Dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ilanının 35. Yılını kutladıktı. O gün azınlıkta kalmış bir “aykırı kesimin” ötesinde, Lefkoşa Atatürk Meydanı öyle mahşeri kalabalık görmediydi. Bu...
Önce ciddiyetle sorgulanması gerekir. “Var mı KKTC’nin siyasi yelpazesinde Sol ile Sağ?” Yada beynelmilel ifadeleriyle “radikal sağ” ile “sosyal demokratlar?” Yahut din ağırlıklı “Müslüman parti?”...
Anastasiadis ‘in Kıbıs siyasi sorununa yönelik son dönemlerdeki tutumunu, sembolik bir “işaretle” ifade etmem gerekirse şudur (<) Tam aksine Sn. Akıncı için de bu (>)...
Geçen haftaya biraz da şaşkınlıkla bakıyorum. Çünkü Anastasiadis sadece “gündem” yaratmakla yetinmedi. Türk tarafının, “dur bakalım nereye varmak istiyor” merakıyla izlerken yarattığı gündemin “patronu” olarak...
Hoca’ya demişler oyna. “Yerim dar demiş!” Yer açmışlar, bu kez yenim dar” demiş! Kıbrıs siyasi sorunu ile ne kadar bağdaşır bilmiyorum ama başından beridir “oynamaya”...
Anastasiadis’in ne kadar tutarlı siyasetçi olduğunu bilmiyoruz ama yaptığı açıklamalara, kişisel görüşlerine, Güney’deki muhalefet’in kendisine yönelik eleştirilerine bakarak fikir sahibi olmak mümkün.. Ben de öyle...
Anastasidis’li Rum liderliği ansızın “gevşek federasyonu” bile tartışacak “çözüm” aşkına düştü! Ki nerde “Enosis hülyalı o aşk” nerde bu şimdiki? Hem de: Sen yarım asır...
Günlük yaşam gailemiz, “siyasi sorunu” gündem dışına iteledi. Ancak bizim için birincil sorun olmaması, süreci ile önemini “basitleştirmiyor!” Aksine son dönemlerde Anastasiadis’in “gevşek federasyonu,” TC’i...
Karşılıklı demeçler çok sert! Kimin sesi daha çok çıkarsa o “kazanacak” tutumu, sağduyuyu çoktan diskalifiye etti! Kelimeler “diplomatik dilin” ötesinde çok tahrik edici! Karşılıklı efelenmeler...
Son dönemlerde Kıbrıs siyasi sorununu yeni müzakerelerle çözüme götürme cehdindeki Anastasiadis’in, bu konudaki eforunu, “Köşemde, kendilerini pataklama hakkımı mahfuz tutarak” takdirle karşılıyorum.. Ki bir süredir...