Böyle günlerdi aylardan haziran, Lala Mustafa Paşa Lefkoşa’yı kuşatmıştı. … Temmuz ve ağustos da geçecek, ara sıra Lefkoşa surlarına yapılan saldırılar yerini top yekun bir harekata...
Karnı yüklü dişi bir kumru biber ağacına yuva yaptı. Günlerce sağdan soldan topladığı çer-çöpten şaşırtıcı ve hayret verici bir şekilde örülen yuva, tam bir mimari...
Üzerinden ceketini atıp yakasız gömlek giyen çapkın bakışlı bir delikanlı gibiydi haziran. Böyle günlerde yazlık sinemalar açılır, deniz mevsimi de başlardı. Tenlerini güneşten yakanlarla henüz...
Bundan yüz yılı aşkın önce İstanbul’dan on beş günde bir gemi kalkar, Larnaka limanına varırdı. Posta bu yolla gelir, 24 saatli bir rötarla ada içine...
“Yıkanıp temizlendikten ve biraz dinlendikten sonra otelin holüne indik. Baktık bizi bekliyorlar. Gece olmuştu. Lefkoşa’nın Türk mahallesinde, Çağlayan lokantasında beraber yemek yiyecektik… Kadınlı erkekli büyük...
“Gözler Susmaz” başlığı altında dün yayınlanan yazımızda İsa’yı astıran Roma Valisi Pontius Platus’tan bahsetmiştik. Ondan bahsetmişken onun ölümü ile ilgili bir hikayeyle devam edelim. Ancak...
Dil gizlenebilir, pusu kurabilir, bir yılan gibi sokabilir, gerçeği söyleyebildiği gibi yalanı da söyleyebilir. Göz öyle değildir. Kendini hemen ele verir. Yalanla gerçek, dürüstlükle namussuzluk...
Reel politika denen şey aslında, ikiyüzlülük. Söylenen başka, yapılan başka. Aslında bu çağda “altında ne var” diye aramanın da gereği yok. Zaten her şey ortada....
Sokak der geçersin. Hanayı var, Bir köşede yatırı, Ahşap kapıları, Pencere niyetine yuf delikleri, Avluları, Ağaçları… … O sokakları yazsaydın tarih olacaktı… … Bakar yanından...
Bu memlekette yüksek makam tutanlar, gelip geçen kim varsa, eminiz çok yer gezip görmüşlerdir. Gezip görmüşler, memlekete geldiklerinde gördükleri yerleri muhabbet masalarında anlatmışlardır. Eminiz her...