Köşe Yazarları

CAZ, DANS VE NUMARA


  “Yıkanıp temizlendikten ve biraz dinlendikten sonra otelin holüne indik.

Baktık bizi bekliyorlar.

Gece olmuştu.

Lefkoşa’nın Türk mahallesinde, Çağlayan lokantasında beraber yemek yiyecektik…

Kadınlı erkekli büyük sofrada içtik, yedik.

Konuşuyorduk.

Siz gene sanacaksınız ki, hep Kıbrıs meselesi açılıp görüşülecek.

Hayır!

Kıbrıslı kardeşlerimiz bizden memlekete dair haber, havadis soruyorlardı.

Hepsi, siyasi ve iktisadi durumumuzu çok yakından takip etmişler.

Her şeyi biliyorlar ve daha fazlasını öğrenmek istiyorlar.”

Durum buydu.

Daha fazlasını öğrenmek istiyorlardı.

Ve bu öğrenme süreci hiç bitmedi, bu günlere kadar sürdü.

Çok şey öğrendiler…

Yukarıda yaptığımız alıntı, 1956 yılında adaya gelen Hasan Ali Yücel’e ait.

Adada yaptığı ziyaretlerden sonra “Kıbrıs Mektupları” diye yazılar yazmış, bunları bir kitapta toplayıp 1957 yılında yayınlamıştı…

Günümüzde ıssızlığa terk edilmiş, bir köşede öylece duran Lefkoşa’daki Çağlayan Bar, 1930’lu yılların sonuna doğru yapılmış ve faaliyete başlamıştı.

Giderek çok rağbet gören bir restoran ve eğlence yeri halini almıştı.

Çağlayan Bar’ın ilgi gördüğü dönemlerde yurtdışından gelen ziyaretçilerin uğrak yeri de burasıydı.

Dönemine damga vuran Hasan Ali Yücel’in bahsettiği otel Ledra Place Oteli’ydi.

Onu Müftü Dana ve Dr. Küçük karşılamış ve ilgi göstermişlerdi.

Kıbrıs ve Akdeniz akşamlarından biri de Çağlayan’a ayrılmış, orada muhabbet edilmişti…

Hasan Ali Yücel’den önce 1948 yılında Çorum milletvekili Hasene Ilgaz beraberindeki bir heyetle adaya geldiğinde, mevsim yazdı ve aynı şekilde heyetin bir gecesi Çağlayan Bar’a ayrılmıştı.

Çağlayan Bar’ın açılışının 10 yıl kadar olduğu anlaşılıyor.

Hasane Ilgaz o akşamı şöyle anlatacaktı:

“Lefkoşa’nın lüks eğlence mahalleleri hep o civara toplanmıştı.

Götürüldüğümüz yer hatırımda kaldığına göre Çağlayan Bahçesiydi.

Gençler tarafından karşılandık.

Ağırlanarak hazırlanan masalara oturduk.

Davetliler, kafile başkanı Secit Öncel’le ben ve İffet bir de gençlerin arkadaşı olan İstanbul Üniversitesinden iki bayandı.

Bahçe pek güzeldi.

Kafi miktarda aydınlanmış, mükemmel bir caz çalıyor, tek tük dansa kalkanlar neşe ile dans ediyorlardı.

Danstan başka gösterilen numaralar pek güzeldi.

Ve bu numaralardan bir kısmını görmediğimizden bizi ister istemez alakalandırıyordu.”

Görüldüğü gibi caz, dans ve numara.

Akdeniz’de,

Kıbrıs’ta,

Lefkoşa’da

Şiir gibi geceler de yaşanmıştı…

Ama hiçbir Kıbrıslının aklına o dönemleri yazarak ileriye aktarmak gelmezken,

Caz çalıyorlar, dans yapıyorlar,

Üstelik numara yapmasını da biliyorlardı…

Her şey çok sonraları değişecekti,

Ve çok şeyler öğreneceklerdi…

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı