Köşe Yazarları

Bugün Türkiye’de seçimler var (Sonrasında TC-KKTC ilişkileri yeniden ele alınmalıdır!)


Bugün Türkiye’de genel seçimler yapılıyor. Bizi ilgilendiriyor mu? Evet! Çünkü orada yaşanan her olay, yaratılan her gelişme, iyilik ve sağlıkları yanı sıra olagelen kötülükler “istikrar” yönünden bizi çok ilgilendir.

Çünkü Türkiye ne kadar düzgünse KKTC’de o kadar istikrarlı olur! Nitekim Türkiye’nin son yıllardaki iç ve dış sorunlarının yansımaları bizi de etkilemiştir ki uzun yıllardır yaşamadığımız istikrarsızlıkları yaşamak zorunda kaldık, elan yaşamaya devam ediyoruz!
Zaten klasik söylemdir: Türkiye hapşırsa biz zatürie oluruz. Ve gerçek şu ki işte bu nedenle uzun süredir hasta yatağımızdan kalkamıyoruz! Üstelik Türkiye ile ilişkilerimizi de netameli hallere sokuyoruz. Belki hükümetler Ankara ile vaziyetleri kurtarmaya çalışıyorlar ama halk katlarına inildikçe TC’ye yönelik serzenişler yoğunlaşıyor! İşte birkaç somut örnek:
Mesela bu nedenlerden olmalı “2013-2015 TC-KKTC Mali ve Ekonomik Protokolü, TC Büyükelçisi Sn. Akça’nın çabalarına karşın başarılı olamadı! Beklenen Özelleştirmeler gerçekleşmedi! Ercan Havaalanı ihalesi olumsuz tepkilerde hâlâ tartışılıyor ve son olay biliniyor: Başbakan Yardımcılığı görevinden istifa eden Serdar Denktaş nedenlerinden bir tanesini de TC Yardım Heyeti ile uzlaşmazlığına bağladı!
NEDEN ÇATIŞMACI POLİTİKA: Çünkü Kıbrıs Türk halkı Türkiye’yi “Anavatan” olmaktan çoktan çıkardı! Öyle mi olmalıydı? İki ülke arası ilişkileri ille de sürtüşerek, etki tepkilerde yozlaştırarak hatta yer yer husumet haline sokarak mı sürdürmeliydik? Yahut Ankara böyle bir ortam mı yaratmalıydı?
Ne var ki oldu! Üstelik Kıbrıs siyasi sorununa da yansıtıldı. Eroğlu döneminden şimdilere gelene dek müzakereler sürecinde sessiz bir “Ankara” izlerken KKTC’nin siyasi partileri ile STÖ’nün politik etkinlikleri olumlu veya olumsuz “masaya” yansıdı. Fakat bu dıştan karışmacılık Müzakerecimizin elini güçlendirmek yerine zayıflattıydı! Nitekim Anastasiadis Türk-Rum dostluk ilişkilerini istismar ederek ve KKTC’den Türkiye’ye yönelik eleştirileri kullanarak 11 Şubat kararlarından sapmakla kalmadı, yerine Güven Yaratıcı Önlemleri getirdi! Bu da Müzakerecilerle müzakereleri değil, GYÖ’ler için uğraşanların çaba ve görüşlerini öne çıkardı! Kısaca Müzakere masası amaca yönelik işlevini yitirdiydi!
DOĞU AKDENİZ’DEKİ MEB’LER SORUNU: Yaratılan olayı biliyoruz: Ankara KKTC’nin hidrokarbon yataklarındaki hakkını almak için Doğu Akdeniz’e sismik araştırma gemisini gönderince Anastasiadis “egemenlik haklarıma” tecavüz edildi bahanesine sığınarak müzakere masasından kaçtıydı!
Fakat Ankara orada attığı adımı ve yarattığı emrivakiyi ne Türkiye’nin “önemince enerji politikasına yansıtabildi ne de Kıbrıs Türk halkının kazanımına sokabildi!”
Sadece Güney Kıbrıs Rum Yönetimine gözdağı verdi! Rum Yönetimi de hem Güney’de Rusya’ya üs verdi, İsrail ve Mısır’la askeri tatbikatlar yaptı, hem de Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen kendine ait yeni siyasi dengeler oluşturdu! Ki son haber Ermenistan’la da askeri anlaşma yaptığıdır.  Burada bir parantez açıp dikkatinizi çekelim: (Rum Yönetimi Türkiye ile ilişkileri bozuk kaç ülke varsa onlarla askeri anlaşmalar yapmaktadır! Pekala ama eğer Anastasiadis’li Rum Yönetimi’nin amacı 11 Şubat kararlarına uygun bir çözüme ulaşmaksa neden “çözüm” aşamasında büyük sorunlar yaratacak bu tip askeri anlaşmalar yapmaktadır! Çözüm sonrasında ne işe yarayacaktır bu askeri ittifaklar? Yoksa Türkiye’nin saldırısından korktuğu imajını mı yaratmak istemektedir? Yahut günü saati geldiğinde Kuzey’e saldırmayı mı düşlemektedir! Doğrusu bu askeri anlaşmalarla sürekli hale gelen “ortak askeri tatbikatları” ki savaş uçağı bile yoktur, anlamak çok güç olmaktadır!)
VELHASIL’I KELAM: Bugün Türkiye’de seçim var. Seçimden sonra ne var bilmiyoruz. Ancak KKTC ile Türkiye’nin birbirlerini anlamalarına empati kurmalarına büyük ihtiyaç vardır diyebiliriz. Çünkü daha kısa süre önce Ulaştırma, Denizcilik, Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin KKTC’ye bir günlük resmi ziyarette bulunmuş Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy ile TC-KKTC arasında yeni yatırımlar için karara varmışlardı. Mesela Limanların özelleştirilmesi bunlardandı. Oysa haber işitilir işitilmez DP ve Hasan Taçoy dışında memlekette ne kadar siyasi parti, sendika falan varsa “Mağusa Limanı asla özelleştirilemez” diyerek karara karşı tepkilerini koydular!
Şimdi insan merak eder: Neden hem Ankara hem KKTC’deki yetkili ve sorumlu siyasilerimiz halkın etki tepkilerini dikkate almadan basiretsiz tutumlarıyla aldıkları kararları empoze etmeye çalışıyor, sonra da bir memleketin protestolarına uğruyorlar! Öte yandan hangi hükümet yeni görevine başlasa ilk işi öncesi hükümetin TC ile yaptığı protokolleri ya dondurmaktır yahut doğrayıp kuşa çevirdikten sonra uygulamaya sokmaktadır! O zaman da yararı değil, zararları yaşanmaktadır.
TC’DEKİ SEÇİMDEN SONRA: 14 Haziran’dan sonra da CTP Kurultayı vardır. Sonrasında nasıl bir hükümet değişikliği olur bilmiyoruz. Ancak ne olursa olsun Ankara ile halktan saklamadan, kaçırtmadan yeniden görüşmek ve yapboz haline getirilmeyecek ortak kararların uygulanmasını sağlayacak daha sağlıklı ilişkilerin kurulması kaçınılmazdır.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı