Çözüm için sürdürülen müzakereleri “anlamlaştırıp” gereksiz kılacak pek çok siyasi olay tartışılabilirdi. Hiç birisi “Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhak edilmesi demek olan “ENOSİS”in kutlama ve okullarda ders olarak tedrisat haline getirilmesi kadar yıkıcı olamazdı.
Maalesef oldu! Ancak 1821’de Osmanlı döneminde bir bildiri ile başlayan sonraları İngiliz sömürge döneminde de bazen isyanlar halini alan, Eoka ile resmen bir silahlı çatışmaya dönüşen, 1974’de Makarios’a yapılan darbe ile doruğa çıkan ve Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için tarihte adı ile yer alan “Enosis”in; Rum liderlik ve halkı bağlamında artık ne kadar peşinde koşturulan bir “hedef” olduğu tartışmalıdır. ÇÜNKÜ: Daha önce de yazdığım gibi “artık Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi ayrı iki devlet olarak hem AB’nin hem BM’lerin hem de uluslar arası ötesi tüm ilişki, iş ve güç birliktelikleriyle “anavatan-yavruvatan” olarak birlikte hareket ederlerken, “birleşmelerinden” çok daha güçlü konumdadırlar..
Buna karşılık “Eoka’nın uzantısı durumundaki “Elam” gibi faşist siyasi parti demek ki hâlâ “Enosisi” gerçekleştirme peşindedir! Nitekim 3 milletvekiline karşın Rum Meclis’inden 19 oyla geçirdiği “Enosisi kutlama” ve okullarda tedrisat haline getirme çabası ispatı oldu! Fakat asıl şaşırtan olay Elam’ın ve Rum Meclisinin Enosis kararını savunmak durumunda kalan Anastasiadis’in tutumu oldu! Ki müzakereleri dinamitlemek için ancak böyle bir destek ve böyle bir açıklama yapılabilirdi bu da çözüm isterim diyen Anastasiadis’e kısmet oldu!”
TALİHSİZ AÇIKLAMA: Bilindiği gibi Sn. Akıncı olayla ilgili olarak Eide’ye mektup yazmış ve Enosis Plepisitinin kutlama kararını Anastasiadis’in imzalamaması için girişimde bulunmasını istemişti.. Sn. Akıncı “eğer bu konuda bir adım atılmayacaksa müzakerelerin anlamı kalmaz” demiş, Perşembe gününe (yani bugüne) kadar da süre vermişti…
Bunun üzerine Anastasiadis Twiter üzerinden yayınladığı mesajında “şecaat arzederken merdi kıpti sirkatin söyler” kabilinden, “enosis olayını” şöyle savunduydu:
“Kıbrıs Türk halkı basit bir tarihi olguya atıfta bulunurken bu kadar hassasiyet gösteriyorsa, kabul edilemez durumdaki Türk işgalinin yıldönümlerinde de kutlamalarının yapılması Rum halkı için o kadar kışkırtıcıdır! Kıbrıs’ın bölünmesi veya ayrılık talebinden başka bir şey olmayan sahte devletin yasadışı ilanı için yapılan törenler Kıbrıs sorununun çözüm amacı yönünden ne kadar özgündür?”
YANILGI: Görülüyor ki Anastasiadis Meclis’te alınan “Enosisi kutlama kararını” 1974’de Enosis’i gerçekleştirmek için Makarios’a yapılan darbe ile eşleştirirken müzakere sürecini darmaduman etmiştir! Çünkü 1974 bir işgal harekâtı değil, Türkiye’nin garantörlük hakkında hem Enosis’i hem de Türk halkının Yunan cuntası ve Eokacılar tarafından kıyılmasını önlemek için yapılmış meşru bir harekâttı!
Anlaşılıyor ki Rum tarafı liderleri papazlarıyla birlikte tarihten de ders alamıyorlar.. Bu insanlarla kurulacak federal devlet ne kadar yürür ki?
UYUŞTURUCU BALASI: (KESİNLİKLE TEDAVİ EDİCİ KLİNİKLER OLUŞTURULMALIDIR.)
Geçtiğimiz gün Mağusa’da Narkotik Polisi 18 yaşında iki kızı tasarruflarında 6 gram bonzai ile tutukladıydı. Artık “uyuşturucu ile ilgili bu tip haberlerin güncellik kazandığı KKTC’de olay medya için “haber” bile değildi. Ancak 18 yaşındaki bu kızların tutuklanmaları karşısında “cinayet işlemedik, uyuşturucu kullandık” sözleriyle tepki göstermeleri evet “büyük haberdi!” Şöyle ki:
Büyük olasılıkla polis bu iki kızın uyuşturucu kullandığını zaten biliyordu! Nitekim bildiği için 6 gram uyuşturucu ile yakaladı. Serbest kalsalar da polis istediği anda yine tutuklayabilecek çünkü o kızlar uyuşturucu kullanmaya devam edecekler..
DEMEK Kİ: Uyuşturucu ve alkol bağımlıları için tutuklama hapsetme gibi cezalandırmalar değil, “tedavilerine gerek vardır.” Nitekim ne diyoruz: “Her ilçede uyuşturucu ve Alkol bağımlıları için mutlaka “özel klinikler oluşturulmalıdır.” Denecek ki “biz hastahanelerimizi bile hastalarımıza hizmet verecek sisteme kavuşturamadık, kaldı ki uyuşturucu bağımlıları için tedavi klinikleri oluşturalım! Öyleyse soralım:
Eşcinsellere “hasta” denmesi gerekiyormuş. Amenna! Doğaya ve insan bedeni yapısallığına aykırı da olsa değiştirilemeyecek bir kusuru “olağan” kabul etmek de insanlıktır..
Buna karşın uyuşturucu kullanan insanları tedavi etmeniz mümkünken, neden bunu uygulamadan “polisiye vaka haline getirip cezalandırıyorsunuz? Ki hapsetseniz, geçenlerde haberi vardı, hapishanede bile tedarik edip kullanıyorlarmış!
Kısaca gerçekleştirilmeyeceğini biliyoruz ama (yazmazsak kendimizi töhmet altında hissederiz) uyuşturucu ve Alkol Bağımlıları için klinikleri daha çok yaygınlaştırmalı bu konuda da halk katlarında, Sivil Toplum Kuruluşlarıyla etkin kampanyalar başlatılmalıdır. Yoksa memleket zaten allem kalem tam da uyuşturucu kullanımına müsait ruh hallerinde, gençlerimizin zehirlenmesi beterince artacaktır!
KISACA TAKILDIĞIM: (MAĞUSA BALIKÇILARININ FERYADI!)
Geçen hafta Balıkçıların feryadı işitilince, yıllardır süren çözülmemiş sorunları, pisliği, dağınıklığı, viraneliği ile “marina mı yoksa balıkçı barınağı” mı olması gerektiği konusunda hâlâ karar verilemeyen bir bölümündeki sandallar furyası ile Mağusa limanı “ayıplar olsunlarımızla” yine gündeme geldi! Ki 42 yıldır Rum’dan devraldığımızdan bu yana çok daha kötü durumda!
Gelip giden hiçbir hükümet en büyük gelir kaynaklarından olmasına karşın Mağusa limanını iyileştirmek için serçe parmağını bile oynatmadı, oynatamadı!
Şimdi de balıkçılar isyanda. Başkanları Kemal Atakan diyor ki “balıkçılara ait bir barınak yok!” Yıllardır ticari limanın bir ucunda sığıntıyız. 80’i aşkın profesyonel ve amatör balıkçı marina denen yerde sıkıştı kaldı. Ne sandal ve gemilerimizi rıhtıma çekecek park yeri ne de çekecek var! Ya bize bir barınak göstersinler ya da “liman kapısına yığılıp giriş çıkışları engelleyeceğiz..”
Yine olmaz! Sandallarınızı arabaların arkalarına bağlayıp Lefkoşa yollarına düşmez, Meclis’in ilgili Bakan’ın kapısına dayanmaz, bağırıp çağırıp Lefkoşa’yı ayağa kaldırmazsanız kimse sesinizi işitmez…
































