Köşe Yazarları

Espriyle geçiştirilecek tarafı kalmamıştır…


Böyle bir günde, kuruluş yıldönümünde KKTC’nin gündemi acı veriyor.

Başbakan koltuğunda oturan ve devletin başına aday olması beklenen birisi hakkında şaibeler…

Bir haftadan beridir konu gündemde. İngiltere’ye gidebilir mi, gidemez mi…

Önce Türkiye basınında çıkan iddialara, Polis Genel Müdürlüğü’nün Interpol tarafından aranmadığı yönündeki yazısı ile yanıt veriyor.

Sonra o yanıt yerel basına dağıtılıyor, dün sabah Fox TV’de polisten o yanıtı “espri” olsun diye aldığını söylüyor, demeye kalmadan Cyprus Mail bombayı patlatıyor.

Cyprus Mail, kendilerinin Ağır Dolandırıcılık Masası (SFO) yetkilileriyle bağlantıya geçtiğini yazıyor.  SFO’nun gazeteye elektronik postayla gönderdiği yanıtta ‘Polly Peck davasının kapalı olmadığını ancak daha fazla ayrıntıya girmeyeceklerini; Ersin Tatar konusundaki iddiaları ne onaylayabileceklerini, ne de reddedebileceklerini, yorum da yapamayacaklarını” söylediklerini yazıyor.

Bu arada, 1993’den beri Rum polisinin stop listinde Polly Peck davasıyla ilgili olarak, “Tatar Ersin Rüstem” isimli birinin bulunduğu da ifade ediliyor.

Hani geçenlerde Hakkı Atun’un sözlerinden hareketle “devlette ciddiyet” diye bir yazı yazmıştık, işte bunları kastediyorduk.

Özellikle de İsmail Küçükkaya’ya “polisten belgeyi espri olsun diye aldığını” söylemesine ne demeli…  Polis Genel Müdürlüğü’nün yazısı espri için mi kullanılmış oluyor? Haydi kendisi için sürekli espri konusu yaratıyor da, o kağıdın üstünde Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın, Polis Genel Müdürlüğü’nün adı var…

Tatar’ın olayı ciddiye almaması, hala bu konuda espri yapabiliyor olması dikkat çekici de, konu bizler, devletimiz için ciddi…

Olayın bu yönüne bakarsak, önce şunu söylemeliyiz; “Suçludur, değildir” tartışması yapmak, bizim haddimiz değil.

O Fraud Office de bunca yıldır neden soruşturmasını tamamlamamış? Cyprus Mail’in yazdıklarına bakılırsa, ifadesi bile alınmış o dönemde.

Gazetenin muhabiri George Pysllides’e göre, Polly Peck davasında Tatar’a, o günlerde bazı belgelerin “parçalanması” sorulmuş, o da Türkiye’ye yapılan bazı para transferleriyle ilgili belgeleri üstünde bulundurmak istemediği yanıtı vermiş. Gazete, savcıların mahkemeye, o parçaları polisin birleştirdiğini söylediklerini de iddia ediyor.

Asil Nadir’i defalarca mahkum eden savcılar, neden bu konuyu böyle açıkta bırakmışlar?

Sonra Ersin Tatar madem 93’den beri stop list’te, güneye hiç mi geçmedi?

Bunlar da sorgulanması gereken hususlar.

Olayın uluslararası siyaset boyutu da olduğunu hepimiz biliyoruz. Cyprus Mail’in durumdan vazife çıkararak siyaset yaptığı dda meydanda.

Ancak ne isterse olsun, buna sebebiyet verilmemeliydi. Eğer Ersin Tatar’ın bunca yıldır içi rahatsaydı,  siyasete ilk girdiği günlerden itibaren bu konuyu temize çıkarmalı, ne devleti bu tartışmaların içine sokmamalıydı. Bir Rum gazetecinin ulaşabildiği SFO’ya, Ersin Tatar kendisi ulaşamaz mıydı?

Bu noktada artık konunun espri veya komplo teorileri ya da tek taraflı beyanatlarla geçiştirilecek yanı kalmamıştır.

Kanıtlara ihtiyaç vardır…

Devletin itibarı söz konusudur…

Ve derhal açığa çıkarılmalıdır…

YERİN KULAĞI VAR

SONRA NE YAPACAĞIZ?:

UBP milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu;Meclis olarak proaktif olalım. Federasyon olamayacağını tespit edelim, BM’den sürecin çöktüğünü ilan etmesini talep edelim”demiş. Tamam da BM’nin (olmaz ama) görüşme sürecinin çöktüğünü ilan ettiğini farz edelim. Önemli olan ondan sonra ne yapacağımızdır. 40 yıldır başaramadığımız “KKTC’nin tanınmasını” mı isteyeceğiz, “Türkiye’ye ilhak mı” olacağız? Yoksa “böyle gelmiş, böyle gider” deyip dünyadan soyutlanmış bir şekilde olmayan hayatımıza devam mı edeceğiz? Çıkın onu da söyleyin bari…

 “TALAT EKSİK SÖYLEDİ”:

