’in ne kadar tutarlı siyasetçi olduğunu bilmiyoruz ama yaptığı açıklamalara, kişisel görüşlerine, Güney’deki muhalefet’in kendisine yönelik eleştirilerine bakarak fikir sahibi olmak mümkün.. Ben de öyle...