Her gün evimize aldığımız ekmek, içtiğimiz su kadar hayatımızın olağan parçası olan “müzakereler” başlığı altındaki süreçle ilgili türlü çeşitli siyasi atraksiyonları izleyip yorumlamaktan daha can...
Geçen hafta müzakereleri kilitleyen bazı başlıklar yine gündemdeydi ve nasıl bir beceride hangi anahtarın kilitlediği için bir türlü açılamadığı bu sorunların belki çözülebilir beklentileri yine...
Rum tarafı bunu hep yapar. Ne zaman bir siyasi fırsat yakalasa, dünya aleme Türkiye’den ne kadar çok korktuğunu gösterecek olanca politik atraksiyonlarını devreye sokar.. Sonuncusu...
Kıbrıs Türk halkı hem kendi içinden hem dıştan telkin ve etkilenmelerle tuzağa düşürüldü! Halkın iradesi yıllarca acımasız propagandalarla afyonlandı. Mesela: Dendi ki evet 1974’de Kuzey’e...
Önce bir serzenişte bulunayım: KKTC’de 14 üniversite vardır ama üç beş öğretim görevlisi dışında memleketin güncel sorunlarıyla ilgili, tabi ki bilimselliği araştırmayı öne çıkartacak yayınlar...
BM’lerin Kıbrıs siyasi sorununu çözecek kabiliyette olmadığını söyleyeli yıllar oldu. Nitekim bizzat Genel Sekreteri Annan’ın ismini taşıyan “plan” da onca çabalara karşın Rum tarafının “hayır”...
Müzakereleri Mart ayına sarkıtmanın hikmetini ancak “müzakerecilerin” kendileri bilir. Zamandan mı kazanacaklar yoksa durulacak siyasi ortamdan mı? Çünkü: Cenevre tam bir bozgun oldu! Ne sanıldığı...
İşte şimdi Amerika’nın niçin büyük olduğunun ispatını çakan olayları izliyoruz. ABD Başkanı Trump bazı müslüman ülkelerin vatandaşlarına ABD’ye girişlerini yasaklayan kararnameyi yayınlıyor. Fakat hemen ardından...
Sn Akıncı “kararlı duruşa ihtiyaç var” diyor… “Tüm ilgili tarafların olumlu katkılarıyla özgürlük ve güvenlik içinde yaşanacak bir ada yaratmak mümkündür” diyor… “Çözüm için Konferansa...
Haftaya hızlı girdik. Hem Kıbrıs’ta hem bazen “dünyalı mıyız” diye düşündüğümüz dünyada! Ki siyasi çözüm arayışları devam ederken “bir bu eksikti” diyerek! “Eksik olan”...