04 Aralık 2016

Çevreyi katleden cezasını çekecek mi?..

Haber İçi Üst

AKSA yine berbat bir şekilde gündemde. Akaryakıt boşaltımı sırasında, 100 ton petrolü denizde 7 kilometrelik alana yaydı. Çevre, doğa ve tabii ki turizm felaketi yaşanıyor.

Dün konuyla ilgili haberleri can kulağıyla dinledim. Doğal olarak herkes öncelikli olarak, kirliliğin nasıl ortadan kaldırılacağının derdindeydi. Ben o gemiyi televizyonda izlerken, uygulanacak yaptırımı merak ettim hep. Acaba Türkiye’de olduğu gibi, kaptanı tutuklanmış mıydı, işletmeden sorumlular sorgulanmış mıydı? Polis devrede miydi? Bakan Harmancı açıklamalarından birinde bundan söz etti ve “Devletin bu tarz yerlere lisans hizmeti verirken birçok yönetim planı eksikliği olduğunu görüyoruz. Bu felakette bu önlemleri almayan tüm zihniyetlerin sorumluluğu var. Tüm yasal yollara başvuracağız” dedi, suçluların cezalandırılacağını ifade etti…

Neden cezalandırmanın derdine düştüm derseniz, daha bundan 4 ay önce, bir petrol şirketine akaryakıt getiren bir gemiden de denize 2 ton akaryakıt sızmış, tüm sahiller kirlenmişti. Ancak bundan sonra herhangi bir cezalandırma duymadık. Çevre Dairesi Müdürü Eşref Ünlüsoyer, o günlerde de sorumluluğun taşıyıcı firmaya ait olduğunu söylemişti. Sonuç? Kimse, ne taşıyıcı şirkete, ne de işletmeciye şu kadar ceza verildiğini, ya da en azından mahkemeye çıkarıldığını duydu mu? Ben arşivlerden taradım, göremedim…

Çevre Yasası’na baktım. 2012 tarihli yasanın 24’üncü maddesinin (2)’nci fıkrası, kara sularına petrol deşarjı suçu işleyenlere, aylık asgari ücretin 60 katı kadar para cezası ve 20 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Ve 82. maddesinde de “Yasanın 24’üncü maddesine aykırı hareket ettiği tespit edilip Limanlar Dairesi Müdürlüğü’ne bildirilen ve bu yasada öngörülen cezayı derhal ödemeyen ve gerekli teminat veya kefalet göstermeyen gemiler veya deniz araçlarını, tek taraflı olarak seyrüseferden men etme ve yasal işlem hakkına sahiptir” deniyor.

Önüne gelen akaryakıt gemisi denize tonlarca petrol akıtıyor. Bu tankerlerin donanımları ne durumdadır? Yoksa ucuza getirmek için, yetersiz donanımlı gemiler mi kullanılmaktadır? Belki de değildir. Ancak ben yasaları uygulamak zorunda olanlardan işin aslını duymak istiyorum. Bu gemilerin denetimi yapılmakta mıdır? AKSA Santral Müdürü Murat Çaptuğ, dünkü olayın bir teknik arıza olduğunu söylüyor. Bu kadar basit mi? Denizde, 7 kilometrelik bir alanda felaket yaratan “teknik arıza”lar için denetim gerekmez mi?..

Şu meşhur petrol dolum tesisi hikayesinde de ortak endişe, yaşanacak tehlikeler değil miydi? Hatta zamanın bakanları sanki kazaları yüzde yüz önleyebilirlermiş gibi, sanki denetimleri tam yapabilirlermiş gibi, garanti üstüne garanti veriyorlardı. Bereket ki kimse bunlara inanmadı da, yapımı ertelendi, geçici hükümet de son noktayı koydu. Şimdi bugün denize akan 100 tonu gördünüz. Tüm sahiller balçık halinde. Bir de düşünün ki, bazılarının “ille de kurulsun” diye kıyametleri koparttıkları petrol dolum tesisinin kapasitesi 1,5 milyon metreküp olacaktı. Tehdidin boyutlarını hayal edebiliyor musunuz?

Çevre için, doğa için üzüldüm. Bu üzüntümü hafifletecek tek şey, bundan sonrası için caydırıcı olabilecek cezalandırmadır. Yetkililerden en kısa sürede bunu duymak istiyorum. Bu “kazalar” kader midir, ya da rüzgarın kıyıya doğru esmeye devam etmesi için dua etmekten başka çaremiz yok mu..?

Okur Uyarıyor

İSTENİRSE OLUYORMUŞ… Mehmet Abi, 24 Nisan 2013 tarihli köşenizde, “Okuyucu Uyarıyor” başlığı altında size gönderdiğim, arabadan bira şişesi atılması konusundaki yazım yayımlanmıştı. Tam da, benim şikayet havada kaldı diye umutsuzluğa kapılmışken geçen pazartesi günü (8 Temmuz) beni Çevre Dairesi’nden aradılar. O şahsı bulup ihbarı iletmişler, şahıs da suçunu kabul edip kesilen para cezasını ödemiş.
Kendilerine Allah razı olsun dedim ve son derece mutlu oldum. Biliyorsun ülkemizde böyle kibarlıklara alışık değiliz, inşallah bundan sonra alışırız. Gazetelerde haber olacak düşüncesiyle bir müddet bekledim ama göremeyince size yazıp ayrıca size de teşekkürlerimi iletmek istedim. Olayın köşenizde yayımlanmasının da etkili olduğu kanısındayım. Çevremizi kirletenlere karşı verilen savaşta emeği geçen herkese teşekkürlerim sunarım. (Tahsin Kaya)

YERİN KULAĞI VAR

EROĞLU SAHAYA İNDİ: Seçimlere az bir süre kala “tarafsız Cumhurbaşkanı Eroğlu” sonunda sahaya inmiş. Mağusa’da kapı kapı dolaşıp DP-UG için oy isteyen Eroğlu’nun, Lefkoşa’da da etkili olduğu bölgelerde, UBP’nin bazı adayları aleyhine isim isim kampanya yaptığı iddia ediliyor. Bu şekilde el altından uğraşacağına, rahmetli Sayın Denktaş gibi çıkıp alenen, “Ben DP-UG’liyim, beni sevenler bu partiye oy versin” dese, inanın çok daha etik davranmış olacak…

BAŞBAKAN NETLEŞTİRDİ: Başbakan Sibel Siber, önceki gün bir TV kanalında maaşların ödenmesi için Türkiye’ye verdikleri taahhüde açıklık getirdi. Başbakan, ekonomik protokolün, iki ülke arasında Anayasa hükmünde bir uluslararası anlaşma olduğu nitelemesi yaptı ve kolay kolay bozulamayacağını, iptali için yeni anlaşma gerektiğini söyledi. Kendilerinin bunu yapmak için süreleri olmadığını, işin gelecek hükümete kaldığını açıkladı. Başbakan’ın bu açıklamasından saatler sonra, Sunat Atun hala “taahhüt verdiniz mi, vermediniz mi” diye sormaya devam ediyordu…

TİCARİ TEMSİLCİ ADAY: Kanallar arasında gezerken, UBP adayı Ahmet Savaşan’a rastladım. Bir de baktım, kendi kapasitesini anlatacak yerde, YDÜ’yü övüyor, onun başarılarını Meclis’e taşımaktan söz ediyor. Hayret böylesi taşeron adayı da ilk defa gördük. Savaşan UBP adayı mı, yoksa YDÜ’nün adayı mı anlamakta zorlanıyoruz…

ALTINDA KALABİLİRSİNİZ: Genel başkan Mehmet Çakıcı, “TDP olarak bu kokuşmuş düzeni yıkmak için” yola çıktıklarını vurguladı. İnşallah öyle olur. Ancak biraz dikkat edin de, yıkmaya çalıştığınız düzenin altında siz kalmayasınız. Çünkü son gelen haberler, TDP için hiç de umut vermiyor…

BKP YÜKSELİŞTE: Geçmiş seçimlerde istediği başarıyı sağlayamayan BKP, bu kez çok farklı gidiyor. Mevcut partilerden ve politikalarından bıkan vatandaş, biraz da düzene duyduğu tepki nedeniyle BKP’ye daha sıcak bakmaya başladı. Seçim startının verildiği günden bugüne büyük bir ivme kazanan BKP’nin, bu seçimlerde bir sürpriz yapabileceği konuşuluyor. İddiaya göre baraj sınırına oldukça yaklaşan BKP’nin Meclis’e girmesi sürpriz olmayacak…

NEYDİ O KIBRIS KONUSU SAHİ: Bendevi Palandöken, Ankara’dan öğrencilik yıllarımızda Cebeci’de kaldığımız mahallenin bakkalıydı. Şimdi, Türkiye Esnaf Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı olarak Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi KİK’in yeni Türk kanadı başkanı… Bakın ne diyor; “AB’de Türkiye konusu gündeme gelince birliğin kendisinin koyduğu kurallar nedense birden unutuluyor. Kıbrıslı Rumlar AB üyesi yapılırken ‘Kıbrıs sorununu çöz de gel’ denmiyor. Rumlar üye yapıldıktan sonra Kıbrıs sorunu Türkiye-AB müzakere sürecine bir engel olarak getiriliyor. Hani müzakere süreci teknik bir süreçti’’… Palandöken bir esnaf olarak hesap soruyor da, biz çoktandır bu işlerden vazgeçtik sanki…

KARIŞTIRMAMAK LAZIM: Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay, siyasetin din işlerinden arındırılması gerektiğini söylemiş. İyi güzel de, bir partinin adayı için propaganda yaptığınız yönündeki iddialar ortada dururken, bu söyleminiz ne kadar inandırıcı olur sayın başkan. Atatürk daha o zamanlar din ile devlet işlerini birbirine karıştıranları engellemek için laikliği getirmişti…

ZİRVEDEKİLER

Mehmet Harmancı: Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Mehmet Harmancı, geçici hükümetin bir bakanı da olsa, sorumluluğunun bilincinde… Kalecik’te yaşanan çevre felaketinde hatası olanlara, yasalar çerçevesinde en ağır cezaların uygulanacağını ifade etti. Belki bunun için görev süresi yetmez ama yapanın yanına kar kalmayacağını duymak bile bizi memnun etti… İşte biz bu adalete hasretiz.

DİPTEKİLER

Denetimsizliğimiz: Dipte olan, KKTC’nin her alanda denetim mekanizması. İşte 4 ayda iki kez denizi petrole buladık. Bir başka denetimsizlik de, görgüsüzce yaptığımız kutlamalarda. Bir süre deliler gibi havai fişek attık, yetmedi şimdi de içinde yanan mum bulunan fenerler gökyüzünde. Lale devri yaşıyoruz sanki. Ben aylardır her akşam bir kaç tane görüyorum… Sonunda bir tanesi yana yana düşmüş, 30 dönüm çam fidanını yakmış. Bugüne kadar “nedir bu insanların havaya attıkları, bir şeylere zarar verir mi” deyip de, denetlemeyi düşünen oldu mu acaba? Ya binaların üstüne düşse, ya da mazallah bir akaryakıt istasyonuna?..

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam