Hastalığınızı giyinip oturmayın! - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cumartesi, Nisan 13, 2024
Poli

Hastalığınızı giyinip oturmayın!

Pınar Cavlan

Hasta kişinin moralinin yüksek tutulmasının herhangi bir hastalığın tedavi sürecindeki önemi hepimizin bildiği bir şey. “Peki bu iyileşme sürecini nasıl etkileyebilir ki? Benim belimde fıtık var, ve ağrım var, pozitif olunca neyi iyileştirebilirim?” diyor olabilirsiniz. Bu size hiç bilimsel gelmeyebilir veya mantığınıza yatmayabilir. Ancak, “İyi diyelim iyi olsun”dan çok daha derin bir etken var aslında burada; yeri geldiğinde hastalıkları önleyen, ya da tetikleyen; yeri geldiğinde iyileşmeyi hızlandıran veya hastalığı körükleyen… Beyin dalgaları! Hani her şey kafada biter diyoruz ya, aynen öyle!

Beyniniz stres altındayken bütün işleyişi değişiyor. Bu size mide yanması, çarpıntı, baş ağrısı gibi çeşitli şekillerde yansırken aslında arka planda çok daha fazla etkileniyorsunuz. Beyindeki tüm nörofizyolojik akış değişiyor stres anında. Beyin dalgaları açısından stres demek “Savaş ya da kaç” demek; stresin nedeni ne olursa olsun herhangi bir sıkıntı anında, beyniniz beta dediğimiz yüksek frekanslı dalgalara geçerken, keyif almaktan bağışıklık sistemine, birçok işlevini minimum seviyeye indiriyor. Bu da teknolojiye endeksleyip akıllı telefonlara benzetecek olursak, “düşük güç modu”na alındığınız anlamına geliyor. Bu modda yaşamın renklerinden keyif almanız zorlaşırken (ne de olsa ekranın ışığı az), hücre yenilenmesi ve iyileşme hızı da düşüyor haliyle. Stres, bazen midemizi, beslenmemizi, kalbimizi, tansiyonumuzu, uyku düzenimizi, vs. etkileyebiliyor; kas spazmlarına neden olabiliyor – ki bunlar en çok bilinenler. Daha da kötüsü, bağışıklık sisteminin savaşarak size hiç yansımadan yok ettiği bazı sağlık problemleri de, beyin beta dalgasında stresini yaşadığı esnada aşılamayıp sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, mutlu olduğunuz anlarda salgılanan hormonlar da yine ağrıların azalması, genel olarak vücudun işleyişinin dengesi ve iyileşme süreci açısından önem kazanıyor.


Moral ve motivasyonun fiziksel rahatsızlıklardaki önemini aslında hastalık olmadan da gözlemlemek mümkün. Moraliniz iyiyken yaptığınız sportif aktivite veya fiziksel herhangi bir eylemde daha başarılı olduğunuzu rahatlıkla görebilirsiniz. Keyfiniz yoksa, aklınız kredi kartı borcunuzdaysa, motivasyonunuz düşer; ve bu örneğin tek ayak üzerinde durma denginizi bozabilir.

Fizyoterapi alan hastalarda özellikle ön plana çıkan moral ve motivasyon ile hareketlerin yapılabilirliğinin artmasının yanı sıra; olumsuz söylemlerle bireyler kendilerini kısıtlayabilirler. “Yapamam, edemem, merdiven çıkamam” gibi lafları sürekli tekrarlamak da olumsuz bir etken olup, kendimize engel koymaktır aslında. “Ben bunu yapamam, fıtığım var benim.” Çok duyduğumuz kalıp bir cümledir mesela. “Meslek hastalığı bende” deyip çıkıyoruz işin içinden ve hastalığımızı giyinip oturuyoruz! Kimisine göre sürekli oturmaktan, kimisine göre sürekli ayakta durmaktan, kimisine göre sürekli araba kullanmaktan, kimisine göre sürekli ağır iş yapmaktan, kimisine göre ……………….  (uzayıp gidiyor liste, boşluğa siz de bir tane ekleyebilirsiniz) dolayı meslek hastalığı olan bel problemi – ya da bel fıtığı var mesela! Giyinip oturuyoruz bu hastalığı! Sonra kim ne dese sebebimiz oluyor bu hastalıktan elbisemiz! Yürüyüşe gidelim – bende fıtık var; Trodos’a karlara gidelim – yok fıtığım var düşerim ederim şimdi; normal doğum yapamam ben – fıtık var ya bende; spora da gidemiyorum – bel fıtığım var; masa başında fazla kalamam – boynumda 3 yerde fıtık var (burada üüççç! Diye de vurgulanır!). Bunu sakın “e ne olmuş varsa var” diye göz ardı ettiğimi düşünmeyin; zira bir hastam “bu öyle iyi düşün iyi ol diyerek göz ardı edilecek bir ağrı değil” diye bir laf etmişti. Hayır kesinlikle göz ardı edin ve kendinizi korumayın demiyorum; ya da hastalığı kabul etmeyin reddedin de demiyorum. Ancak varlığını da yüceltmeyin hastalığınızın… Ya da merkezinize onu koyup, hastalığınızı giyip oturup geçmesini beklemeyin! Çünkü iyileşecekse de siz her fırsatta bunu kendinize, ve beyninize hatırlatırsanız iyileşmez! Öte yandan, “aman fıtık olmasın da bişey değil” modunda, herkesin gözünde büyüttüğü fıtık aslında cildinizin kırışması, metabolizmanızın yavaşlaması gibi yaşlanma süreci kadar doğaldır ve bu sürece dahildir; omurgamızı iki ayak üzerinde taşıyor, her türlü yükü kas desteğini atlayarak bindiriyoruz ona – iyi bile bence!

“Benim bu sorunum var o yüzden bunu yapamam” diye kendinize kalıplar, engeller koyduğunuz sürece, yapabileceklerinizi de limitlersiniz. Limitlenince yaşamınız limitli bir hal alır. Limitli bir yaşamla moraliniz bozulur. Moraliniz bozulunca motivasyonunuz düşer. Motivasyonunuz düşünce ağrı artar, iyileşme yavaşlar, vs., vs., vs.

O yüzden hastalığı alın kabullenin ama giyinmeyin; elbise değil çünkü.

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar