Köşe Yazarları

Rüzgar ve insanlar yolararken…


Hava henüz bulutlanmadan arabayı Lefkoşa’içindeki makiniste bırakıp Sarayönü’ndeki asfalt yollara kadar yayılan kahveye oturdum.

Çiftkavrulmuş kahve söyledim.

Çevredeki sandalyelerde grup grup emekli insanlar oturup muhabbet ediyorlardı.

Başımızda dev şemsiyeler.

Dikilitaş bu şemsiyelerin arasında neredeyse görünmez durumda.

Taş’ın etrafı çoktan beri geniş ve anlamsız bir çemberle çevrelenmiş.

Sandalye, masa ve şemsiye kalabalığı alanın her tarafını işgal etmiş durumda.

Birçok kez belirttiğimiz gibi meydan meydanlıktan çoktan çıkmış…

Art arda iki turist kafilesi geliyor, görüntülerinden onların da emekli oldukları anlaşılmakta.

Rehber Dikilitaş’a yakın yerde kafileleri durduruyor ve Dikilitaş ile Sarayönü hakkında turistlere kısabilgiler aktarıyor.

Şaşkın gözleri etrafı tarıyor turistlerin.

Birkaç kişi fotoğraf makinesine yelteniyor ama oradan açı ayarlamak ne mümkün!

Umarım “burası bir meydandır” dememiştir rehber…

Bulutlar bir sis perdesi gibi toplanıp güneş kaybolmuş, esen ılıkrüzgar şemsiyelerin arasında yol arıyordu ki gelip geçenler de sandalye ve masaların arasından karşıya geçmek için zikzaklar çizmek durumunda kalıyorlardı.

Bir zamanlar Lüzinyan Sarayı’nın ana kapısının uzandığı yerde o saraydan hiç biriz kalmamıştı.

Buna bu şekilde değinmek bile yersiz, çünkü İngiliz İdaresi o sarayı kullanışsız bulmuş ve topyekun yıkmış, sarayın bir kısmına da mahkemeler binasını yaptırmıştı adayailkgeldiği yıllarda.

Şimdiki sözde meydan çevresinde tek kalan Türk yapısı, İngiliz’in taş kürsüsünün yanında bulunan sokak çeşmesidir ki onun da çatısı çoktan yıkılmış, akan suyu çoktan kesilmiştir.

1800’lü yıllarda adaya gelen birçok gezgin ve tarihçinin o çeşmeden su içtiği ve bu anlarını kitaplarında konu ettikleri bilinir…

Sarayönü Camii’nin avlusunda bulunan Dikilitaş 1914 yılında şimdiki yerine taşınarak, yeni bir meydan oluşturuluyordu.

Dikilitaş’ın etrafı birkaç metreyi geçmemek kaydı ile demir korucularla kesilecek, motorlu araçların çoğalması ile çevrevetrafik düzenlemeleri yapılacak, meydan meydan gibi görünecekti.

Gerçekten de atlı arabalarla motorlu araçların Dikilitaş etrafında bir aşağı bir yukarı gidip geldiği, bisikletlilerin de etrafında dolaştığı yıllarda Sarayönü Meydanı meydan gibiydi.

Keşke hem yerli ahali hem oradan gelipgeçen turistkafileleri bu meydanı o haliyle görmüş olsalardı.

Ve keşke ellerimizkırılsaydı da enazından o meydana dokunmasaydık…

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı