KategorisizKöşe Yazarları

“İmzalamaya mecbur muyum”



Başbakan’ın Meclis’te çıkıp, Birleşik Kurul’un onayladığı Mağusa, İskele, Yeniboğaziçi İmar Planı’nı Resmi Gazete’de yayınlatma konusunu değerlendireceğini söylediğinde, bunun en basit tabiriyle Hukuka Saygısızlık olacağını yazmıştım…

Öyle ya, neyin nasıl yapılacağını yazan bir İmar Yasamız var. Buna bağlı tüzükler var.

Yani hukuk var…

Siyaset, rantla başa çıkamayınca, şimdi de hukuku tanımamanın yollarını arıyor.

O günlerde İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, ilkinde reddedilen planın, bizzat Başbakan’ın talimatıyla yeniden düzenlendiğini, ikinci onay sürecinde Belediye Meclislerinin onayının gerekmediğini söylemişti.

Şimdi Başbakan, tam tersini söylüyor, belediye meclislerinin onayı alınmadan yapıldı, Başsavcılık bakacak falan diyor ama, işin aslı Planı asla yürürlüğe koymama niyetinde. Bunu da gizlemiyor.

Ne oldu?

Hukuka saygısızlık oldu mu olmadı mı? Başsavcılık açıklasın bir an evvel bilelim.

O ikinci Birleşik Kurul toplantısı yasal mı değil mi? Yasalsa derhal uygulanması gerekir.

Başbakan’ın bunu onaylamama gibi bir yetkisi yok. Muallakta bırakmaya da öyle.

Başsavcılığın hukuka yönelik bu bypass girişimini bir an önce temize çıkartması şart.

Diğer yandan konu, ülkedeki siyasetin düştüğü durumu da göstermesi bakımından önemli.

Bir Bakan “yasaldır, uygulanması gerekir” derken, Başbakan tersini düşünüyor ve zorluyor. Bunlar bir de koalisyon ortağı.

Nitekim şu an için HP’nin Genel Başkanlığına vekalet eden Yenal Senin de aynen benim yaptığım yorumu yapmış, “Bu hukuku yok saymaktır” diyor…

Senin, başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere tüm paydaşlar tarafından; toplumsal fayda için şeffaflıktan ödün verilmeden çalışıldığını da söylüyor. Yani yapılanın arkasında HP olarak durduklarını açıklıyor.

Başbakan da dün yeniden kürsüde; “Ben mecbur muyum imzalamaya… Ne olur yani biraz daha çalışma olursa üstünde. Benim partim biraz daha zaman diyor. Ben de böyle bir yol izlemeye karar verdim” diyor. Partisi istiyor. Bilim, hukuk, şu bu değil önemli olan partisi öyle istiyor…

O zaman?

Doğrunun yapıldığında, hukukun bunu gerektirdiğinde iddialı olan HP’nin bundan sonraki tavrı ne olacak? Dün baktım Meclis’te Başbakan’ın iddialarına karşılık HP sessizliğe büründü. Bu mudur?

Kimsenin ayrılsınlar, hükümeti bozsunlar falan diye beklediği yok. Ülkenin çıkarı için doğru olan, yasaya uygun olan yapılsın derdindeyiz.

Bu durumda HP Başbakan’ı hukuk yoluna çekmek için elinden geleni yapmalıdır. Topluma verdiği manifestonun gereği budur.

HP bunu yapar mı, yapmaz mı, ne kadar yapar, sonuçta siyaset bu. Yaparsa alkışlarız, yapmazsa, kendi bileceği iş. 1) İlkesizlikle; 2) Hukukun dışına çıkmakla suçlanacaktır.

Ama iş burada bitmez, bitmemeli.

Eğer bu Plan hukuki olarak yeterli gerekçe olmadığı halde yayınlanmazsa, konunun diğer paydaşları ve vatandaşlara da demokratik hukuk devletini koruma görevi düşüyor.

Mücadeleyi bizler sürdürmeliyiz. Hem dava açarak, hem kamuoyu oluşturarak.

Konu ciddidir. Beş on arsa meselesinden çıkmıştır. Bunun da tüm halka iyi anlatılması gerekmektedir.

KKTC’nin en temel değeri hukuk devleti özelliği, birkaç rantiyeci uğruna feda edilemez… Feda etmeye kalkana da gereği yapılmalıdır.

