Bugünden sonra, seçime 2 gün kaldı. Ancak gazeteniz Havadis yarın ve Pazar günü yayınlanmayacağı için, benim seçim öncesi son yazım… Yıllardır bu köşeden dünyaya nasıl...
Yorulduk, gerçekten yorulduk. Bu hükümet kurulduğu günden beri, her gün alabildiğine gerildik… Akla hayale gelmedik işlere tanık olduk. Absürd bir memleket olduk. Gerçek üstü, fantastik...
Üniversiteler sıraya girdi. Şimdi otelciler ya da başka meslek kuruluşlarından da açıklamalar gelirse şaşmayacağım. Devletle ilişkisi olan, beklentisi olan, destek açıklaması yapıyor… Hepsini anlarım da...
Seçimlerin ertelenmesiyle normalde olması gerekenden uzun bir propaganda süreci oldu. Bu sürede herkes adayların ne dediğini fazlasıyla anladı. Kimin neye hassasiyeti var; kim çıkacağı makamda...
Bugüne kadar adayları yaptıkları ziyaretlerde ve katıldıkları televizyon programlarında izledik. Ne düşündüklerini, cumhurbaşkanı seçilmeleri halinde nasıl bir yol izleyeceklerini dinledik. Adayların özellikle Kıbrıs konusunda farklı...
Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu’nun önerileri ile Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı son karara göre, üniversiteler gerekli şartları yerine getirmek koşuluyla yüz yüze eğitime başlayabilecekler… Şimdi bakıyoruz, öğrenciler...
UBP adayı Ersin Tatar’ın diğer adaylarla programa katılacağını duyduğumda şaşırmıştım zaten. Baştan reddettiğini biliyordum çünkü. Ertesi gün karar değiştirdiğini duyunca, “kaçamayacağını anladı” demiştim. Ama programa...
Ve cumhurbaşkanlığı seçimi için son düzlüğe girildi. 11 gün sonra seçmen sandık başına gidip önümüzdeki 5 yıl o makama oturacak kişiyi seçecek. Seçimin iki turlu...
İrade bu seçimin sloganı oldu. Adayların hemen hepsi bir şekilde kullanıyor. İlk bakışta yönetenlerin iradesi akla geliyor. Oysa iradenin kaynağı halkın kendisi. Sivil irade, halkın...
Herkes sokakta. Kimi işinin aşının derdinde, kimi eğitimin durmasının… Taksici, çiftçi, esnaf, sağlıkçılar, otelciler, herkes perişan. Tek çareleri sokağa dökülmek kalmış, onlar da bunu yapıyor....