Köşe Yazarları

Nobel’li Prof. Stiglitz ve Neoliberalizmin ‘ölümü’   


Geçen gün ekonomide Nobel Ödüllü Columbia Üniversitesinde tanınmış ekonomist, Prof. Joseph E. Stiglitz’in,  Forum dergisinde yayınlanan bir makalesinde, dünyanın ve ülkelerin dengelerini  tehdit eden neoliberalizm uygulamalarının tehlikelerini ve alınması gerekli önlemlerle ilgili görüşlerini halen yaşanmakta olan gerçekler üzerinde görüşlerini yansıttığı cihetle,  okuyucularımla paylaşmak istedim.

Ve özellikle yazı içeriğinin, sermayenin kontrolsüzlüğünden kaynaklanan sorunların yarattığı ekonomik ve sosyal riskleri konu alması, ve yayınlandığı Forum dergisinin de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin aylık yayın organı olması bakımından da ayrıca önemli buluyorum. .

Prof. J.E. Stiglitz, ekonomide neoliberalizmin 40 yıl uygulandıktan sonra neyin işe yarayıp yaramadığını artık öğrenmiş bulunuyoruz diyerek, ‘zenginlere uygulanan vergilerin düşürülmesini, emek ve ürün pazarlarındaki kısıtlamaların kaldırılmasını, finansallaşmayı ve küreselleşmeyi içeren neoliberal deney, olağanüstü bir başarısızlık olmuştur’,  görüşünde ve örneklerle tamamlıyor.

Özetle dediği 2.ci Dünya Savaşından sonraki büyümenin büyük bir bölümünün gelir yelpazesindeki en üst kısmına yaramış olduğunu, bunun altındakilerin gelirlerinin on yıllar boyunca sabit kaldığını hatta gerilediğini ve neoliberalizmin artık  ‘öldüğünü ve gömülmesi gerektiğine’  vurgu yapıyor.

Bunun hasarının giderilebilmesi için de ‘ ne yazık ki on yıllardır devam eden neoliberalizmin neden olduğu hasarı geri döndürecek sihirli bir mermi yok.’ diyerek devamla ancak ‘ Bir çok şey reformcuların (Devlet Yöneticilerinden bahsediliyor), aşırı piyasa gücü ve eşitsizlik gibi sorunlarla mücadele ederken,  özel sektörün bu sorunları yaratırken olduğu kadar  kararlı olup olmayacaklarına bağlı olacaktır’ görüşüne vurgu yapıyor , ki bu her yerde Yönetim başarılarında  Devlet Otoritesinin kararlılığının önemini  vurgulamak yönünden çok yerindedir.

Dünyadaki uygulamalarda merkez solun insani bir yüzü de olan ve neoliberalizmi temsil eden ABD’de Clinton ile İngiltere’de Blair’in politikalarını da, egemen finansallaşma ve küreselleşme şekillerinde yalnızca küçük düzeltmeler yapıldığına değindikten sonra, ABD’de Trump politikalarını tenkit ederek zenginlere vergi indirimi sağlarken bunun yanında sosyal programların küçültülmesini  veya ortadan kaldırılmasında, aynı ölçüde kararlı olduğunu söylemektedir. Yani çift ekonomik ve sosyal yönlü bir denge bozma işlemi..

Yazıdaki ideolojik görüşler değinimine girişmeyeceğim çünkü aynı tabirlerde farklı ülkelerde farklı uygulamalar çok çeşitlidir, dolayısıyla Stiglitz’in kendi tercihi olan ve ilerici sol tabir ettiği sosyal demokrat görüşleri içeren sisteme sadece değineceğim ki bu daha ziyade Avrupa gelişmiş ülkelerinde sosyal demokrat ülkelerde uygulanmaktadır.

Stiglitz, kendi görüşünü dört önceliğe dayandırıyor. Birincisi, piyasalar, devlet, ve sivil toplum arasındaki dengeyi oluşturmaktır. Yavaş ekonomik büyüme, artan eşitsizlik , mali istikrarsızlık ve çevresel bozulma piyasadan kaynaklanan sorunlardır ve bu nedenle bu kesimin bu sorunları kaldırması beklenmemelidir.. Dolayısıyla Devletlerin çevre , sağlık, iş güvenliği ve diğer alanlar ile ilgili düzenlemeler yaparak piyasaları sınırlandırma ve düzenleme görevi vardır. Ayrıca devletin, teknoloji, araştırma , seçmenlerin eğitimi ve sağlığı konularında etkin bir şekilde yatırım yapması gereken işi vardır.

İkincisinin, Ulusların refahı için hem iç hem dış büyük insan topluluklarının herkesin iyiliği için birlikte çalışma olanağı veren toplumsal örgütlenme olduğunu ve Piyasaların toplumsal işbirliğini kolaylaştırmakta önemli rolü bulunduğunu, bunu gerçekleştirmek için hukuk kurallarına uydukları ve demokratik denetimlere tabi oldukları takdirde yerine getirebilirler.

‘Aksi takdirde bireyler başkalarını sömürerek,  ve gerçek yaratıcılık yoluyla servet yaratmak yerine, bulundukları yere rantçılık ve sömürü yolunu seçerek servet yaratmak yolunu seçmiştir’, diyor. Tam da bizim gibi ülkelerde olduğu gibi!..

Stiglitz devamla, ‘günümüzde zenginlerin birçoğu bulundukları yere sömürü yolunu seçerek gelmiştir’.  Bunda tabiatıyla vurgulanan devletin zaafiyeti ve piyasaların denetimsizliğine çeşitli nedenlerle olan açık kapılardır.

Yazar, ‘bu da bizi üçüncü önceliğe getiriyor. Yoğunlaştırılmış piyasa gücü. Baskın şirketler bilgi avantajlarını kullanarak potansiyel rakipleri satın alarak ve piyasaya girişte engeller yaratarak kendileri dışındaki herkesin  zararına büyük ölçekli rantçılık faaliyetlerine girebiliyorlar. Şirket piyasası gücünün artması ve çalışanların pazarlık gücünün azalması , eşitsizliğin niçin bu kadar çok olduğunu  ve ülkelerin büyümesinin neden bu kadar zayıf olduğunu gösterir. Devlet bu alanlarda neoliberalizmin öngördüğünden daha güçlü daha etkin rol oynamazsa sorunların daha da kötüleşeceğine vurgu yapıyor..

İlerici gücün dördüncüsü,  ‘ekonomik güç ile siyasal nüfuz arasındaki bağlantıyı koparmaktır. Kişilerin veya şirketlerin Seçimlerde lehine harcama yapabildiği ülkelerde karşılıklı olarak birbirlerini güçlendirirler.’ !   Demokrasilerde son derece gerekli olan kuvvetler ayrılığı sistemi artık tutunamayacak, ve mali gücü olanları durduramayacak duruma getirecektir.’

Bu gerçekler  halen KKTC’ de de gittikçe gelişen ve devlet yönetiminin iradesini kullanamama durumuna getiren tehlikeli gidişte  bir uyarı daha önümüze geliyor..

Dolayısıyla sunulan öneri, ilerici kapitalist reformcuların, paranın siyasetteki nüfuzunu ve servet eşitsizliğini azaltarak işe başlamalıdır. Ayrıca devlet hiçbir vatandaşın onurlu bir hayatın temel gerekliliklerinden mahrum kalmamasını sağlayacak Kamu programları uygulamalıdır. Ekonomik güvenlik, işe ve geçinmeye yetecek ücrete, sağlık ve eğitim hizmetlerine , barınmaya , güvenli bir emekliliğe, ve çocuklar için kaliteli eğitime erişim yer almalıdır. İşte Nobelli ABD’li ekonomi Profesörünün programı.

Profesör Stiglitzin önerilerinin büyük çoğunluğunu sürekli yazmakta, söylemekte ve tekrarlamaktayız aslında, ve bize yabancı değildir.   Denetimsizlikler, menfaat gruplarının baskısı ile toleranslar, partizanlıklar ve siyasete paranın karışması maalesef ülkemizde yıllardır süregelmektedir. Ve bozulan ekonomik, sosyal homojen toplumsal yapımızın adalet temelinde daha fazla yozlaşmadan devletin etkin denetim ve düzenleme mekanizmalarının çalıştırılarak   sosyal adaletle birlikte suç teşkil eden faaliyetlere ve kayıt dışılığa müdahale etmek zamanı gelip de geçmektedir.

Devlet ve Hükümet in temel görevleri yerine geldikçe devlet bütçesi de gelişecek ve halkın geneline yönelik hizmetler de artarak halkın medeni ölçülerde ve güven içinde yaşam seviyesine ulaşma imkânları da gelişecektir. Buna bağlı olarak ülke kalkınması ve büyümesine engel olan yukarıdaki sayılan dengesizlikle ve adaletsizlikler kalktıkça gerçek anlamda ülkede kayıtlı büyüme de hızlanacaktır.

Dün 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Başkomutan Atatürk’ün önderliğinde Türk milletinin Kurtuluş savaşının Zafer’le sonuçlanan Bayramının 97ci yıl dönümünü milletçe kutladık. Nice yıllar için kutlu olsun.

30.8.2018                                                Onur Borman

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı