BAKANLAR KURULU KARARLARINA RAĞMEN, PİYASADA BAYRAM VURGUNU…

23 Ağustos 2018 Perşembe | 09:58
Köş, Moreket

Vatandaş borcunu harcını bir kenara bıraktı, mecburi tüketimde kazıklanmasına isyan ediyor.

Bankalar borçlar için yakanıza yapışabilir, eviniz arabanız elden gidebilir, borcunuza yapılanmalarla yeni borçlar eklenir; ancak hayat da devam eder…

Dişlerinizi fırçalayacaksınız. Borcunuz var diye diş fırçalamaktan vazgeçemezsiniz.

Et yiyeceksiniz, sebze yiyeceksiniz, yumurta, hellim yiyeceksiniz. Bebeğinize süt, mama, bez almak zorundasınız.  Su içeceksiniz, ekmek yiyeceksiniz. Bunları tüketmekten vaz geçemezsiniz.

İşte isyan bu noktada başlıyor…

Çünkü ortamı fırsata çevirmekten utanmayanlar var etrafta.

Ekmeğe yüzde yüz zam, suya damacanada 2-3 lira zam. Alternatifi yok bunların, alacaksınız, yerine koyacak başka bir şey yok.

Bakanlar Kurulu denetim kararı aldı, yayınladı, Ekonomi Bakanı çıktı Bakanlığımızın fiyat denetleme gibi bir yetkisi yok” deyiverdi..

Oysa daha geçen gün Bakanlar Kurulu’ndan geçen kararda, Mal ve Hizmetler Düzenleyen Yasası’nın Ekonomi Bakanlığı’na verdiği görev açıkça yer almıştı. Orada da, Bakanlığın imalatçı veya ithalatçıdan, maliyet artış durumunu bildirmesini isteyebileceği maddesi var. Bu fiyat denetimi değil midir?

Daha da açığı, aynı Yasa, kalite ve fiyat denetim memurları aracılığıyla Ekonomi Bakanlığı’na denetim yapma yetkisi veriyor.

Hatta Bakanlık, istediği zaman istediği malı, “denetime tabi mal” kapsamına alabiliyor. Daha ne.?

Yapar denetimini, sonra Tüzüğü mü var, nesi varsa, ona uygun olarak, Maliye Bakanlığı’na, Rekabet Kurulu’na sonuçları iletir. Buna “fiyat denetleme yetkim yok” denebilir mi..?

Sonra, Ticaret Dairesi 12 tane denetçiyi neden atıyor..? Üstelik de verilen haberde bunların “fiyat ve kalite denetim memuru” olduğu açıkça belirtiliyor…

Ateşle oynanan günlerdeyiz.

Ateşi tutmak da hükümet üyelerinin görevi şu anda.

“Aman benim ellerim yanmasın”denmeyecek günler bunlar…

İşte Başbakan.

Bayram günü market market gezip fiyat araştırması yapıyor.

Sonuçlarını sosyal medyada yayınlıyor.

Marketler arasında fiyat farkı korkunç.

Bazıları öylesine abartmış ki, güney Kıbrıs bu durumda hala ucuz kalıyor. Başbakan’ın örneklediği diş macunu ve ton balığı hala buradakinin yarı fiyatından az. Güneye geçen var, geçemeyen var. Hem amaç kendi piyasamızı ucuzlatmak değil mi? Paranın burada harcanmasını sağlamak değil mi?

O zaman bir an önce gereği yapılacaktı.

Karaborsacı, fırsatçı bayramda bayram etmeyecekti…

Ama etti. Hem de bir güzel…

Sorun ithalatçıda mı, parekentecide mi, markette mi, vatandaş bilmez, bilmesi de gerekmez.

Ama Bakanlar Kurulu 1 hafta önce bir karar almışsa, piyasanın bir haftadır hala bu başıboşlukta devam etmesi kabul edilemez. Bu iş bayram seyran dinlemez.

Anayasa Yasa Gücünde Kararname yetkisini neden veriyor? Yasa çıkartmayı beklemeden, acil ekonomik konularda derhal müdahale edilebilsin diye.

Ama bizde denetçi ataması için bile 7 gün beklenebiliyor. Kaplumbağa hızında. İşte onun için Başbakan’ın koordinasyonunda bir “acil kriz masası” kurulması gerektiği savunuluyor.

Bürokrasinin rahatlığının önüne geçmek için, işin ciddiyetle ele alındığını göstermek için.

Ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, Bakanlar Kurulu’nun aldığı ciddi kararlar var.

Ama maalesef bir haftadır kağıt üstünde.

Vatandaşın ne bahane, ne açıklama dinleyecek hali kalmamıştır.

İcraat görmek ister…

YERİN KULAĞI VAR

GEREĞİNİ YAPIN O ZAMAN:

Başbakan Tufan Erhürman bizzat marketleri dolaşarak fiyatlardaki anomaliyi kendi gözleriyle görmüş. Eğer serbest piyasa ekonomisini uyguluyorsak belli ürünlerde fiyat farkları olabilir ancak, bunun bir fırsatçılığa dönüşmesi kabul edilemez. Burada görev yine hükümete düşüyor. Dürüst tüccarla fırsatçıları tesbit edip, gereğini yapması gereken de yine Başbakan Erhürman’ın kendisi ve başında bulunduğu hükümetidir…

HEP AYNI SORUN:

CTP eski milletvekili Birikim Özgür’den, CTP milletvekili Asım Akansoy’a, “hükümeti düşürmek istiyorsunuz” suçlaması geldi. Geçmişe şöyle bir bakın CTP’nin her iktidardan gidişinde parti içi hesaplaşmaların önemli bir rol oynadığını görürsünüz. Son örneği Türkiye’den gelen su konusunda yaşanmış ve parti içindeki farklı görüşler CTP iktidarının sonunu hazırlamıştı. Bu nedenle CTP sorunu uzakta aramasın…

İŞİNİ BİLİR:

UBP kurultayında adı “başkan adayları” arasında anılan ancak çıkıp “adayım veya değilim” yönünde bir açıklama yapmayan Hasan Taçoy kendi pazarlık payını da yükseltiyor. Özellikle Lefkoşa bölgesinde ciddi bir oy oranına sahip olan Taçoy’un, kurultayda aday olmasa bile destek vereceği bir adaya, ciddi  katkı sağlayacağı kesin. Zaten partililer de  bunu söylüyor. Bir süre önce bulunduğum bir ortamda Taçoy’a yakın bir ismin, bir başkan adayı ile birlikte yemek yemesine ve konuşulanlara şahit oldum. Kurultay gününe kadar destek verilecek aday değişir mi bilemem, çünkü pazarlıklar oldukça sıkı yürütülüyor…

GİZLİ İŞSİZLİK YOK MU:

Vardiya sistemini yaygınlaştırıp, ek mesaiyi aşağı çekme fikrine karşı yeğenim Sami Özuslu, bunun için istihdam yapmak gerektiğini, Türkiye’yle imzalanan protokolun buna engel olduğunu söylüyor. Bence asıl sorun devletin doğru dürüst bir envanterinin olmaması. Uzmanlık gerektiren alanlardan söz etmiyorum. Ama maaşı kadar ek mesai alan sekreterler var, odacılar var, şöförler ve çeşitli alanlarda  memurlar var. O eksiğin gizli işsizlik pozisyonunda olanlarla giderilebilmesi gerekir. KTHY’den, ETİ’den gelenler, arka kapıdan alınanlar var. Üniversite mezunları katiplik yapıyor. Bunları devreye sokmak mümkün değil midir? Devletin şu anda ihtiyacından fazla memuru olduğu gerçek değil mi?

YARIN PİŞMAN OLACAKSINIZ:

Krizi fırsata çevirmek isteyenler sözüm size; uzun zamandır dövizdeki artış nedeniyle kendi iç piyasamıza dönen tüketicileri kaybetmenize az kaldı. Sosyal medyada aynı ürünlerin kuzey ve güneydeki fiyatları paylaşılıyor. Aradaki fark inanılmaz oranda. Döviz nedeniyle uzun zamandır kuzeyi tercih eden tüketicinin, sizin açgözülüğünüz nedeniyle yeniden güney çarşısına dönmesine az kaldı…

KKTC DEMEK, KUMAR DEMEK: Bayramda oteller doldu, uçaklar rekor kırdı falan ama, çarşı hiç de öyle demedi. Sanki hiç turist yokmuş, vatandaşlar da yurt dışına gitmiş gibiydi Girne sokakları. Öyle ya, turist Türkiye’den… Cebine koyduğu para, kumar için. Türkiye’dekinin bir kaç misli fazlasına alış veriş mi etsin? Zengini için de böyle, orta hallisi için de. Turizmi kumara indirgeyince, böyle oluyor.

ZİRVEDEKİLER

Birikim Özgür: “Protokolü iki taraf oturup birlikte hazırlar. Bizim makroekonomik göstergelerimizdeki aksaklıkları tedrici olarak iyileştirmek işin özüdür. Türkiye buna katkı sağlıyor. Türkiye’nin desteğiyle, Kıbrıslı Türkler için, Kıbrıslı Türkler tarafından yapılacakları içeriyor doküman. Bu özü kaçırmanın tek bir açıklaması var o da “Ben bu Başbakanı düşürmek istiyorum” siyasetidir”…

DİPTEKİLER

Bunun Adı Cinayet: Her yıl yaşanan “katliama” hükümet bu yıl da onay verdi. Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin “Doğada Tükenme Riski Yüksek” olarak gösterdiği üveyiklerin ve yavrulu fassaların vurulduğu Yaz Avı’nın 2 Eylül’de aynen açılması kararlaştırdı. Bir başka ilginç nokta ise tükenmekte olan pulya kuşu için festival düzenleyen tek ülke olmamız. Hala daha “hayvan katliamını” spor olarak gören zihniyetler çoğunlukta ne yazık ki…

Foto Gündem

KKTC’nin tek psikiyatri hastanesi Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne, 2018 yılının ilk yedi buçuk ayında, 3 bin 500’ü çocuk, toplam 12 bin kişi başvurdu