Köşe Yazarları

Kiralık araç sektörü de emlak sektörü gibi…


Son olayda gördük ki, kiralık araç sektörü de, emlak sektörü gibi bir vahşi ortama dönüşmüş. Kurallar yetersiz, denetim yetersiz.

Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Tüzüğü’nün 72. maddesinde, araç kiralama işleminden sonra 24 saat içinde kayıtların bir kopyasının bölge karakol sorumlusuna teslim edilmesi zorunluluğu var. Yine son olayda, bu kayıtların olup olmadığı anlaşılamadı. Hala “kimin adınaydı” tartışması var. Sözleşme karakola bildirilmişse, böyle bir tartışmanın olmaması, net sonucun ortada olması gerekirdi.

Bu kural, sadece bu gibi ihlallerinin ortaya çıkarılması için değil. Aynı zamanda kayıt dışılığın önlenmesi adına da zorunlu bir kural.

Dahası, Tüzük kiralama işleminin nasıl yapılacağını belirtse de, her şirket kendine göre bir form imzalatıyor.

Oysa o formlar tek tip olmalı, devlet tarafından dağıtılmalı, bir kopyası da anında devlete ulaşmalı. Bunun için de Ulaştırma Bakanlığı’nın şirketlerle online bağlantısı olması gerekiyor ki, günümüz teknolojisiyle bunu gerçekleştirmek zor olmasa gerek. Ama e-devlet hayata geçemediği için olmuyor.

Hala daha ilkel yöntemlerle yürüyen bir ekonomimiz var. Bu nedenle de kayıt dışılık, korsanlık, sahtecilik alıp başını gidiyor. Devletin de vatandaşın da kaybı büyük. Hele böyle bir olayın içine düşen polisin durumu en zor olanı.

Emlakçılar için kurulan komisyon gibi bir komisyon belki geçici olarak bu soruna çözüm getirebilir.

En azından kendi kendilerine bir oto kontrol sistemi oluştururlar, devletin yapamadığı denetimi bir ölçüde yaparlar…

 

 

YURTTAŞLIK KONULARI VE YURT DIŞINDAKİLERE SEÇME HAKKI…

Lefke ve Çevre Köyleri Dayanışma ve Kalkındırma Derneği (LEKAD), Yurttaşlık Yasası’nın 8. ve 9. maddelerinin Bakanlar Kurulu’na verdiği geniş takdir yetkisinin iptal edilmesini istedi.

Gerçekten muğlak bir Yasa. Bakanlar Kurulu bu şekilde istediğine vatandaşlık verebilir. Öylesine esnek. Doğal olarak da her dönem idareciler bir takım baskılarla karşılaşmaktalar.

En azından başka ülkeler gibi “şu kadar yatırım” yapanlar ifadesi bile yok.

Gerçekten de 2015’de bir değişiklik hazırlanmış ama, onda da kriterler net değil. Zaten geçememiş.

İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars’ın bir yıldır “geçti, geçiyor” dediği düzenleme ne aşamada bilmiyoruz ama en azından bu yetkinin kısıtlanmasını sağlasa.

Yurttaşlık, yurttaşlık derken sürekli olarak yabancıların KKTC yurttaşlığına alınmasından bahsediyoruz.

Peki, KKTC, yurt dışındaki kendi yurttaşlarına sahip çıkabiliyor mu?

Hala daha o insanların oy kullanma hakları yok.

Toplam sayılarının 650 bin olduğu tahmin ediliyor. Devlet seçme hakkını vermediği için, kayıt altına alamıyor, bir envanter bile yok.

Sadece İngiltere’de 300 bin kadar Kıbrıs Türkü olduğu söyleniyor. Türkiye’de de bir o kadar.

Sonradan yurttaş yapılanlar, bu halkın geleceği hakkında “seçme” hakkına sahip olurken, kendi insanımızın iradeye katkısını neden yok sayıyoruz ki?

Önceleri bunun Anayasa maddesi olduğunu düşünmüş, herhalde onun için değiştirilemiyor demiştim. Baktım, Anayasa’nın öyle bir kısıtlaması yok. Bir yasa değişikliği ile yapılabilecek bir iş. Hem de büyük olasılıkla oy birliği ile geçebilecek bir değişiklik. En azından temsilciliklerin bulunduğu yerlerde başlaması zor olmasa gerek.

En az Yurttaşlık Yasası’nın tadil edilmesi kadar, hatta ondan da önemli bir konu.

Hem sonra bu hükümetin Başbakanı, Başbakan Yardımcısı o insanlara bizzat ulaşarak çağrılar yapmadılar mı? Bence ülkeleriyle bağlarını güçlendirecek en önemli unsur, seçme hakkı verilmesi olacak.

Haydi ne duruyorsunuz, yapın şu değişikliği…

YERİN KULAĞI VAR

GUTERRES BİLDİKLERİMİZİ TEKRAR ETMİŞ:

Genel Sekreter Guterres, ‘ertelenecek’ dediği raporu aniden sunuverdi. En önemli vurgusu bence şu; adadaki söylemlerin ortak bir gelecek yerine, toplumları bölmeye devam eden farklılıklara vurgu yaptığını belirtmiş. Yani güvensizliğin, umutsuzluğun, ayrılığın pompalanmasını kastediyor. Keşke bunları daha açık yazabilseydi. Ancak rapor o zaman bir şey ifade ederdi…

 “AMAN BARIŞ GÜCÜ GİTMESİN”(!):

Dünkü yazımda bahsetmiştim, ABD’de iki senatör, Doğu Akdeniz’de Rumlarla bir askeri ittifak kurulması önerisi vermişlerdi. Talepleri arasında, Güney Kıbrıs’ın  NATO’ya alınması ve ABD silah ambargosunun kaldırılması da vardı. Onlardan biri Bob Menendez, önceki gün Lefkoşa’da  Anastasiadis’i ziyaret etmiş. Rum lider bu konulara bir de BM Barış Gücü’nün çekilmemesini eklemiş. Son günlerde “görüşmeler başlasın” mesajlarının, Barış Gücü’nün çekileceği korkusundan olduğu da ortaya çıkmış oluyor…

 BUNDAN KÖTÜ OLMAZDIK:

Rahmetli Denktaş 1980 yılında, yani bundan 39 yıl önce kendi paramızı basmamız gerektiğini söylemiş ve birçoğumuz tarafından eleştirilmişti. Bugün geldiğimiz duruma bakınca, kullandığımız Türk parası, her hareketinde bizi de doğrudan etkiliyor. Yaşanan ekonomik krizin temel nedeni de bu. Kendi paramız olsaydı inanın bundan daha kötü olmazdı…

 ZAMANLAMASI MANİDAR:

Bertan Zaroğlu Meclis kürsüsünden Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ı  “Peşkeş ve usulsüzlükle” suçlayarak bazı iddialarda bulundu. Yalnız aylar öncesine ait bu iddiaların, Denktaş’ın Zaroğlu-Polis tartışmasının ardından polisi tebrik etmesi sonrası gündeme gelmesi, kafalarda soru işaretine neden oldu. Zaroğlu elindeki belgeleri keşke Meclis kürsünden dile getireceğine, doğrudan polise gidip suç duyrusunda bulunsaydı. Nasıl olmasa korkacak birşeyi yok, o bir milletvekili…

 ÜLKENİN DURUMU AHVALİ:

Birileri bir bankaya girerek para çalmaya çalışıyor, ana kasayı açamayınca da bozukluklarla idare etmek zorunda kalıyor. Başka birileri ise, sahte evrak düzenleyerek Kalkınma Bankasından sahtekarlıkla 5 milyonluk vurgun yapıyor. Soracak olursanız, kalabalık bir nüfusa sahip memleketin durumu ahvali aynen böyle…

MESLEĞİ PUL ETTİLER:

Gazetecilik zor zannat. Yürek ister, emek ister ve özveri ister. Ama kendi kedine yarattığı bir saygınlığı da vardır. Önceki akşam geç saatlerde Dr. Küçük Bulvarı üzerinde orta yaşlı 2 kişinin, ellerindeki gazeteleri arabalara vermeye çalıştıklarını görüdüm, merak edip ben de almak istedim. Camı açtım ve adı lazım değil bir gazete gördüm. Adam elindeki gazete tomarını uzatarak, “abi bir tane değil, hepsini al, lazım olur” dedi, teşekkür edip 1 tane aldım. 15 gün öncesine ait bir gazeteydi. Neden bu gazeteleri iade etmek yerine bedava dağıtıyorlar diye düşündüm. Demek ki “sermayenin parasıyla çıkarılan” gazetelerle, gazetecilik de pul olmuş…

 ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: Siz ey sayınlar! Şimdi ‘hesabını sormadığınız’ bir yurttaşlığın filmini izliyorsunuz. Bak gör ‘deneyimli siyasetçi’ sen de! Gurur duy eserinle…Tek bir gün ‘çalışma izni’ olmadan…Tek bir gün ‘sigorta yatırımı’ dahi yapmadan…Tek bir ‘mühür’ taşımadan… Yurttaşlık verdiniz. Yasanın ‘canının çektiğine verebilirsin’ maddesi böyle buyurmuş. Niçin? ‘Ulusal’ siyasetin ambarına oy devşirmek için… Gel gör ki, o yurttaşlığı altın tepside sunan, gemiyi dahi terk etmiş miço!…”.

DİPTEKİLER

Yeni Doğuş Partisi: Daha önceki gün Meclis’te “polisin eğitime ihtiyacı var” diyenler, “Polis milletvekilinin aracını gasp etti” diyenler, milletvekilliğini polise kafa tutma ayrıcalığı görenler, çiçek alıp polisi ziyaret edeceklermiş ve üzüntülerini bildireceklermiş. Ne bu şimdi? Şov’dan başka bir şey değil. Kimsenin de yutacağı yok zaten…

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı