Köşe Yazarları

Bildiğimce Kızılyürek


Adını ilk kez, biraz da magazinsel haberlerle süslenen Kleridis’in kızı ile olan arkadaşlığı nedeniyle işittiydim…

Kendi ifadesiyle kırk yıldır Güney’de yaşıyordu. Dolayısıyla Kıbrıs Türk toplumunun Kuzey’deki siyasi ve ekonomik deviniminin dışında yaşayan Güney’deki bir üniversitenin Türkoloji Profesörüydü.

…NE olduysa AB Parlamentosu seçimlerinde oldu. “Birileri” yeni ilah arayışına mı çıkmıştı? Yoksa Sn. Akıncı’dan mı umut kesilmişti?

Yoksa Kıbrıs Türk soluna da AKEL’e de “müzakereleri” yeniden gündeme getirecek, “Birleşik Kıbrıs” efkârını yeniden diriltecek, Federal Sistemi yeniden çözüm umudu yapacak bir yeni olaya, olay için de “lider” kimlikli bir yeni siyasetçiye mi ihtiyaç vardı…

Peki bu aranan “mehdi” neden Niyazi Kızılyürek olmasındı?

NİTEKİM AB Parlamento seçimlerine AKEL’in adayı olarak katılıp da “Kıbrıslı Türklerin Avrupalı seçmenlerinden” de oy talebiyle “yandaşları” tarafından Kuzey’de, “işte aradığımız Türk adayı Niyazi Kızılyürek” diye lanse edilince ve kahir ekseriyetle sandıktan Kuzey’in AB parlamentosuna göndereceği bir “Türk politikacısı” olarak çıkıverince tüm dikkatlerin odağına oturdu…

ANLADIK ki yeni bir başlangıcın eşiğindeyiz. Nitekim bu gelişmeler karşısında büyük heyecan duyan eski Bakanlar’dan CTP’li Erkut Şahali bakın ne diyordu:

“…Bir toplumun partisinin listelerinde diğer toplumdan (Türk veya Rum) aday bulunabilir! Her iki topluma mensup bireyler partilere yasaların düzenlediği çerçevede oy kullanabilir ve iki toplumu temsilen ‘seçilen,’ köken itibarıyla diğer topluma mensup olabilir…”

Yani ne? Talat’ın, Hristofyas’ın başaramadığı şu “çapraz oylama!” Nasip kısmet Niyazi Kızılyürek’e imiş! Nitekim bu siyasi gelişimi bakın Şahali nasıl bir coşku ile kutsamaktadır:

“…Şimdi daha çok umut var! Geçmiş gönül kırıklıklarına önemli bir iyileştirici müdahale var. Samimiyetin göstergesi bir sonuç var. Ve Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek gibi birleştirici bir arakesit var…”

Devam ediyor: “Kökene dayalı politik yaklaşımların uygun zeminde tuzla buz olabileceği gün gibi ortaya çıktı!….”

“…Kıbrıslı Türkler adanın politik eşit ortağı olarak dünyayla bütünleşene kadar yürünecek yolda, şimdi daha çok ve üstelik daha inançlı yoldaşlar var…”

YENİ bir Cumhurbaşkanı arayanlara müjdeler olsun! İşte aradığınız siyasetçi! Hem Güney’i hem Kuzey’i temsilen AB Parlamentosundaki sandalyesinde bana sorarsanız harcanıyor!

Asıl büyük ve kutsal görevi KKTC’nin cumhurbaşkanlığıdır! Bakın bu büyük görevi de başarın ki tez çözüm olsun!

**********

 

TATAR’A FIRSAT VERİLMELİ

Bir toplumun milletvekilleri bu koşullarda ancak bu kadar sorumsuz olabilirler eğer Tatar Hükümeti güven oyu alamazsa!

Üstelik olagelecek karmaşa ile “erken seçim” olasılığı kim bilir çoktan iflas etmiş KKTC de yıllarca kapanması mümkün olmayan kaç yara daha açacaktır…

Kaldı ki bıktık usandık siyasi partiler arasında sürüp giden bu skandalist tutumlardan.

NE yani, “yüce” denilen, aslında zaman zaman bazı milletvekillerinin kişisel ihtiras ve bencilliği nedeniyle çalışamaz duruma düşen KKTC’nin Meclisi oyun oynanacak park yeri midir?

Dolayısıyla sağduyulu bir oylama ile Tatar Hükümetinin onay alacağına inanıyorum da…

YA sonrası? Bir kere Sn. Ersin Tatar ayağında çarığı, elinde asası “keramet sahibi” “derviş” değil ki?

Hatta bazen o kadar ete kemiğe bürünüyor ki bam teline dokunulunca anında patlayan bir dinamite dönüşebiliyor!

Fakat bu donanımlı, ekonomiyi iyi bilen ilk kez de olsa Kıbrıs Türk siyasasına duhul eyleyen genç politikaya şans vermek gerekir…

Önce, inandığı için Ankara ile iyinin de ötesinde çok iyi ilişkiler kuracağı muhakkak.

AÇIK seçik kabul edelim: KKTC’nin Türkiye’nin yardım ve katkılarına büyük ihtiyacı vardır. Hem komşumuzun gözünün içine sokarken “işte bizim böyle anavatanımız vardır” demek için hem de Güney’i şaşırtarak düzeyli bir sosyoekonomik trendi yakalamak için!

Ancak: Sadece ekonomi, sadece sıcak para değildir sorun. Hadi ona da değinelim:

 

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (KKTC ÇÖKÜYOR!)

Çünkü insanlar artık KKTC’i sevmiyorlar! Bu nedenle Kimileri, bizi adam etsin diye Türkiye’ye sarılıyorlar, kimileri de Rum tarafıyla oluşturulacak Birleşik Kıbrıs gibi federal modellerle “gelecek” hayalleri kuruyorlar!

Oysa bu toplumun sosyal hayatı çöktü! Bakın geçen günün haberlerinde KTÖS, “okullarda gitgide çoğalan öğretmenlere yönelik şiddet hareketlerinden” duyduğu endişeyi seslendiriyordu!

Türlü nedenler arasında “kalabalık sınıflar…” “Gitgide daha çok karmaşıklaşan öğrenciler…” “Bazı çocukların evlilik ayrılıklarından kaynaklı akresif davranışlı öğrenciler….” Deniyordu da benim de eklemem gerekirse:

Çocuklarımızı iyi yetiştirememek bir yana! Gitgide okullarda “sınıfsal hiyarerşi” yaratılıyor! “Zengin çocuğu ile fakir çocuğu…” “Kıbrıslı öğrenci ile Türkiyeli öğrenci…” “Özel okullularla devlet okulları öğrencileri…” Gibilerinden parça körçe ayırımlarla asıl yıpranan devlet okulları oluyor ama, kimse bunu fark etmek istemiyor!

ÖNCE kabul etmeliyiz: Kentler şantiyeye döndüler! Fakat sürekli artan nüfusa karşılılık ne bir yeni okul yapılmakta ne çocuklar için yeşil alan, oyun yerleri ayrılmakta! Artık sadece daracık dairelerde çocukluğundan mahrum bırakılmış “Apartman çocuklarımız” vardır!…

Kısaca artık “Eğitimde yeniden yapılanma için seferberlik başlatılmalıdır…”

  

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı