10 Aralık 2016

İktidarın derdi ekonomi değil, bütçe…

Haber İçi Üst

Ekonomik örgütlerin açıklamaları, tam da ekonomi iyi gitmiyor dediğimiz yazımızın üstüne geldi. Piyasanın, çarşının, kısacası ekonominin tam ortasındaki çok sayıda örgüt, önceki gün bir toplantı yapmışlar ve siyaset ve seçim endeksli politikalar yüzünden, ekonominin bir kenara itildiğinden yakınmışlar.

Tabii onlar da kendi pozisyonlarıyla ilgili şikayetler dile getiriyorlar. Yüksek fon ve vergiler yüzünden, kar marjlarının düştüğünden şikayet ediyorlar. Güney’de ve Türkiye’de aynı malın, yüksek fon ve vergiden muaf olduğu için daha ucuz olduğunu belirtiyorlar.

İş adamlarımız durumu, siyasetin ekonomiye etkisi olarak değerlendirmekteler. “Ekonomi siyasetten kurtarılmalı” doğru. Ülke ekonomisini kalkındırma amaçlı planlı çalışmalar yapılmalı. Bu yapılırken de, ülkemizde “siyaset” adına yapılan popülist kararlardan vazgeçilmeli. Sonuna kadar katılırım. Ancak yetmez. Hükümet politikaları da ekonomi endeksli olmalı. Oysa özellikle son dönemde, ekonomiye değil de, bütçe dengelerine öncelik verildiği için, ekonomi hep ikinci planda kaldı.

2009’dan beri birinci hedef, piyasayı ucuzlatmak ya da halkın alım gücünü yükseltmek, refah sağlamak değil, bütçedeki kara delikleri kapatmak oldu. Oysa o delikleri kapatmanın yolu, yine planlamadan ve tasarruftan geçerdi. Kara deliklerin başını kamu açıkları çektiğine göre, kamuya disiplin getirilmesi gerekirdi. Bilim, akıl, mantık, matematik hepsi bunu söylerken, aksine kamu harcamaları, seçimdi, kurultaydı derken şişirildikçe şişirildi. Hani hep vergi kaçaklarından söz edilir, Maliye Bakanı da sadece yüzde 42 vergi toplayabildiğini söyler. Bu oran bir türlü yükselmez. O da yetmez, benzer bir kaçak da kamuda yaşanır durur. Hesapsız harcamalar, usulsüzlükler, yolsuzluklar, har vurup harman savurmalar… Eh bu durumda, hangi fon, hangi vergi ortadan kaldırılabilir ki? Devlet kendi savurganlıklarını kapatacağı tek gelirinden nasıl vazgeçer. Vazgeçemeyeceği gibi, akaryakıta, elektriğe zam yaparak, yeni dolaylı vergilerle zaten eriyen kazancın daha büyük bir dilimini de vatandaşın elinden alır.

Ekonominin alfabesidir, duran ekonomiyi canlandırmanın yolu, piyasayı canlandırmaktan, yeni yatırımlarla, istihdam ve likit akışı sağlamaktan geçer. Ama Kıbrıs’ın kuzeyinde şu anda böyle bir niyet yok. Pek sayın ekonomik örgütler; bizim gibi, sizler de bunu pekala biliyorsunuz. Ellerimizle onay verdiğimiz politik anlayış bu. Üzgünüm…

YERİN KULAĞI VAR

HAKSIZ REKABET Mİ: Plansızlık sadece ekonomide mi? Her yerde. Suat Günsel çocuklarının adına Girne’de bir üniversite kurmaya karar vermiş, devlet de daha tescil edilmeyen bir üniversiteye arazi bile tahsis etmiş. GAÜ bağırıyor, “Haksız Rekabete Hayır… Rekabet kurumumuz nerede? Kim haksız rekabeti kendisine ilke edinmiş? Kim destek veriyor ve neden”… Ancak herhalde duyan yok ki ne YÖDAK’dan, ne Rekabet Kurulu’ndan ne de başka bir yerden ses var…

NE OLACAKSA OLSUN: UBP’de sular bir türlü durulmuyor. Lefkoşa Belediye seçimlerinin kaybedilmesi, ardından genel sekreter yardımcıları atamalarında oluşan memnuniyetsizlik küllenmiş olan kavgayı yeniden alevlendirdi. Parti içi muhalefet önümüzdeki günlerde tepki olarak, Meclis toplantılarını boykot etmeye hazırlanıyormuş. Vallahi bu kurultay kavgası çok uzadı. Ya oturup anlaşsınlar, ya da “herkes kendi yoluna” deyip son noktayı koysunlar. Bu kavgadan vatandaşa gına geldi…
AB’DEN ALINAN 10 BİN EURO: Güzelyurt Kurtuluş Lisesi’ne bir projeyle ilgili olarak Avrupa Birliği fonundan 10 bin Euro’luk bir kaynak aktarılmış. İşte ne olduysa ondan sonra olmuş. İddiaya göre AB’den gelen bu para amacına uygun olarak kullanılmamış. Güzelyurt’tan arayan bir kaç okur, bu paranın nerelere harcandığı konusunda ilginç iddialar ortaya attılar. Bizim ricamız sayın müdürün, AB’den alınan bu paranın nerelere harcandığıyla ilgili doyurucu bir açıklama yapmasıdır, yoksa bu dedikodular sürecek…