Mehmet Ali Talat’ın, Anastasidis’in kendisine ,”Berlin zirvesinin boşuna masraf olacağını’ söylediğini açıklaması sadece bizde değil, güneyde de ses getirdi. Anastasiadis, Talat’ın söz konusu ifadelerinin bir kısmını aldığını ve söylediğini belirterek, “Ben Türkiye’nin olumsuz tutumunun, başarıya yer bırakmadığını söyledim” diyerek yine yan çizmeye çalıştı. Bu ne ilk ne de son olacak. Yorumlardan anlaşılan, artık Rumlar bile neyi doğru, neyi yanlış söylediğini bilemiyor…

BÖYLE MİLLİYETÇİLİĞE CAN KURBAN:

Federasyona karşıtları, “domuzdan post, gavurdan dost olmaz” diyenler oldukça fazla ama ceplerinde Kıbrıs Cumhuriyeti pasaporu taşımaktan da vazgeçmiyorlar. Tatil günlerini güneyde geçirirken bir sorun yok. Oradan maaş alırken, sağlık hizmetlerinden faydalanırken de sorun yok. Kuzeyde vatan, millet, bayrak nutukları, “Rumla asla birarada olamayız” sözleri, diğer taraftan da güya sahip çıktıkları KKTC’nin pasaportu yerine, yurt dışı seyahatlerinde “Rum pasaportu”… Böyle milliyetçiliğe can kurban…

AYRINIZ GAYRINIZ MI VAR?:

UBP-HP koalisyonu doğu bölgesi emirnamesi, iki başkanın cumhurbaşkan adaylığı tartışması, ardından yeni muhaceret ve vize yasası derken bu kez de Kıb-Tek’e yapılacak yandaş istihdamı konusunda birbirlerine düşmüşler. Hani başta Kıbrıs konusu olmak üzere tam bir uyum içindeydiniz? Gerçekten öyle ise oturun ve Kıb-Tek’e istihdam edeceğiniz partililerinizi de eşit şekilde paylaşın(!) ki, dosta düşmana örnek olasınız…

 4 SENE SONRA:

Cumhurbaşkanlığı’na sitem eden UBP milletvekili Özdemir Berova, 2015’te Yenikent’te Cumhurbaşkanlığı’na ait bir araziye ilkokul yapmak istediklerini ancak Cumhurbaşkanlığı’nın bunu reddettiğini söyledi. Akıncı’nın şimdi gerekçelerini açıklamasını bekliyoruz. Ancak, böyle önemli bir konuyu açıklamak için niye 4 yıl bekledi diye de Berova’ya da sormak lazım. Sakın yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine malzeme olur umuduyla açıklamış olmasın…

GEÇ DE OLSA FENA DEĞİL:

Güney’de Başpiskopos Hrisostomos aleyhine yapılan gösteriler galiba bir ilk. Bunca yıldır kilisenin insiyatifiyle gençlerin faşist ve ırkçı yetişmesine asla ses çıkarmayanlar, şimdi “Papaz, elini eğitimden çek” diyor. Gerçi papaza yönelik tepkinin odağında, Interpol’ün aradığı bir Malezyalıya, para karşılığı pasaport verilmesinde aracılık etmesi konusu olsa da, demek ki eğitime müdahalesinden rahatsız olanlar da varmış. Geç de olsa, iyi sayılabilecek bir gelişme…

 HALA BİTMEDİ:

1974 Barış Harekatının üzerinden tam 45 yıl geçti ama, Rumların kuzeyde bıraktıkları malların rantı hala bitmedi. 45 yılda haklı, haksız dağıttığımız o mallar, bugün hala birilerini zengin etmeye, skandallarla el değiştirmeye devam ediyor. Ne bitmez tükenmez bir ganimet sarhoşluğuymuş bu, yarım asırdır hala bitmedi.

ZİRVEDEKİLER

Rasıh Reşat:Ersin Tatar da pekâlâ, orada güvendiği bir Barrister’e birkaç bin pound verip, ‘Bu işi benim için araştır. Eğer aranmıyorsam bana bunu yazılı olarak İngiliz makamlarından temin et’ diyebilirdi. Hâlâ da diyebilir. KKTC Polis Genel Müdürlüğü’nden alınan, ‘Burada aranmıyorsunuz. Türkiye’deki Interpol Daire Başkanlığı’ndan da arandığınız ile ilgili bir bilgi de bize ulaşmış değil’ tadında bir evrak sorununu ortadan kaldırmaya çalışmak ve bu evrakı da medyaya sızdırmak saçmalığını da yapmamış olurdu…”

 DİPTEKİLER

Espiri Değil, Skandal: Fox Tv’nin sabah programının sunucu İsmail Küçükkaya soruyor; “Aranıyor muyum diye polise niye sordunuz efendim?”. Cevap; “Espri olsun diye yazdım”… Bu nu söyleyen bu ülkenin hükümetinin başı, Başbakan Ersin Tatar… Seviyeye bakar mısınız? Polise “espri” olsun diye sormuşmuş. Ama söyledikleri espri değil, skandaldır…



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı