“Federasyonların” eşit koşullarda oluşturulması önemlidir. Bir taraf için neyse koşullar, öteki taraf için de aynisi olur! “Ben senden daha çok mülk ve nüfusa sahibim” demek karşı taraf için, “hakların ancak mülkün ve nüfusun kadardır” anlamına gelir!
Yazık ki öncesi çözüm planlarında da şimdilerde de bu siyasi dengesizlikle nicelik ve nitelikler farklarını kabullenerek müzakerelere başladık!
Son dönemlerde sık sık yazıyorum. “Azınlık-çoğunluk esası üzerinde kurulacak bir federal devlet Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığını sonlandırabilecek kadar tehlikelidir!”
Ne var ki bugüne kadar süregelen görüşmelerde federal devlet yapısı Rum tarafının dayatmasıyla “azlık-çokluk kıstasları dikkate alınarak oluşturulurken “güç ve Yönetim” paylaşımındaki düzenlemeler de bu gerçeğin ispatı oldu!
Dolayısıyle Sn. Akıncı’nın şu açıklamasını çok önemsiyorum. (Çünkü “azınlık” oluşumuzu hemen her konuda siyasi ölçüt olarak kabul ederken tutun ki Sn. Akıncı son anda yangından kaçırtılacak değerli bir mal gibi 4 özgürlük uygulanacaksa TC için de aynen uygulanmalıdır” diyerek Rum kalesine puan getirici değerli bir gol atmıştır.”
YUNANILARLA EŞİT: Dünkü yazımızda da sözünü etmiştik. Daily News gazetesi muhabirlerinin sorularını yanıtlarken Sn. Akıncı AB’nin 4 Özgürlüğü konusunda şunları söylüyordu:
“Çok güncel olan 4 Özgürlük konusu mal, hizmet, insan ve sermayenin serbest dolaşımına gelince; Türkiye Yurttaşlarının Yunanlılarla eşdeğer haklara sahip olmasını biz de Türkiye de önemsiyoruz. Zaten 80 milyonluk Türkiye’nin serbest dolaşımından bahsetmiyoruz. İkamet etmek için gelenler bağlamında Yunanistan’la Türkiye’yi eşitleyecek formül arıyoruz. Ankara bizim yaptığımız tüm temaslardan anında haberdar ediliyor ve biz çok yakın çalışıyoruz.”
Sorun biliniyor. Hem Rum-Yunan cephesi hem AB çevreleri AB üyesi olmayan Türkiye’nin 4 özgürlüğe sahip olmasına sıcak bakmıyorlar! Biz bu olumsuz karşı çıkışın hâlâ ve ısrarla Rum tarafının Türkiyesiz bir Kıbrıs yaratma amacından kaynaklı olduğunu söylüyoruz. Sadece askeriyle değil, büyük oranda nüfusu ve Kuzey ile kopartılacak ilişkisi ile!
Oysa Türkiye için olay daha farklıdır: Nitekim uzun süredir AB’den Türkiye yurttaşlarına vizeyi kaldırmasını istemektedir. Şimdi bunu Kıbrıs üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyor olabilir.. Ayrıca Güney’de Yunanistan’a verilen hak Kuzey’de de Türkiye’ye verildiğinde 4 özgürlüğün getireceği sosyoekonomik kazanımların ne kadar değerli olacağını bugünden görmek mümkündür..
GÜNEY TEPKİSİ: Rum tarafı Garantiler gibi bu konuyu da kabul etmeyecektir, yukarıda vurguladığım “Türkiyesiz Kıbrıs” saplantısından dolayı!
Oysa Sn. Akıncı’nın da ısrarla vurguladığı su, gaz, elektrik gibi enerjilerin de paylaşımlarından doğacak ikili ilişkiler ve işbirliği, Doğu Akdeniz’de yeni bir barış kültürünü geliştirecek. Dolayısıyle TC için de dört özgürlük bu barışın peçini olacak… Sonucu görmek için Cenevre’yi bekleyeceğiz..
**********
BOHÇA TURİZMİNDEN SERBEST PAZARA Belki artık hatırlayan kalmamıştır ama 1974 Barış Harekâtından sonra Kuzey, Türkiye’nin açık pazarı olduydu! Akla gelen tüm elektronik eşyalar, transistörlü anvai türlü radyolar, ütüler, kozmotik ürünler, gömlekler fanilalar, yapma çiçekler… Ve battaniyeler!
Hele de o “aslanlı İspanyol battaniyeleri!” Nitekim İspanya yoğun talep üzerine merak etmiş ve bu kadar çok battaniyeyi şu küçücük ülke mi ithal etmektedir diye şaşıp kalmış!
BOHÇA TURİZMİ: O dönemlerde tutun ki Türkiye beş sente muhtaç bir darlığın ekonomik kısırlığı ile cebelleşiyordu.. 1974’de askeri harekâtla Girne’ye yol bağlayan Türkiye insanı feribotlarla Kuzey’e akıyor, dükkân dükkân dolaşıp Avrupa’nın marka ürünlerini satın alıyordu.. “Bohça Turizmi” deniyordu. Mesela Mağusa Surlariçi’nde evlerin alt katları hep dükkânlara dönüştürüldüydü! TC’den gelen toptancılar kamyonlar dolusu “türlü çeşitli malları” Türkiye’ye taşıyorlar, bitmez bir alış veriş trafiği seferberliği yaşatıyorlardı.. (Tabi bazı dükkânlarda ganimetler de satılıyordu!)
Sonra cicim günleri bitti! TC ile mesela Kıbrıs Türk Otonom Türk Devleti ve ardından oluşturulan Federal Türk devleti arasında “mevzuatlar, gümrükler, kanunlar, protokoller” derken, iki ayrı devlet ilişkileri uygulanmaya başladığından “bohcacılıkla bohça turizmi de bitti!)
Ancak o kısa dönemde ekonomi adına bir yeni kavramla tanıştık: “Serbest Pazar!” Nitekim Özal döneminde Mağusa Serbest limanı bu nedenle oluşturuldu, diğer tüm oluşturulanlar gibi o da batırıldı şimdi pislik deryası bir limandır!
Bunları neden yazdım. Ada ekonomilerinin bir ayağı turizmse bir ayağı da işte böylesi “serbest pazarlardır.” Bildiğim kadarıyla Rum tarafında müthiş bir Konteyner ticareti vardır… Ekonomik kalkınmada yeni arayışlara ihtiyacımız varsa “bilelim ki ufkumuz her zaman açıktır demek istiyorum.
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (NİHAYET KEŞFEDİLEN KUZEY.)
Tabi sitemde bulunma hakkımızı mahfuz tutuyoruz. 42 yıldır “keşfedemedikleri Kuzey Kıbrıs’ı karar verdiler artık keşfedecekler!” Çok geç kaldınız desek mi? Ki tam 42 yıldır bekliyorduk bu günleri!
Olay biliniyor. Hürriyet gazetesiyle TÜRSAB işbirliğinde Türkiye’deki bazı yörelerden sonra bu yıl da Türkiyelilere KKTC tanıtılacak. Ki bugüne kadar Türkiye’den Kıbrıs’a gelenler nüfusun ancak yüzde 8-9 imiş! Bu son tanıtımla yüzde 20’lere ulaşması bekleniyor turizm açısından sevindirici bir haber..
Fakat beni asıl sevindiren Hürriyet gazetesi yöneticileriyle köşecilerinin KKTC’i önce kendilerinin ve hayretle keşfetmiş olmaları! “Demokrasimizden” “huzurlu ülke” oluşumuza, “sıcaklığımızdan insan ilişkilerimize” kadar öve öve bitiremiyorlar Kuzeyimizi. Doğrusu kaç gündür izleyip yorumları okuyorum gözlerdim yaşardı gurur duydum. Hele de Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün gazetecileri kabulünde söylediği şu cümle: “Yabancılara sunduğumuz en iyi ürünümüz demokrasi ve tarafsız güçlü bir hukuktur!” Bravo..
