TAHAL OLAYI AÇIĞA KAVUŞMALI: Denizden su arıtan Tahal şirketi, devletten 23 aydır para alamadığı için, bozulan sistemi tamir etmeyeceğini söylemiş. Bu durumda devlet kendi mükellefiyetini yerine getirmemiş oluyor ve aradaki sözleşmenin de hükmü kalmıyor. Yani hesap sorulamıyor. Ancak benim bildiğim Tahal şirketinin alacağı denilen miktar, hükümetin ödemekle yükümlü olduğu elektrik borcu. Ocak ayında borç 2 milyon dolara dayanmıştı. Tamam, siz CTP’nin anlaştığı bu şirketle defterleri yırtmak istiyorsunuz, anladık. O zaman gereğini yapın. Bakan Tatar’ın “Bu sözleşme rezalet” demesiyle iş bitmiyor. Hem borç takmaya, hem de halkı mağdur etmeye hakkınız yok…

BELLİ BİR MERKEZDEN ÇIKIYOR: Bilmem farkında mısınız, belli bir yazar grubu günlerdir “kabine değişecek” yorumları yapıyor. Birden bire belli bir grup tarafından konu gündeme getirilince, ister istemez bu haberlerin belli bir kanaldan servis edildiğini düşünür insan. Başbakan, “Öyle bir şey yok” diye yırtınsa da, tevatür devam ediyor. Bence İrsen Küçük, seçime bir yıl kala, yani bir anlamda savaş ortamında yeni bir cephe açmaz…
BELEDİYELER ÖZELLEŞTİRME KURBANI: Muhalefetin baştan beri karşı çıktığı değişiklikle ilgili tasarı Meclis’e geldi. Bundan böyle, işletmesi özel sektöre verilen limanlardan çıkış yapan kişi ve araçlardan “Belediye hizmetlerinden yararlanma resmi” denilen vergi alınmayacak. Yani o zaman biletler ucuzlayacak mı? Hayır tabii ki. Özel şirket bir şekilde bu parayı halktan alacak. Belediye’nin verdiği hizmetin karşılığı ise şimdilik meçhul…
DENKTAŞ’IN ORTAKLIK ÖNERİSİ: DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın Kıbrıs Hava Yollarına % 50 “ortaklık” teklifi kamuoyunda inanılmaz tepki gördü. KTHY’nin batışında sadece eleştiri yapanların, şimdi mühim bir işmiş gibi böylesi bir öneri sunması resmen milletle maytap geçmek olarak değerlendirildi. Güney’deki krizi siyasi malzeme olarak kullanmak isteyenler, önce Rumlara TL kullanmalarını önerdiler, şimdi de ortaklık. Sanki bizdeki sorunları çözdük de, sıra Rumları kurtarmaya geldi…
SORUMLU KİM: Göçmenköy Metropol kavşağındaki trafik lambaları bir aydan fazladır arızalı. Geçtiğimiz günlerde söz konusu yerde bu yüzden bir de trafik kazası meydan geldi. Buna rağmen o ışıklar hala bozuk ve kimsenin umurunda değil. Yoğun bir trafik akışının olduğu bu bölgedeki ışıkları tamir etmek için ne bekliyorlar anlamadım. Yani ille de ölümlü bir kaza mı olması gerekir, tamir etmek için. Eğer öyleyse merak etmeyin, yakında o da olur…

ZİRVEDEKİLER
İskele Belediyesi: İskele Belediyesi’nin çağdaş yaşam mekanları yaratmak hedefiyle yürüttüğü projeler artarak devam ediyor. Son olarak İskele’nin farklı yerleşim yerlerinde oluşturulan parklarda oyun grupları, kent mobilyaları ve spor sahası ekipmanlarının montajı ile kente modern bir hava veriliyor. Belediyelerin can çekiştiği bugünlerde, İskele Belediyesi’nin yaptıklarını görmezden gelmek olmazdı…

DİPTEKİLER

Mahsuplaşma: Sağlık Bakanlığı’nın borcunu, Elektrik Kurumu’nun alacağından kes… Eee, Elektrik Kurumu alacağını nereden tahsil edecek? Sağlık Bakanlığı’ndan mı? Belediyeye olan borcunu tahsisattan kes, Sosyal Sigortalar’ın, İhtiyat Sandığı’nın alacaklarının üstünden devlet olarak mahsuplaşma yap. Nereye kadar… Sonuçta da devletin para getiren kurumları bir bir batma noktasına geliyor işte…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil