09 Aralık 2016

İktidarsız Meclis…

Haber İçi Üst

Meclis sıralarının boş olmasına alıştık Allah’a şükür. Ama iktidar partisinin hiç bir üyesinin salonda bulunmaması önceki gün ilk kez oldu galiba. Nasıl bir içtüzükse, sadece oturumlar açılırken nisap aranıyor, ondan sonra salonda tek bir kişi bile kalmasa da, gündem devam ediyor.
Kürsüye çıkan milletvekili kendi kendine, daha doğrusu kameralara sesleniyor, belki halktan bir dinleyen vardır diye, sonra o da çıkıp, gidiyor…

O kürsüden okunan masal değil tabii. Bu memleketin en can alıcı sorunları. Hatta o kadar çok sorunun içinde boğulmaktayız ki, milletvekilleri seçici davranıp, en can alıcılarının üstüne gidiyorlar.
Sadece eleştiri mi? Değil… Çoğu kez sorumlu muhalefet vekilleri derslerini çalışıp gelmekte ve iktidar partisine öneriler de yapmaktalar.

Alıştığımız yöntemde, iktidar bir şekilde nöbetçi bir bakan, onun yanında da bir milletvekili bulundurur. Şimdi onu da sallamamaya başladılar galiba.
Meclis nedir? Yasama, yani yasa yapma yeri. Başka, icranın denetlendiği yer. Anayasa bu görevi “Bakanlar Kurulu’nu ve bakanları denetlemek” olarak belirtiyor. Bunlar demokrasinin de vazgeçilmezleri.

Meclis’e getirdiği yasaları bile zamanında geçiremeyen iktidarların, denetimden hiç hoşlanmadıkları malum. Meclis’in açıldığı günden beri yanıtlanmayan yazılı ya da sözlü sorular öylece duruyor. Bizim Meclis’in denetleme günü perşembeleri. Sorular sürekli gündeme alınıyor. Ancak çoğunlukla ne soruyu soran ortada, ne yanıt vermesi gereken. Bu noktada muhalefetin de işi ciddiye almadığı rahatlıkla söylenebilir. Sorduğunuz sorunun gündemde olduğunu bildiğiniz halde, oturuma katılmazsanız, o soruyu dostlar alış verişte görsün diye sorduğunuz anlaşılır. Muhalefetlerin genelde bir eksiği de, iktidar partilerini yeteri kadar rahatsız edemiyor olmaları. Bu noktada, kimse gücenmesin ama aynı ciddiyetsizliği paylaşıyorlar.

Tüm bunlar neyi gösteriyor biliyor musunuz, milletvekili, bakan olmak için birbirlerini yiyenlerin derdinin devlet ya da halkın sorunları olmadığını… Herkes sadece ve sadece kendi ikbalinin peşinde…

******
Memleket İsterim

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun. ( Cahit Sıtkı Tarancı)

YERİN KULAĞI VAR

ASLANCIKLAR: Konuştuklarında mangalda kül bırakmayanlar, koltuk tehlikeye girince nasıl da bissi kedi kesildiler. Daha düne kadar İrsen Küçük için demediklerini bırakmayanlar, bakıyorum da şimdilerde süt dökmüş kedi yavrusu gibi olmuşlar. Hani meşhur bir şarkı vardı, “Sen bizim babamızsın, sen ne dersen o olur” mealinde İrsen Küçük’e destek veriyorlar…

BİRAZ AYIP OLUYOR: Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Genel Başkanı Ertan Ersan, devletin, bazı şehit çocuklarına iş temin edemediğini savunarak, “Devlet babalığını acilen göstersin, çok ihtiyaçlı olan işsiz şehit çocuklarına iş imkanı sağlasın” dedi…1974’ü baz alsak o gün şehit olanların çocukları bugün neredeyse 40 yaşına gelmiş, torun torba sahibi olmuş. Hala daha bu insanlar için, devlet kapısında iş dilenmek biraz ayıp olmuyor mu Sayın Ersan. Bu yaşlarına kadar ne yaptı bu insanlar…

HADE GENE MAHSUPLAŞMA: TAHAL şirketinin üretimi durdurmasının altından da mahsuplaşma çıktı. Devletin iş yaptığı tüm kesimlerle bir mahsuplaşma sorunu var demek ki. Bunlar nasıl bir alacak verecek meselesidir ki, kriz ortaya çıkana kadar kimse gereğini yapmaz? Ta ki devlet mağdur olsun… Bunun adı popülizm değil de nedir? YDÜ’yle mahsuplaşma, turistik tesislerle mahsuplaşma, belediyelerle mahsuplaşma… Neden herkes borcunu ödemez de ille mahsuplaşma yapılır ben de bunu anlamam. Takas ekonomisinde miyiz? Demek ki bakanlıklar adam gibi yönetilmiyor. Hem borcuna sadık değil, hem alacağının peşine düşmüyor. Bundan çıkan sonuç bu…

EL PARASIYLA GERDEK: Maliye Bakanı Ersin Tatar, 2013-2015 Ekonomik İş Birliği Protokolü ve Su projesi çerçevesinde TC’den yaklaşık 5 milyar Türk Lirası kaynak sağlanacağını, KKTC ekonomisinin de her geçen yıl iyiye gittiğini belirtmiş. Türkiye parayı yollasın, bunlarda sanki bir iş yapmışlar gibi, elin parasıyla millete hava atsınlar…
MUHALEFET NE YAPIYOR: Toparlanıyoruz lideri Kudret Özersay katıldığı bir TV programında, “Bugünden itibaren hükümet tarafından kurultay öncesi, partizanca ve hukuka aykırı şekilde yapılan istihdamlar resmen mahkemelik olmuştur, hükümeti dava ettik” demiş. Yani bu ülkede yaşananlara şaşıyorum. Ana muhalefet dahil, tüm muhalefet partileri bu istihdamlar konusunda sürekli ahkam kestiler ama, sonuçta iş gene bir sivil toplum örgütüne kaldı. Bir netice alırlar mı bilemem ama hiç olmazsa bir adım attılar. Meclis’te boş sandalyelere konuşmaktan iyidir…

İKİNCİ İŞ YAPMAYAN MI VAR: Son günlerin en popüler tartışması “ikinci iş” yapanlar. Bir zamanlar yine gündeme taşınan bu konuyla ilgili ne yazık ki olumlu tek bir adım dahi atılamadı. Nedendir bilinmez ama bugünlerde bu konu temcit pilavı gibi yeniden gündeme taşındı. Allah aşkına bu ülkede mevcut işine ek olarak “ikinci iş” yapanları saymakla bitiremeyiz. Öğretmen, memur, doktor neredeyse toplumun tüm kesimleri ikinci bir işle uğraşıyorlar. Benim anlamadığım bugünlerde bu konuyu yeniden gündeme taşıyanların niyeti ne?..

BİR DE BECEREBİLSEK: Koruçam Maronitlerin yerleşim bölgesi. Bölgede bulunan Aziz George Kilisesi ise, tüm Katolikler için kutsal bir mekan. Maronitler bu yıl 1900 yılında, ünlü Maltalı mimarların yaptığı bu kilisenin kuruluşu anısına bugün ve yarın bir festival düzenliyorlar. Adanın kuzeyindeki tüm Katolikler, 12. yüzyıldan kalma ikonların bulunduğu kiliseyi ziyarete ve festivale hazırlanıyorlar. Bu işin tanıtımını bizim yapmamız gerekmez mi? Turizm bu değil midir? Elimizdeki değerleri gerektiği gibi pazarlamayı bile beceremiyoruz…

 

ZİRVEDEKİLER
Cypress Classica: Cypress Classica müzik grubunun ikinci albümü “CYPRIANA” müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Albümde, ülkemizin usta müzisyenleri Osman Cankoy, Oskay Hoca, Mustafa Fegan, Petek Cankoy, Ayşe Sadık, Eralp Adanır ve Fikri Toros, Kıbrıs Türk folk müziği eserlerini çağdaş ve çok sesli bir aranjeyle sunuyorlar.

DİPTEKİLER
Kaybolan Gençlik: Ne yazık ki gençlerimizin, hatta çocuk denecek yaştakilerin Bonzai türü uyuşturucunun kurbanı olduklarını duymak insanı üzüyor. Rakamlar korkutucu boyutta. Geleceğimizin güvencesi gençlerimize bıraktığımız miras bu mu olmalıydı. Duyarsızlık ve sevgisizliğin kaçınılmaz sonu bu olsa gerek…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil