EğitimKöşe YazarlarıSürmanşet

Eğitimde kavga etme zamanı değil

Barış Uzunahmet yazdı






Eğitimde ne yazık ki hiç da istemediğimiz bir noktaya gelmiş durumdayız. Bu pandemi sürecinde eğitimin tüm paydaşları işbirliği içerisinde olması gerekirken, bu günlerde ciddi bir çatışma halinde… Elbette bu çatışmanın hiç kimseye bir faydası yok, zararı var. En önemlisi çocuklarımız zarar görüyor. Öyle görünüyor ki herkes kendi derdinde, çocukları düşünen yok. Bu çatışmanın tarafları önyargılarından, hırslarından, kaprislerinden ve inadından vazgeçmek zorundadır. Eğitim bazılarının oyuncağı değildir. Hele çocuklarımız hiç değildir.

Görüyorum ki bu çatışmadan vatandaş ciddi bir rahatsızlık duymaktadır. Kabul etmek gerekir ki uzaktan veya online eğitimden istenilen verimi alamadık. Yüz yüze eğitimin yerini tutmadı. Yerini tutmasını da beklememek gerekir. Bu yalnız KKTC’de değil dünyanın her yerinde böyledir. Bu nedenledir ki tüm dünyada okullar en son kapatılır ve eğitime en son ara verilir. KKTC’de Mart 2020’den Mart 2021’e kadar olan sürede çocukların okula gittiği gün sayısı 30’u geçmez. Bu pandemi döneminde bu süre dünya standartlarının çok altındadır.

Buna birlikte çare üretmesi gerekenler bugün kavga halindeyse eğitimde bir adım ileri gitmemiz mümkün değildir. Hele paydaşlar birbirini suçlamaya başlamışsa, arkada elini ovuşturan çok olur.

Gelelim bu öğretmenlerin aşılanması meselesine… Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu yanılmıyorsam 12 Şubat’ta öğretmenler ve okul çalışanları aşılanmadan yüz yüze eğitime başlanmayacağı söyledi.  Temelde doğru bir açıklama ama, bu açıklamayı yaparken elinizin de en az o kadar güçlü olması gerekiyor. Belli ki sayın bakan tüm iyi niyetine rağmen öğretmenleri aşılamak için gerekli aşıyı sağlayamamıştır.

UNESCO ve benzeri kuruluşlar öğretmenlerin aşılamada öncelikli gruplar içinde yer alması gerektiğini öneriyor ancak buna tam olarak uyan pek bir ülkeye de rastlanmamıştır. Nüfus oranına göre en yüksek aşılama yapan ülkelerden biri olan ve 30 milyon kişinin aşılandığı İngiltere’de bile öğretmenler aşılanmamıştır. Sadece yaş sırası gelen öğretmenler aşılanmıştır. Sonuç olarak Avrupa’nın hemen hemen her yerinde okullar yüz yüze eğitime devam etmektedir.

Gelinen noktada KKTC’de okulların açılmasına geç kalınmıştır. Bugün sadece 12. sınıfların açılması denenecektir. Çok da başarılı olacağını zannetmiyorum. Milli Eğitim ve Kültür Bakanı’nın “aşı olmadan okulları açmam” söylemine destek çıkan KTOEÖS’ün tavrı ve öğrencilerin isteksizliği okullarda yüz yüze eğitimin başlamasına olanak tanımayacak. Tabii ileriki günlerde bu durumun değişip değişmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

Dünyadaki birçok uluslararası kuruluş gibi, ülkemizde de Kıbrıs Türk Pediatri Kurumu, Kıbrıs Türk Tabipler Birliği, pandemi döneminde çocuklarda yaşanan olumsuzluklar nedeniyle yüz yüze eğitime başlanması gerektiğini söylüyor. Yine aynı şekilde pandemi döneminde bilimsel açıklamaları ile bildiğimiz eski başhekim Dr. Bülent Dizdarlı aynen şöyle diyor: “Okullar zamanında söylenen, önerilen tedbirlerle aslında hiç kapanmamalıydı ya da çok kısa süre kapanmalıydı.”

Ülkede olanları gördükten sonra aklıma benim çok taktir ettiğim Kıbrıslı Türk yönetmen Derviş Zaim’in “Filler ve Çimen” filmi geldi. Yanılmıyorsam filmde de kullanılan bir aforizma vardı “Filler tepişir çimenler ezilir” diye… Tam da durum budur. Kısacası olan çocuklarımıza oluyor. Doğru dürüst eğitim yapılmadan geçen iki koca öğretim yılı. Bu kayıpların acısını gelecek yıllarda bu çocuklar çekecektir. Bunun hem akademik hem de psikolojik etkileri olacaktır. Bugün kavga edenler belki bunu bir gün anlayacaklar ama çok geç olacak.

 

 

 

 

 







Başa dön tuşu