 

 

YERİN KULAĞI VAR

ORTALIK TOZ DUMAN:

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi iç siyaset toz duman oldu. Kimin eli kimin cebinde, hükümet var mı, yok mu belli değil. Ülkede yığınla sorun çözüm beklerken, siyasiler birbirlerini yemekle meşgul. Son günlerde ülkede kriz üstüne kriz yaşanıyor.Tatar aday olacak mı, olmayacak mı, Özersay’a destek verecek mi, hükümet bu haliyle ne kadar sürer? Hepsi vatandaşın merakla beklediği cevaplar…

 

ELEŞTİRİNCE KIZIYORLAR:

Önce vatandaşlık konusunda geri adım attılar, şimdi de imar planı konusunda tam bir hüsrana uğradılar. Çıkıp, “bu yapılan hukuka aykırıdır” demekten öte bir şey yapmadılar. Sonra kendilerini eleştirdiğimizde “bize haksızlık yapılıyor” diyorlar. Artık biz de ne diyeceğimizi şaşırdık. Koltuk için bu kadar eğilme, bükülme nereye kadar… Rahmetli Özker Özgür, kamış politikası derdi. Eğil de gulle geçsin.

 

ZAMANLAMA YANLIŞ:

UBP’nin cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte Anayasa değişikliğinin de oylanması talebi zamanlama açısından yanlış. Seçimle Anayasa değişikliğinin aynı süreçte tartışılması bir yana, adaylar anayasa değişikliğini mi, yoksa kendini mi öne çıkarır sizce? Böyle bir ortamda vatandaş da hangisine odaklanacağını şaşırır ve büyük ihtimalle de geçmişte olduğu gibi reddedilir…

 

DENETİM ŞART:

Yenidüzen gazetesine konuşan ve şu ana kadar aftan yararlanmak için başvuranların sayısının 800 olduğunu söyleyen Bakan Sucuoğlu, “Biz 6-7 bin kaçak var demiştik. Demek ki bunların yüzde 70’i aslında turist vizesiyle gelip burada kaçak çalışan insanlar. Artık bunlara çözüm üretmemiz gerekecek” dedi. Bir kez daha atılan taş ürkütülen kurbağaya değmedi. Bu arada birileri de fırsattan yararlanıp, devlete olan borcundan kurtuldu.

 

ZAMLARA HAZIR OLUN:

Başbakan Tatar “yıldızı parlayan ülke” olduğumuzu söylüyor ya, böyle bir ülkede yaşarsanız zamlara da alışık olmalısınız. Devlet resmi harçlarına yapılan zamların şokunu henüz atlatmadan yeni bir zam dalgasına hazır olun. Önce tüp gaz, ardından akaryakıt ve elektrik zamlarının eli kulağında. Yıldızı parlayan ülke olmak kolay değil, bunun bir bedeli olmalı…

 

BULGARİSTAN’DAN HALLİCE:

AB Komisyonu’nun, doğudan batıya göçle bağlantılı olarak, tüm AB ülkelerine asgari ücret kriterleri getirme çabası, zengin kuzey ülkeleri İsveç, Danimarka ve Finlandiya tarafından ücretlerin düşeceği gerekçesiyle reddediliyor. AB üyesi Bulgaristan’da asgari ücret 286 Euro iken, Lüksemburg’da bu miktar 2071 euro. Arada dev bir uçurum var. Haydi KKTC’yi de yazalım, yaklaşık 519 euro…

 ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Birileri hala demokratik olmayan yollardan Kıbrıs Türkünün iradesini şekillendirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Memleketin en büyük partisi UBP, son seçimler itibarıyla en çok oyu alan UBP ama ‘UBP’nin başkanı aday olmasın, UBP küçük bir partinin adayını desteklesin’ diyebiliyorlar. Logo parçacıklarıyla oynar gibi ülkenin siyasetini dizayn etmeye çalışıyorlar.

Ve ‘otur arap-kalk arap’ deyiminde olduğu gibi herkesi emir ile yönetebileceklerini…”.

 DİPTEKİLER

Vefasızlık: Konuşmaya gelince maşallah aslan kesilirsiniz. Onun ne büyük, ne yüce bir lider olduğundan dem vurursunuz da, o çok sevdiğiniz Denktaş’ın anıt mezarını sekiz yıldır niye bitiremediğinizden hiç bahsetmezsiniz. Önünde dururken “kaynak yetersizliği” bahanesine sığınmaktan hiç mi utanıp sıkılmazsınız. Söyledikleriniz de yaptıklarınız gibi sahte…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı