Köşe Yazarları

PAZAR SOBETİMDİR: (KKTC EKONOMİSİNİN CEMAZÜL EVVELİYATI!)

Toplumsal yapımıza istediğiniz objektifle bakın: Tümçabalarımızın odağında önce“sosyoekonomik” sorunlarımızı görürsünüz.

Nitekim yıllar önce de bu topraklarda nasıl tutunacağımızınarayışlarına düştüğümüzdeevvel emirde sorduyduk:

“Önce siyasi çözümü sağlayıp ekonomiyi sonrasına mı bırakalım?Yoksa sosyoekonomik yöndendüze çıkıp sonra mı çözüm arayalım?

Bir başka ifadeyle “siyasi mücadele” için öncelikle güçlü bir ekonomi sahibi mi olalım.. Yoksa “güçlü ekonominin sahibi olmak için siyasi sorunu mu çözelim?

*****

TATIŞMA hâlâ devam ediyor! Bir farkla ama!Siyasi ve sosyoekonomik sorunlarımız dedemden babamdan yadigâr, hiç değişmediği halde;“eh bu kadarı da artık olsun” dediğimizce,“tartışma argümanlarını” zenginleştirdik ama!

Örnek olsun diye geçen gün hazinedar Serdar Denktaş ile ombudsman Dizdarlı arasında geçen en yenisini yazayım:“Hazinedar Serdar DenktaşOmbudsman Emine Dizdar’lı’nın eleştirisine eleştirisini dayatınca, aralarında medyaya da yansıyan karşılıklılaflamaları yaşandı:

Olay, Dizdarlı’nın hükümetin hayat pahalılığıyla ilgili kararının yasal zeminde eksiklikleri olduğunu ve gözden geçirilmesi gerektiğini yazılı bir uyarıyla açıklaması nedeniylegelişti.

Denktaş ise, ombudsmanı, “hükümetin hayat pahalılığına yönelik kararının ekonomik yada finansal olmadığı” yönündeki ifadesinetepki göstererek, “bir hukukçu buna nasıl karar verebilir” diye eleştirince.. Ombudsman da “ben ekonomist değil, hukukçuyum ve Bakanlar Kurulu, kararını doğru şekilde almadı” cevabını vererek“ekonomi ile hukuku” karşı karşıya getirdi..

İşte “hiç de yeni değil” dediğimiz de buydu

.*****

NİTEKİM yıllardır “ekonomiyi” hep mihverinde tutarakbazen “ekonomi ile siyaseti..” Bazen “ekonomi ileambargoları..”Bazen “ekonomi ile popülizmi..” “Ekonomi ile rantı, gaspı, ganimeti, yağmayı…”

Kısaca değişmeyen “sosyoekonomik yapımıza” karşın her dönemde bukalemun gibi değişen “aş iş para ile hayat hakkını” hep birlikte ve yan yana koyaraktartıştık! Tutun ki soruncusu “ekonomi ile hukukun” çarpışması oldu! *****

İLK kez ne menem bir sorun olduğunun farkında varamadığımız “sosyoekonomik sorunlarla” tanışmamız ise Türk-Rum ortak belediyelere nüfus oranımıza göre kendi toplum bünyemizden seçtiğimiz “belediye azalarıyla” başladı.

Çok kavgalı gürültülü olduğunu, “hizmetin” değil hem Rum hem Türk taraflarında “siyasetin öne çıktığını” anımsarım.

Rum tarafının seçim propagandaları “enosis” damgalı olur, “Sağcılar ile Solcuların (Akel) kapışmalarıyla süslenirdi!

Türk tarafındaise tartışmalar, başını rahmetlik Dr. Fazıl Küçük’ün çektiği “milliyetçi ekiple, aralarında bazılarının Rumlarla işbirliği yaptıkları “sol” nitelikli muhalif kesim arasında yaşanırdı..

Yani Ekonomi falan yine nanaydı!O ortak belediye seçimlerinde Türk tarafına vaat edilenler bir iki yolun ışıklandırılmasıylaasvaltlanmasındanöteyi geçmez en kabadayısından vaat da “size hamam yapacağız” lafı olurdu..

Vesselam 1963’lere vardığımızda ekonomi dediğimiz olay “hamam edebiyatı” kadardı, tarihe deinsanlar birbirlerinekızdıklarında “hamama git” dediklerince kazındıydı!

**********

1962’lerde falan Celal Hordan dönemleri yaşadıktı bu ülkede! Türkiye Milli Talebe Başkanıydı tutun ki şeytanın da külahı!

“Türkten Türke” kampanyalarının da başladığı dönemlerdi. Hordan kısa sürede Kıbrıs’ın tüm kent ve kasabalarında Gençlik Teşkilatlarını kurmuş, çoktan köy köy dolanıp “memleketi terbiye etmek görevinde emirler yağdırmaya başlamıştı!

Mağusa ekibinde ben de vardım “Türkten Türke” kampanyası uğruna köy köy gezer her kim ki Rumdan bir arşın bez alır, yanımızda taşıdığımız kabadayı insanlar tarafından dayakla cezalandırır, üstüne üstlük bir de para cezası ödetirdik!

Kısa süre de olsa yukarıda anlattığımca o dönemlerde de“Türkten Türke ekonomisini” yaşadıktı.. Hâlâ vicdanım sızladığınca! *****

UZATMAMA gerek var mı? Kıbrıs Türk halkı 1974’den sonra yaşadığı “büyük ekonomik olayı” bir daha asla göremeyecek! Adınıbilirsiniz destanımızdır “ganimet!”

Peki gerçekten ekonomi miydi? Evet! Peki “büyük ve kurtarıcımız olabilirmiydi? Evet!

Nitekim KKTC’nin temelleri “ganimet ekonomisi” üzerinde atıldı! İlk ekonomik mayası menkul ve gayrimenkul “ganimet mallarıyla” çalındı! İlk kez sosyoekonomik yapılanmamız “ganimetle” oluştu!

İlk kez ganimetle veyanı sıra ithal ettiğimiz eşyalarla kurduğumuz serbest pazarlarda,Türkiye’den feribotlarla uçaklarla gelen on binlerce insana sata sata bitiremediğimiz mallar sattıktı ki kuş sütü bile olmacasına!

İlk kez ganimet ekonomisi nedeniyle ahlâkımız bozulduydu ama!Hırsızlığı dolandırıcılığı, beleşçiliği öğrendikti bir daha vazgeçmemecesine…

O yıllar devam ediyor mu? Büyük çok büyük “işlerle” evet! Nitekim işte bugünün ekonomisi o dönemlerin yadigârıdır bizlere!

Ve hâlâ, Diyojen bile bu kadar aramadıydı, “ekonomimizi” arıyoruz!

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı