Araf yanından geçti Mavi’nin. Ta en dibinden, defalarca hem de… Bir, üç , beş değil günlerce, haftalarca geçti yanından. Ama bir kez bile yüzünü çevirip...
‘Sevgiyi inşa etmek için emek vermeniz gerekir. Bir sanatçı disiplini içinde bilinçli ve uyanık kalarak.’ Erich Fromm Her ne kadar doğuştan içimizde bir sevme...
Çoğu kişi kapımı ümitsizlikle çalıyor. ‘’Çok denedim olmadı.’, ‘Yeni birini tanımaya gücüm yok.’, ‘Ben ilişki yaşamayı bilmiyorum sanırım.’, ‘Ben bu işi yapamıyorum.’ …. Her gün...
Kabullenmek… Sadece bir kelime olarak duyulduğunda, bir yanı ile insanı özgürleştirirken, diğer yanı ile sanki boyun eğmek zorundaymış gibi hissettiriyor değil mi? Kişisel gelişimin moda...
Beyaz, nikah salonundan içeri girerken son bir kez ardına baktı. Gözleri Gri’yi aradı. ‘Duyup gelir miydi, elinden tutup, bir kez olsun sahip çıkar mıydı kendine?’...
Geçenlerde bir kitapta karşıma çıktı bu cümle ‘Sen beni benim sana inanmışlığımdan vurdun.’ diye. Okunduğu zaman insanı alıp uzaklara sürükleyen, insanın içini derinlerde bir yerde...
Acısı ile tatlısı ile, yalanı ile gerçeği ile, kırgınlığı ile, sevinci ile, hastalığı ile, ölümü ile, doğumu ile adeta bir su misali akıp geçiyor günler...
Hemen hepimizin etrafında vardır herkesin işine, gücüne, yardımına koşan herkes tarafından bu sebeple de çok sevilen, ‘çok iyi insan’ olarak bilinen, ama söz konusu kendisi...