Çok uzun yıllar oldu, uyanmamıştım bir yeni yıl sabahına yağmurla.. Üstelik 2018’in akşamından başladıydı. Her ne kadar gök gürültülü, şimşekli ve yıldırımlı da olsa, ürperti...
Henüz yeni yeni “idrak melekemizin” oluşmaya başladığı çocukluk yıllarımızda, ana babalarımız derlerdi ki “yeni yılın girdiği gece yarısı olan saat on ikide ne dilerseniz yıl...
Yıl içinde özeleştirilerimizi “aylar” “haftalarla” ifade ederdik. Hayatlarımızı küçük dilimlere ayırır, acısı tatlısı, iyisi kötüsü, günahı sevaplarıyla tartardık! Yeni yıla girerken öyle yapamıyoruz ama! Geriye...
İç içe geçip insanın hayatına kelepçeler gibi takılan o “felaket yılları” artık düşünemeyeceğimiz kadar çok mu gerilerde kaldı? Yoksa ve hâlâ oynaşmaktalar mı beyinlerimizde? 1963’de...
Bizim için gelen yeni yıllarla giden “eskilerin” sadece “takvim yapraklarıyla” değil; “tarih” yönünden de önemleri vardır.. Nitekim biz bir yılın sonuna gelindiğinde “kanlı Noeli,”...
Demek aradan 55 yıl geçti! Bir ömür işte. Bu süre içinde dünyanın sadece siyasi ve ekonomik durum vaziyetleri değişmedi, iklimleri bile değişti! Makanik dönemlerden dijital...
44 yıldır “Çözümü” Rum tarafının inisiyatifine bırakmanın faturasını, bitmeyen “siyasi sorun borcumuz” olarak ödemeye devam ediyoruz! Faizleri de bedava! Mesela AB tarafından KKTC’e yönelik sürdürülen...
3 Eylül 2017’de Grans Montana’da sürdürülen Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan müzakereler BM’ler sekreteri Guterres tarafından yapılan açıklamayla sonlandırıldıydı! Tutun ki 16 aydır dünürcü bekleyen gelinlik...
Hatırıma gelmişken sorayım: “Yıkılıp gitmesine, üzerinden yarım asır geçmesine karşın hâlâ ele kucağa sığdıramadığınız “Kıbrıs Cumhuriyetini” zanneder misiniz ki Kıbrıs Türk halkı ile Rum halkı...
21 Aralık 1963 yılını hatırlayanlar elbette ki gitgide azalmaktadırlar. Ne var ki böylesi tarihe kazınmış ulusal mücadeleler “hatırlanmaktan” öte nesilden nesile “yaşatıldıkları için “tarihi” olurlar.....