Çözüm için sürdürülen müzakereleri “anlamlaştırıp” gereksiz kılacak pek çok siyasi olay tartışılabilirdi. Hiç birisi “Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhak edilmesi demek olan “ENOSİS”in kutlama ve okullarda ders...
Hrisostomos’a dolayısıyle Rum Ortodoks kilisesine açıktan verilen çözüm rüşveti değilse Kuzey’deki 618 kilisenin Rumlar’a iade edileceği haberi, bugüne kadar Türk tarafının Güney’e verdiği en vahim...
Geçen hafta müzakereleri kilitleyen bazı başlıklar yine gündemdeydi ve nasıl bir beceride hangi anahtarın kilitlediği için bir türlü açılamadığı bu sorunların belki çözülebilir beklentileri yine...
Dün 1974’den hemen sonra adına “bohça yahut “bavul turizmi” dediğimiz “serbest pazarı” hatırlatan bir alışveriş olayından söz ettikti. Gerçekten de o yıllarda oluşturulan feribot seferleriyle...
“Federasyonların” eşit koşullarda oluşturulması önemlidir. Bir taraf için neyse koşullar, öteki taraf için de aynisi olur! “Ben senden daha çok mülk ve nüfusa sahibim” demek...
Rum tarafı bunu hep yapar. Ne zaman bir siyasi fırsat yakalasa, dünya aleme Türkiye’den ne kadar çok korktuğunu gösterecek olanca politik atraksiyonlarını devreye sokar.. Sonuncusu...
Kıbrıs Türk halkı hem kendi içinden hem dıştan telkin ve etkilenmelerle tuzağa düşürüldü! Halkın iradesi yıllarca acımasız propagandalarla afyonlandı. Mesela: Dendi ki evet 1974’de Kuzey’e...
Önce bir serzenişte bulunayım: KKTC’de 14 üniversite vardır ama üç beş öğretim görevlisi dışında memleketin güncel sorunlarıyla ilgili, tabi ki bilimselliği araştırmayı öne çıkartacak yayınlar...
BM’lerin Kıbrıs siyasi sorununu çözecek kabiliyette olmadığını söyleyeli yıllar oldu. Nitekim bizzat Genel Sekreteri Annan’ın ismini taşıyan “plan” da onca çabalara karşın Rum tarafının “hayır”...
Sona yaklaşıldı denildiği yerde yeni bir müzakere süreci başlatılıyor. Müzakereler uzadıkça da usandırıp sinirleri geriyor! Nitekim geçen hafta hem hükümet cephesi hem Sn. Akıncı sanki...