09 Aralık 2016

Seçime giderken partiler ne durumda?

Haber İçi Üst

28 Temmuz erken genel seçimlere artık kısa bir süre kaldı. Siyasi partilerde, bu seçimlerde yarışacak adaylar da üç aşağı beş yukarı belli oldu. Birkaç “dolgu” isimle önce listeler, ardından meydanlar dolmaya başlayacak. Büyük kentlerden, en küçük köylere kadar kalabalık aday konvoyları yollarda boy gösterecek. Kırk yıldır böyle gelmiş böyle gider bu işler. Taşıma kıtalarla gövde gösterisi yapmak, bir yerde seçmene, “bakın ne kadar güçlüyüz” mesajını vermek adettendir. Tüm bunlar, bu seçimde de yaşanacak. Aynı görüntüler, aynı konvoylar yolları doldurup, etrafa verdikleri rahatsızlığa aldırmadan, gürültü ve çevre kirliliği yaratmaya devam edecekler… Yine çağın gerisinde, tipik az gelişmiş ülke modeli bir seçim daha geçireceğiz.

Yalnız bu yıl farklı bir unsur var. Boy gösterisine çıkan partilerdeki huzursuzluğu, endişeyi görmemek için kör olmak lazım. Partiler de eski partiler değil… Kimin eli, kimin cebinde bilen yok. Seçim öncesi hepsi de için için kaynıyor… Gelin isterseniz seçim öncesi partilerimizin vaziyetine bir bakalım, ne durumdaymışlar görelim…
Yaklaşık bir yıldır kurultay kavgası ile boğuşan ve tarihinde ilk kez mahkemelik olan UBP’de sancı büyük. Kurultay sonrası da devam eden iktidar kavgaları ve hükümetten düşmelerine kadar giden 8’ler olayı… Tüm bu gelişmelere baktığımızda UBP’nin bu seçimlere, yine doğum yapmış ve ağır yaralı olarak gireceği açık. Partiden kopan ve DP çatısı altına, Ulusal Güçler olarak siyasete devam eden 8’lerin UBP tabanından ne koparacağı da ayrı bir sorun. Menfaat ve çıkar üzerine kurulu bir seçmen tabanına sahip olan UBP’de, seçmenin sessizliği de ayrı bir sorun. Böylesine sorunlar yumağı olan UBP, şimdi de listelerdeki sıralamalardan dolayı yeni bir krizle karşı karşıya kalabilir… 4 yıllık iktidarları boyunca toplumda yarattıkları tepki bir tarafa, UBP kendi içinde böyle bir görüntü ile seçimlere hazırlanıyor. Yine de, tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen, %25-30 arası kemik oya sahip olan UBP’nin bu seçimlerde alacağı oyun bu rakamın altına düşmesini beklemek fazla hayalcilik olur…
CTP’ye baktığımızda ise yıllardır, “kol kırılır, yen içinde kalır” misali disiplinli bir parti görünümü çizmesine rağmen, işlerin değiştiğini söylemek yanlış olmaz. Özellikle son iktidarlarında, toplumdaki beklentilere cevap veremeyen, hayal kırıklığı yaratan CTP, yönetimde yaptığı büyük değişim ile alışılmışın dışında bir siyaset sergiliyor. Partideki bu değişim, eski ve yenilerin karşı karşıya gelmesine ve bundan kaynaklanan huzursuzlukların daha açık ve toplum önünde de tartışılmasına neden oluyor. Geçmişte Berberoğlu ve Özgür dönemleri sonrası geçişler de çalkantılı olmakla birlikte, o dönemlerde bir yandan ideolojik bir ayrışma vardı, ama diğer yandan da parti disiplinine bağlılık… Şu anda bu ikisi de yok gibi. Kamuoyunda 28 Temmuz seçimlerinden en karlı parti olarak çıkacağı görüşü hakim olan CTP, belki “birinci parti” olacak, ancak yine de bu seçimlerde CTP’nin rakibi, CTP olacak diyebiliriz…
DP’ye gelince. Seçim öncesi UBP’den kopan 8 milletvekili ile DP-UG’ye dönüşen parti, seçimlerde büyük bir başarı elde edeceğini iddia ediyor. Yıllardır büyük program ve projelerle seçimlere iddialı giren DP, ne yazık ki beklediği başarıyı bir türlü yakalamaya muvaffak olamadı. Bu birleşme belki de, başarıyı yakalamak için son şansları olabilir. Her ne kadar son katılımlarla sayısal olarak bir artış gösterilse de, bu birleşmeden dolayı tabanda birtakım rahatsızlıkların yaşandığını da göz ardı edemeyiz. Yıllarca partiye hizmet eden, ancak bu birleşme ile bir anda ikinci plana itilen gerçek DP tabanının bu seçimlerde nasıl bir tavır takınacağı, oylarını nasıl kullanacakları endişesi var. Partiye katılan yeni yüzlerden bazılarına tabanda duyulan tepkiler herkesin malumu. Kısacası oy oranı %10-15’lerde olan DP için şu anki görüntü, sıralamadaki yerinin (üçüncü parti) değişmediği şeklinde…
Ve TDP… Son dönemde yaptıkları açıklamalarla, gerek Meclis içinde, gerekse toplumda en çok ses getiren TDP erken seçim konusunda en hevesli parti idi. %10’larda olan oy oranını biraz artırmış gibi görünse de, TDP’nin bu seçimlerde büyük bir sürpriz yapmasını kimse beklemesin. Farklı bir başkan profili çizen Çakıcı’ya, partinin belli bir kesiminin karşı olduğu zaten biliniyor. Bu parti içindeki en önemli rahatsızlık. Bunun dışında pek sorun yaşamayan TDP, bu seçimlere en iddiasız girecek tek parti. Oylarındaki küçük bir artış, TDP için bir başarı olarak sayılacaktır…
Ve son olarak bu seçimin en bilinmeyeni, seçmenler. Seçmen, bugün için olaya çok farklı bir gözle bakıyor… Çünkü artık düzgün, işinin ehli, vizyon sahibi, geçmişi karanlık olmayan siyasetçiye yönelim, partili partisiz herkesin ortak arzusu. Eğer bu seçimlerde bir değişim gerçekleşecekse, bunu partilere rağmen, halk yapacak…

 

YERİN KULAĞI VAR

DAYAĞI VATANDAŞ YİYOR: Bu memleket bitmiş dediğimizde çok kızıyorlar. Ama gerçekten bitmiş. Otorite yerlerde sürünüyor. İsteyen istediğini yapmakta özgür, nasıl olmasa hesap soracak merci yok. Herkes kendini kurtarma derdine düşmüş. Dün Mağusa’dan bir okurum aradı. Telefon Dairesi, online çalışan Kıb-Tek’in internet telefonunu kesince vatandaşlar perişan olmuş. Elektriği kesilen veya borcunu ödemeye giden birçok vatandaş, kurumun sistemi çalışmadığından ödeme yapamıyormuş. Bu nedenle bankalara yönlendirilen vatandaşlar, orada da aynı sorunla karşılaşınca, sinir katsayıları ister istemez tavan yapmış. Bölgede birçok iş yeri, elektrikleri kesik olduğundan ve bu nedenle ödeme de yapamadıkları için iş yapamaz duruma gelmişler. Sonuçta, iki kurum arasındaki kavgada dayak yiyen, bir kez daha vatandaş oluyor ne yazık ki…

İNSAN DÜŞMEYE GÖRSÜN: Başbakan İrsen Küçük’ü, Ankara dönüşü karşılayan heyete şöyle bir baktım da, Nasrettin Hoca’nın “ye kürküm ye” hikayesini hatırladım. İrsen Bey, düşmüş hükümetin Başbakanı olmasaydı, dün Ercan’daki karşılamada bütün bakanlar ip gibi dizilir olacaklardı. Ama bakıyorum sadece Özgürgün, bir de Başbakanlık çalışanları var, Özgürgün de Başbakan’a vekalet ettiği için mecburiyetten gitmiş. Boşuna dememişler insan düşmeye görsün diye…

NE GÜZEL: Dün gazetelere baktım. Konuyla ilgili yazan herkes, Sibel Siber’in mükemmel bir seçim olduğunda birleşiyor. CTP’nin hükümete girmesini eleştirenler dahil… Böyle bir övgü herkese kısmet olmaz. Eminim Sibel Hanım da mutlu olmuştur. Bu olay bana bir kez daha hatırlattı ki, siyaset dünyasında hala iyi insanlar var. Bazen haksızlık yapıp, hepsini aynı kefeye koyuyoruz. Oysa öyle değil. Yeter ki biz o adı kötüye çıkanları elimizden geldiği kadar siyasetten temizleyebilelim.

MAAŞLARINI YÜKSELTME HÜKÜMETİ: İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Nazım Çavuşoğlu, yeni kurulacak hükümetin adının, “maaşlarını yükseltme hükümeti” olduğunu iddia etti. Katıldığı bir TV programında konuşan Çavuşoğlu, “Her fırsatta kamu reformundan bahseden CTP, son icraatı ile maalesef devletimize yük getirerek, yandaşlarına yeni bakanlıklar vererek, 11 yüksek maaşlı emekli insan yaratmıştır” dedi. Hakikaten yeni bakanların maaşı ne olacak, ya da bu maaşlar kazanılmış hak olacak mı, bilen var mı? Acaba onun için mi bu kadar hevesli vardı…” dedi.

ÖYLE DE ÖLÜM, BÖYLE DE: Önce DP’den ayrılıp UBP’ye giden, son olarak da 8’ler hareketiyle birlikte yeniden yuvaya dönen Ejder Aslanbaba için “ev sahipleri” hiç de iyi şeyler düşünmüyor. DP’den ayrılırken demediğini bırakmayan Aslanbaba, şimdi adaylık konusunda kara kara düşünüyor. DP-UG’nin de adaylığına sıcak bakmadığı Aslanbaba, ya “tamam buraya kadar” deyip siyasi hayatına son verecek, ya da “çarpışarak ölürüm” diyerek kendini meydanda bitirecek. Öyle de ölüm, böyle de…

YALVARANLAR VARMIŞ: İki aylığına bile olsa, bakanlık koltuğuna meraklı ne çok insanımız varmış. Sırf koltuğa oturabilmek için genel başkanlara yakın kişilere yalakalık yapan ve kendi isimlerinin önerilmesini isteyenler olduğunu duyunca üzüldüm. Kendini nimetten sayan bu kişiler için, iki aylığına bile olsa o koltuklarda oturmak, demek ki bu kadar önemliymiş. Amaç iş yapmak değil, hava atmak…

ÖYLE CESUR GÖREMEDİK: Sendikal Platform, seçimlerde taraf olduğunu açıklayarak seçim sonrası kurulacak olan yeni hükümete olmazsa olmazlarını sıralamış. Ne diyor platform, “Kıbrıslı Türklerin kendi kendisini yönetmesi iradesi talep edilmeli, emir alan, buyuran ilişkisine yol açan ekonomik yardımlara son verilmeli, Kıbrıslı Türklerin yapısına uymayan ve tamamen siyasi amaç güden dayatma ekonomik paketler ve uygulamalar derhal durdurulmalı, TC hükümetlerine teslim edilen siyasi iradenin geri alınması mücadelesinde, sivil itaatsizlikle birlikte başka çare kalmaması halinde, Meclis’ten çekilinmelidir…” İyi güzel de etrafta bu istenilenleri yapabilecek bir parti var mı? Varsa bana da göstersin ki, gidip oyumu vereyim…

ZİRVEDEKİLER: LTB: Çoktandır şikayet ettiğimiz uygulamaların üstüne gidildiğini görmek insanı memnun ediyor. Başıbozukluk öyle bir hal almıştı ki, herkes aklına eseni yapar durumdaydı. Belediye şimdi sokaklarda ya hurda ya da satılık diye bırakılan araçları topluyor. İyi de yapıyor, yasal olarak bu hakkı var. Ama yetmez, o yıllardır yarım kalan inşaatları, pislik içindeki boş arsaları, sokakları caddeleri bedava reklam afişleriyle dolduranları, gereğinden büyük çirkin tabelaları, daha kim bilir neleri denetleyebilir. Hem belediyenin kasasına para girer, hem de çevre düzeni sağlanır…

DİPTEKİLER: Mehmet Çakıcı: TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’nın, geçen gün UBP için yaptığı “Yunan ordusu” benzetmesi hoş karşılanmadı. Bırakın herhangi birisini, bir partinin genel başkanı pozisyonundaki bir siyasetçiye bu sözler hiç yakışmadı. Özellikle siyasetçinin, ağzından çıkan sözleri çok iyi iyi tahlil etmesi gerekir…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil