06 Aralık 2016

Yarış iki aday arasında geçecek..!

Haber İçi Üst

Yaklaşık 10 gün sonra Lefkoşa’nın yeni belediye başkanını seçmek için sandık başına gideceğiz. Sona yaklaşırken, adaylar da son kozlarını oynamak ve daha çok vatandaşa ulaşmak için kapı kapı geziyorlar. Hangisine sorsanız, kendisine gösterilen ilgi ve alakadan memnun olduğunu söylüyor…Hatırlayınız, ilk başladığı günlerde bu yarışın partili dört aday, yani Sertoğlu, Fellahoğlu, Arabacıoğlu ve Hüdaoğlu arasında geçeceği tahmin ediliyordu. Aradan geçen süre, internet ve gazetelerde yayınlanan anket sonuçları, adaylardan bazılarının öne çıktığını gösteriyor. Her ne kadar hala daha önemli oranda bir “kararsız” seçmen kitlesi olsa da, üç aşağı beş yukarı, yarışın üç aday arasında yaşanacağını gösteriyor…

Kimse yanlış anlamasın ama bugüne kadar kendi yaptığım gözlemler TDP adayı Suphi Hüdaoğlu’nun bu yarışın dışında olacağını söylüyor. Hüdaoğlu, mesleki birikimi, dürüstlüğü ve çevreye olan duyarlılığı ile diğer üç adayın önünde bir kariyere sahip olsa da, TDP’nin gerek parti, gerekse Lefkoşa’daki oy oranına bakıldığında, işinin hayli zor olduğunu görebiliriz. Bu nedenle tamamen kendi şahsi görüşüme göre Hüdaoğlu, son hafta yarıştan kopacak gibi görünüyor…   

Diğer 3 aday Arabacıoğlu, Sertoğlu ve Fellahoğlu ise şu an için % 25 civarındaki oylarıyla, at başı bir orana sahipler. Ancak bu üçlü arasında da, Arabacıoğlu ve Fellahoğlu ilerleyen günlerde arayı biraz açacak gibi görünüyor. Böylesi bir durumda ise son tura, CTP adayı Kadri Fellahoğlu ve DP adayı Mustafa Arabacıoğlu nefes nefese girecekler…

Kişi olarak iyi bir insan olan, iş bitiriciliği bilinen Sertoğlu’nun imajı, maalesef Cemal Bulutoğluları’nın bıraktığı mirasın etkisinde. Tepkisel nedenlerle kendi parti oylarını bile almakta zorlanacağa benziyor. Bu etki, önümüzdeki günlerde, hiç hak etmese de UBP adayı Sertoğlu’nu da bu yarıştan koparabilir. Sertoğlu’nun bir diğer dezavantajı ise Küçük ile Eroğlu arasında yaşanan iktidar kavgasıdır. Sertoğlu’nun her ne kadar Eroğlu’na yakın bir duruşu olsa da, Lefkoşa’da kazanılacak bir zaferin İrsen Küçük hanesine yazılacağı ve 2014’te yapılacak genel seçimlere bir motivasyon sağlayacağı kesindir. İşte bu noktada Eroğlu, İrsen Küçük’ün böylesi bir zaferin baş kahramanı olmasına müsaade eder mi sizce..? Kurultaydan ağır yaralı olarak çıkan UBP, bu ilk sınavında henüz beklenen performans ve atağı yapamadı. Zaten sokak gezmesi yerine, örgütleri ziyaret ederek seçim startını veren Sertoğlu’nun bu tercihi parti içerisinde yaşanan sıkıntının da bir göstergesiydi. Sertoğlu ilk hedef olarak dağınık ve birbirine kırgın örgütleri bir araya getirmekle işe başladı. Bana göre UBP adayının kazanabilmesi için hep söylenen o meşhur söze ihtiyacı var. “Seçim son gece kazanılır”… UBP bildik manevralarını son gece hayata geçirebilirse, yani bazı “güçleri” harekete geçirebilirse son gece işler ters dönebilir.

Böyle bir senaryo sonrası Lefkoşa Belediye Başkanlığı için geriye iki aday kalıyor. Yapılan ilk anketlerde de görüleceği gibi, adaylığını ilk açıklayan ve toplumdan ilgi gören Arabacıoğlu, bu avantajını hala daha sürdürüyor gibi görünüyor. Her ne kadar Gönyeli’de ikamet ediyor olması bir dezavantaj gibi görünse de, uzun süre milletvekilliği yapması, siyasi duruşu ve karakteri ile olumlu puan topluyor. 
Ancak yine de, kesin bir şey yok. Demokrat Parti ve özellikle de Serdar Denktaş, başlattıkları bu kampanyayı hiç aksatmadan sürdürmek ve özellikle son günlerde bu trendi daha da yukarılara çekmek zorundalar. Çünkü, Arabacıoğlu ismi ile sağladıkları güven ve heyecan bir anda bitebilir ve TDP’de olduğu gibi iş sadece parti oylarına kalırsa kazanma şansını zora sokabilir. Arabacıoğlu’nun bunlara karşın bir avantajı daha var. Özellikle UBP içerisindeki karmaşa ve kurultay sırasında yaşanan dalgalanma henüz oturmuş değil. Yaşanan kırılma ve küskünlükler, Arabacıoğlu’nun en büyük kozu olacak…

Ve ilk iki içerisinde görünen bir başka isim, CTP adayı Kadri Fellahoğlu. Özellikle parti olarak sokağa hakim bir görüntü çizen ve ilginç propagandalarla seçmenin ilgisini çekmeyi bilen CTP, bu seçimlere çok önem veriyor. Kadri Fellahoğlu kadar, Genel Başkan Özkan Yorgancıoğlu için de bu seçimler “belediye başkanlığı”yla sınırlı değil. Bu seçim, bir şeylerin değişiminde önemli bir rol oynama potansiyeline sahip. Genel Başkanlığa seçildiği günden beridir farklı bir muhalefet anlayışını sürdüren Yorgancıoğlu’na karşı  “parti içi muhalefeti” bilmeyen yok. Onun için bu seçimler Fellahoğlu kadar, Yorgancıoğlu için de bir varolma sınavına dönüşmüştür. Lefkoşa’da yaşanacak bir başarı, yıl içerisinde yapılacak kurultayda, Özkan Yorgancıoğlu’na büyük bir güç ve avantaj sağlayacaktır…
Kadri Fellahoğlu zoru seven bir siyasetçi. Son seçimlerde yaşananlar da bunun önemli bir göstergesi. KKTC’de CTP’ye ait 8 belediyenin başarısı ise, Kadri Fellahoğlu’nun artısı olacak. Şu anki görüntü Fellahoğlu’nun yükselişe geçtiğini gösteriyor. Bunu son güne kadar devam ettirebilirlerse, ipi göğüslememek için bir neden kalmaz. Ha, bir de parti içindeki dağınıklık ve UBP’deki gibi “adamcılık” olaylarını atlatırlarsa…

Yine de, tüm bu yazdıklarım kendi görüş ve fikirlerim. Doğru veya yanlış. Ancak unutmayın ki, kim ne derse desin, sonucu kararsız seçmenin son gün vereceği karar belirleyecek…     

YERİN KULAĞI VAR

EROĞLU TAKTİĞİ: Önceki akşam gözler, bir televizyon programına katılan belediye başkan adayları arasında UBP adayı Hasan Sertoğlu’nu aradı. Programa, Arabacıoğlu, Hüdaoğlu ve Fellahoğlu konuk olurken, Hasan Sertoğlu’nun niye katılmadığı merak uyandırdı. Hatırlanacağı gibi 2009 genel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Derviş Eroğlu kalabalık programlara katılmayarak seçimleri kazanmıştı. Herhalde Sertoğlu da Eroğlu’nun taktiğini izliyor…

PROJELER YARIŞSIN: Bence Lefkoşa Belediye seçimleri kalitenin yükselmesi için bir ilk adım olabilirdi. Adaylar kapı kapı gezmek yerine, tüm çabalarını projelerini halk kitlelerine anlatmaya ayırmış olmalıydılar. Tüm adayların Lefkoşa’yı kurtarmak için planları var, buna kafa yorduklarını biliyoruz. Ancak  planlar halka ulaşamıyor bir türlü. Politikayı şark usulü el sıkmaktan kurtarabilsek, çağdaşlık yolunda ciddi bir adım atmış olacaktık. Özellikle de hiç bir partiye bağımlı olmayan yüzde yirminin üstünde bir kitle hala kararsızken…

TAM DESTEK: Belediye başkan adaylarının seçim gezilerini okuyoruz. Falanca adaya, falanca yerden “tam destek” haberinin hemen ardından, bir başka aday yine aynı yerlerde ve yine aynı başlık… Anlaşılan seçmen aday kim olursa olsun “tam destek” vermekten çekinmiyor. Ama sandıklar kurulduğunda bu desteklerin kime ve ne kadar doğru olduğunu birlikte göreceğiz…

GURUR VE APTALLIĞIN KORKUNÇ BEDELİ: Rum basını bankalar krizinin bu hale gelmesine Hristofyas ve onun komünist politikalarının neden olduğunu vurguluyor. Hristofyas’ın AB’ye kafa tutmasını, 2004 referandumundaki “aptallık ve gurur”a benzetiyorlar. “O zaman da bütün dünyaya ‘cehenneme gidin’ demiştik, bu defa da Hristofyas yoldaş aynısını yapmaya kalktı, şimdi onun korkunç bedelini ödüyoruz” diyorlar…

SEÇİME KADAR ÇEKECEĞİZ: Lefkoşa Türk belediyesi çalışanları maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle, çöp toplamayı bıraktılar. Yaklaşık 15 gündür biriken çöpler, Lefkoşa Kaymakamlığı tarafında toplanıyor. Çalışan haklı, Lefkoşalı daha da haklı. Yukarı tükürsek bıyık aşağı tükürsek sakal misali, 7 Nisan’a kadar bu maskaralık sürecek. İşin cezası her zaman olduğu gibi yine vatandaşa kesiliyor. Pis bir çevre ve rezil bir görüntü. Kaderimiz bu olmamalı diye düşünüyorum…
 
BİRAZ DİKKAT:  Kıb-Tek’in evlere gönderdiği faturalardaki hatalar resmen vatandaşı çileden çıkarıyor. Kurumun özelleştirilmesinin gündemde olduğu böylesi günlerde, biraz dikkat diyoruz. Belki küçük hatalar ama arttıkça vatandaş “özelleşsin de kurtulalım” moduna giriyor. Yapılmaz ya, yarın bir referandum yapılsa, inanın vatandaş, büyük bir çoğunlukla, “özelleştirilsin” diyecek. Herkes önce bir kendine, bir de savunduğu sisteme baksın bence. Birileri zarar görmesin diye, bu çağda bu keyfiliğe daha ne kadar dayanacağız? 

İYİ Kİ DOĞDUN NEYZEN: Büyük ney üstadı, ama esas kinayeli politik şiirleriyle radikal bir muhalefet timsali Neyzen Tevfik in doğum günüydü dün. 24 Mart 1879’da Bodrum’da doğan Neyzen Tevfik yaşamının son günlerini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde geçirmiştir. Ben, kim ne derse desin, onun şu dörtlüğünü tek geçerim. “Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler… Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus dediler… Künyeni almak için partiye ettim telefon… Bizdeki kayda göre, o şimdi mebus dediler”…

ZİRVEDEKİLER
Baraka Tiyatrocuları: Fikirlerine katılır veya katılmazsınız. Hatta zaman zaman, aykırı fikirlerine sinir bile olabiliriz. Ancak yaratıcılıkları ve eylemleri hep gündem oluyor. Hafta sonu, “Dünya Tiyatrolar Günü” nedeniyle sahneye koydukları, “Ödenmeyecek, Ödemiyoruz” isimli sokak tiyatrosu ile yine gündem olmayı başardılar…

 

DİPTEKİLER
Fırsatçı Uyanıklar: Adam süt üreticisi. Süt, ayran, yoğurt, günlük zorunlu gıda maddeleri. Ürünlerin üzerine ileri tarihli etiket yapıştırıyor. Tabii ürünlerin içine o kadar kimyasal katıyorlar ki, bozulduğunu anlamak mümkün değil. Başka bir tanesi, peynir ithalatçısı. Son kullanım tarihi bitmekte olan ve imha edilmesi gereken ürünlerin üstüne yeni tarih yapıştırıyor. Düşünün şu son bir yıldır bunun gibi daha neler yedik, içtik. Sorumlusu, artık hepimizin her birini beynimize kazıdığımız “adı belli olan” insanlar. Başkanından tüm yönetimine…

Her yıl geleneksel olarak Yenierenköy Belediyesi tarafından düzenlenen “Avtepe Medoş Lalesi Festivali” yine oldukça renkli geçti… Avtepe Köy Meydanı'nda düzenlenen festival güzelliklere ev sahipliği yaptı

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam