Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SEÇİME 11 GÜN KALA

Ve cumhurbaşkanlığı seçimi için son düzlüğe girildi. 11 gün sonra seçmen sandık başına gidip önümüzdeki 5 yıl o makama oturacak kişiyi seçecek. Seçimin iki turlu olacağı neredeyse kesin gibi. Adaylar da bunun farkında ve tüm gayretleri ikinci tura kalacak ikinin içinde olmak. Siz bakmayın “bu işi ilk turdan bitirdik” diyenlere, onların derdi ikinci tura kalabilmek.

Seçim takvimi açıklandığı günden beridir bu seçimin sürprizlere gebe olduğunu savundum. Bu iddiamın hala arkasındayım. Örneğin Nisan seçiminde aday olmayan ama daha sonra konjonktür gereği aday olduğunu açıklayan Serdar Denktaş, seçim hesaplarını karıştırmadı mı? Boşta olan ve hangi adaya gideceği belli olmayan DP oyları, şimdi çoğunlukla Denktaş’ın hanesine yazılacak. DP oylarıyla ikinci tura kalma hesabı yapan varsaydı, o hesap karışmış oldu…

Şimdi gelin ikinci tur için şansı olan adaylara bir bakalım…

Cumhurbaşkanı ve bağımsız aday Mustafa Akıncı’ya tam destek veren partisi TDP’nin oy oranı belli. Ama bugüne kadar yapılan tüm anketlerde Akıncı hep ilk sırada gösteriliyor. Demek ki Akıncı, sadece TDP’den değil, diğer siyasi görüşteki seçmenlerden de destek görüyor. Şu an, ilk günlere göre oylarında biraz düşüş olsa da ikinci tur için en şanslı aday Mustafa Akıncı görünüyor. Akıncı’nın ikinci tura kalmaması ise bu seçimin en büyük sürprizi olur…

CTP adayı Tufan Erhürman…Adaylığını açıklamasıyla birlikte oy oranı istikrarlı bir şekilde yükselen bir aday. Oylarındaki artış, ikinci tur için onu şanslı bir konuma getirdi. CTP seçmeninin de adaylarına sahip çıkması, küskün diyebileceğimiz bazı partililerin eski hesapları bir yana bırakarak adayları etrafında toplanması, hiç kuşkusuz büyük bir motivasyon getirdi. Herkesi kucaklayan, kavga kültürünü savunmayan, bilgi ve birikimi ile Tufan Erhürman, ikici turun zorlu adayı.

Aslında bu seçimin en çok merak edilen ismi, UBP adayı Ersin Tatar… Alacağı oy ve sıralamadaki yeri onun da partisinin de siyasi geleceğini yakından ilgilendiriyor. UBP hiç kuşkusuz bu ülkenin oy bakımından en güçlü partisi. Buna ek olarak Türkiye’nin de tam destek verdiği bir isim. Ancak, yıllardır gördük ki özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tabanı kendi adaylarına değil, başka adaylara yönelebiliyor. Bunun en büyük nedeni de adayın kendisi. Ersin Tatar da bu söylediklerimin en güzel örneği. Nerede ne yapacağı ne söyleyeceği tam bir muamma. Her an her şeyi yapabilecek bir karaktere sahip. Bir sözü ile zirveye çıktığı gibi, dibi de boylayabilecek bir yapıya sahip. Birçok partilisinin Tatar’ın bu mizacından dolayı ona oy vermeyeceği gibi, parti içi muhaliflerin tavrı, Tatar’ı ikinci tura taşıyabileceği gibi, devre dışı da bırakabilir. Kısacası, bu seçimde ne yapacağı en çok merak edilen aday Ersin Tatar’dır…

Kudret Özersay’a gelince. Her ne kadar kendisini “bağımsız” aday olarak takdim etse de HP’nin adayı. Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oy oranı ile herkesi şaşırtan Özersay’ın bu seçimde aynı başarıyı yakalaması biraz zor. Özellikle dörtlü hükümetten neden ayrıldığı konusunda vatandaşı tatmin edememesi, UBP ile kurduğu hükümette daha önce karşı olduğu birçok icraata onay vermesi, tam bir teslimiyetçi tavır sergilemesi, toplumdaki olumlu imajını olumsuz etkiledi. Bu nedenle Özersay’ı, ikinci tur için pek şanslı görmüyorum…

YDP adayı Erhan Arıklı. Çok bilinmeyenli bir denklem gibi. Hedef kitlesi Türkiyeli oylar. Ancak görüyoruz ki o oyların büyük çoğunluğu başka partilerde toplanıyor. Anketlerde sürekli yüzde 3-5 bandında gösterilen Arıklı’nın alacağı oy, tahminimce yüzde 10 bandında olacak. Arıklı’nın ikinci tura kalması ise, bu seçimin en büyük sürprizi olur…

Ve adaylığını en son açıklayan ve yarışa sonradan dahil olan Serdar Denktaş’a gelince. Adaylığı ile birlikte bütün hesapları ters yüz etti. Özellikle UBP ve YDP’den önemli ölçüde oy transfer edeceği kesin gibi. Tatar’a oy vermek istemeyen UBP’li seçmen ile Denktaş aday olmadığı için YDP’ye oy verecek olan bazı DP’li seçmenin oylarının yeni adresi Denktaş olacak. Denktaş sağdaki bir boşluğu da doldurarak, alternatif oldu. Kendisi iddialı, ancak ikinci tura kalmasa bile, alacağı oy, bazılarının ikinci tur hayallerini söndürebilir…

Ve son olarak her zaman söylediğim gibi. Ne anketler, nede bizlerin söyledikleri. Anketçiler parayı verenin düdüğünü, bizler ise kendi tahminlerimizi yazıyoruz. İrade sandıkta ortaya çıkacak…


YERİN KULAĞI VAR

DEMOKRASİ DE NEREYE KADAR: Demokrasi gereği kriterlere uygun her vatandaş aday olabilir. Buna kimsenin itirazı yok ama, üç yüz bin kusur nüfuslu bir ülkede cumhurbaşkanlığı için 11 adayın yarışacak olması biraz garip değil mi? Mesela dün akşam 6 adayın katıldığı bir tv programına diğer adaylar çağrılmadıkları için itiraz etmişler. Kusura bakmasınlar ama, mahalle muhtarı kadar oy almayacakları kesin olan bazı adayların sırf demokrasi adı altında böyle hak iddia etmeleri bana haklı gelmiyor…

BU SEÇİM ASLINDA BİR REFERANDUMDUR: 11 Ekim ve büyük olasılıkla 18 Ekim’de bitecek seçimin gündelik yaşamda bir şey değiştirmeyeceği algısı yaratılmaya çalışılıyor. Bence tam tersine. Bu seçim kendi özelinden çok daha büyük anlam taşıyor.  Bu bir irade gösterisidir. Bu halk kimi istediğinden çok, “ne istediğini” ortaya koyacak. Referandum gibi bir şey…

GÜNDEM DEĞİŞTİRDİKLERİNİ SANIYORLAR: Toplum cinnet noktasında. Salgının hayatlarımızı mahvettiği yetmezmiş gibi, tarihin en büyük devalüasyonunu yaşıyoruz. Sterlinin 10 lira olması hayal bile edilemezken, şimdi bu rekoru da her saat egale ediyor. Bence hükümet bu son açılımı gündem değiştirmek adına yaptı. Çünkü insanların her gün biraz daha fakirleşmesi konusunda yaptığı bir şey yok. Onu unutturacak. Oysa unutmak mümkün değil, insanlar hükümetin hiçbir denetleme yapmadığını, tedbir almadığını görüyor, pahalılık delip geçiyor, geçim derdi tüm dertlerin üstünde. Artık bırakın cumhurbaşkanlığını, hükümet yok hükmündedir. 18’inden itibaren de geri sayım başlayacaktır…

 TAM BİR KIYAK:  Uçaklar, gemiler sessiz sedasız seferlere başlamış. Dün öğrendiğimize göre özellikle gemi seferleri bir hafta süreyle dolmuş bile. Hükümet karantina süresini 1 Kasım’a kadar uzattı. “KKTC yurttaşları ve çalışma izni olanların karantina ücretlerini devlet ödeyecek” kararı anlaşılan devam ediyor. Buna bir de ta başından “biz ödeyeceğiz” deyip de sonradan cayan üniversitelerin öğrencileri ekleniyor. Neden? Canı çekti diye gidip gelenin, ha bire işçi getiren işletmenin, öğrenci getiren üniversitenin ceremesini ben niye ödeyim? Hem bütçe 2 milyara yakın açık versin, hem ona buna seçim kıyağı yapılsın. Nerede bu bolluk?

ÇOCUKLARI KORUMAK BİRİNCİ GÖREVİNİZ: Okullar açılıyor, güzel, hepimiz sevindik. Ancak “açtım” demekle bitmez. O çocukların ve ailelerinin sağlığını korumak görevi devletin. Bu çok büyük bir sorumluluk. Ülkedeki yerel bulaşı bitiremezseniz, bu kararı da değiştirmek zorunda kalırsınız. Bu da eğitimden sağlığa, oradan ekonomiye en yıkıcı darbe olur. Bu ülke bir üçüncü beceriksizliği daha kaldıramaz. En azından bundan sonra adam gibi kararlar alın. Kapıdan gireni sokağa salmayın…

O DA BİLMİYOR: Başbakan ve UBP’nin cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, “Birkaç güne kadar müjdeyi alacağız ve bu su KKTC’ye akmaya başlayacaktır” demiş. Ben beklerdim ki “su falanca gün akacak” desin ama  diyemiyor. Sizin anlayacağınız Başbakan olarak o da suyun ne zaman geleceğini bilmiyor. İş övünmeye gelince maşallah eline su döken yok…


glapsides plajı çevre kirliliği

FOTO GÜNDEM: Glapsides plajından bir kare. Bu görüntüler, kilometrelerce devam ediyor… Aynen meleketin hali gibi. Bakımsız, umursuz, denetimsiz, rezil…