Köşe Yazarları

Vergi beyanlarına da sıra gelecek mi?


Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu, cesurca işler yapıyor.

Keşke hep işini yapsa da, siyasetin çirkin yüzüne bulaşmasa.

Böyle cesur adımlar atan, meslekten gelme birinin, sürekli enkaz edebiyatını öne çıkarması can sıkıyor. Hele de o cari açık meselesi. Nedenini pekala kendi de biliyor. Ama bu tarz konuşmayı tercih ediyor.

Her neyse, siyasi geleceğini o da birçoğu gibi, basit politika jargonuna bağlamışsa, kendi bileceği iş.

Bizi ilgilendiren ne yaptığı ve yapacağı.

Haberci’de bir söyleşisi vardı dün. Son günlerde başlattığı bir atakla ilgili.

Benim de özellikle kafayı taktığım devlet gelirleri meselesi…

O söylemiyor ama, bence mesele “vergi yüzsüzleri”, “şımartılmış kitleler”, “koruma altındaki ayrıcalıklılar” ve “adaletsizlik”…

Devletin piyasadan toplam vergi alacağı 247 milyon TL’ye ulaşmış.

Bakan, tahsil edilmesi halinde  225 milyon TL’lik cari bütçe açığın rahatlıkla kapanacağını söylüyor.

En önemli vurgusu da, toplanamayan verginin çoğunun, şirketlerin bizzat kendilerinin beyan ettikleri “gelir vergisi” olması.

Düşünsenize, gazetelerde günlerce sayfa sayfa yayınlanan vergi listelerini okuduğumuzda nasıl sinir oluruz.

Aptal yerine konduğumuzu, devletin acz içinde olduğunu düşünürüz.

Ülkede adalet olmadığına her yıl o listelerle bir kez daha kanat getiririz.

İşte o vergiler toplanamayan.

Sizin, benim, memurun, ücretlinin ödediği yıllık verginin çok altında beyan eden, ama lüks yaşayanlar bunlar.

Tüm ailelerinin lüks harcamalarını gider gösterme hakkı verilenler. Korunanlar, kollananlar.

Yıllar yılı bir tek hükümetin bile yakasına yapışmadıkları.

Hele de o darphane kumarhaneler…

Onlara bu imkanı veren devlet… Denetimi yapmayan devlet… Alacağına güvercin devlet…

Adamın insafına kalmışsın. Takar mı seni?

Ben eminim ki, devlet vergi beyanlarını sıkı denetime alsa, vergi geliri ikiye, üçe katlanır.

Kaldır bakalım muafiyetleri ne yapacaklar?

Karısına aldığı lüks otomobili harcama gösteremesin bakalım.

Vergi mükellefi zengini rahatsız edemeyen devletin başına bunun geleceği belli değil midir?

Bakan Amcaoğlu, vergisini ödemeyenin devletten hak ediş alamayacağını söylüyor. Bunların kaç tanesinin devletten hak edişi olabilir ki?

Daha ciddi yaptırım… Daha ciddi denetim… Vergi beyanlarının incelenmesi…

Yapılacak çok iş var.

Hele bir yerden başlasınlar bakalım, buna da razıyız.

Bir ülkede vergi adaleti yoksa, devlet önünde vatandaş eşit değilse ülkede adalet yoktur eşitlik yoktur.

Bakınız, KKTC…

 

7 YIL ÖNCE “BU ADAMIN NİYETİ SATIP KAÇMAK” DİYE YAZMIŞTIM…

Emrullah Turanlı adaya gelip de Ercan’ı devraldığında, ilk düzenlediği basın toplantısına katılmış, tavrını görmüş ve bir kanıya varmıştık arkadaşlarla…

“Bu adam burayı kısa sürede satar, kaçar” demiştik. Ben bunu köşemde de yazmıştım.

Dün baktım, Rasıh Reşat da aynısını yazmış. Dahası Rasıh, satış için görüşmeler yaptığını da yazıyor. Ha buna hakkı var mı, o ayrı mesele.

Aslında çok bile kaldı. 7 sene…

Bir takım işler başlattı. Korkunç sayılabilecek paralar kazanmaya başladı.

Bu arada önce ihaleyi almak için mecbur olduğu havacılık deneyimi olan ortağını attı.

Sonrasında hem KKTC devletine, hem iş yaptığı herkese çamur attı, her ödeme dönemi çamura yattı. Yatırımları süründürdü, bahaneler buldu. Hatta, “Bütün siyasiler cebimde” deme cesaratini bile gösterdi…

Kolay para kazanmak varken niye para harcasındı ki… O da öyle yaptı.

Şimdi Maliye ensesinde. Demek ki ‘satayım, kaçayım’ havasına girmiş.

Kızdığım ne biliyor musunuz?

Sözleşmenin yanlış yapıldığını geçtim…

2012’den beri kaç iktidar geldi geçti, hiç biri de “biz bu adama mahkum muyuz” demedi.

Aksine, ‘yolunu açalım’ diye, her türlü rezaletine göz yumuldu.

Kızdığım budur…

YERİN KULAĞI VAR

ÖZERSAY’IN İKİNCİ TUR HESABI:

Her geçen gün kan kaybeden HP’nin Genel Başkanı, Cumhurbaşkan adayı Kudret Özersay’ın, hesaplarını ikinci tur üzerine kurduğu konuşuluyor. UBP’nin seçime kendi adayıyla gireceği neredeyse kesinleşince, ikinci tura kalıp, UBP’nin oylarıyla ipi göğüslemeyi hedeflediği iddia ediliyor. İkinci tura kalır mı derseniz, bence çok zor…

 

SÜRPRİZ  ZİYARET:

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Murat Başçeri, yarın Yenierenköy Belediye plajında vatandaşlarla sohbet toplantısı yapacak. Sohbet konusu bilinmemekle birlikte özellikle bölge halkının şikayetleri not edilecek herhalde. Böyle bir sohbet toplantısına ne gerek vardı ve neden Yenierenköy bilmiyoruz. Ama KKTC ziyaretinin Yenierenköylülerin dertleri olmadığını biliyoruz.

 

BİR ÇATLAK DA ELEKTRİKTE:

UBP-HP hükümetinde bir çatlak da elektrik konusunda yaşanıyor. Bildiğiniz gibi büyük ortak UBP, Türkiye’den “kablo ile elektrik” gelmesine bel bağlarken, ortağı HP ise bunun çözüm olamayacağını söylüyor. Hatta El-Sen Özersay’ın, “Bu ülkeye kablo ile elektrik gelecek işi hayaldir, yalandır, sapına kadar yalandır” dediğini söylüyor. Oysa basın toplantısında, bu yönde ihalelerin başlayacağı ifadesi vardı. Hükümet ortakları arasında yeni bir kriz daha…

 

EĞİTİM YİNE SORUNLU AÇILACAK:

Okullar önümüzdeki hafta yeni ders yılına başlayacak. Eğitim, her yıl olduğu gibi yine sorunlu başlıyor. Tamir edilmemiş okullar, öğretmen eksiği ve kayıt döneminde velilerden “yardım” adı altında alınan paralar yine gündemimzde. Tek eksiğimiz, sendikanın okullarda ne zaman greve gideceğini açıklaması. Yıllardır bu sorunlar bilindiği halde neden çözülemiyor, ben de onu anlamıyorum. 3 ay yaz yan gelip yatıyorlar, okulların açılması arifesinde ise uyanıp, sorunları çözmeye çalışıyorlar…

 

“COME ON ERS”:

Slogan pek tutmuşa benziyor. Hergün gazetelerde, sosyal medyada türlü nedenlerle paylaşılan bir cümle. Herkes tepki göstermesini beklerken, Başbakan Tatar’ın hoşuna gidiyor. Baksanıza hergün manşetlerde. Bir siyasetçi için arayıp da bulamadığı fırsatı bizzat sendikalar verdi. Reklamın iyisi kötüsü olmaz.

ESKİ HURMALAR….:

Lefkoşa’da Sabri Orient önündeki hurma ağacının, bir kişinin talebi ve Kaymakamlığın onayı ile kesilmesi sosyal medyada tepkilere neden oldu. “Eğri ve tehlikeli” gerekçesiyle kesilen ağacı kurtarmak yerine kısa yoldan kesilmesine izin veren Kaymakam’ın nasıl bir rahatlık içinde olduğunu anlamak mümkün değil. Bu devletin Orman Dairesi var, Çevre Dairesi var, bir baksalardı, belki kurtulurdu.

ZİRVEDEKİLER

Ünal Fındık (Yenidüzen): “…KKTC’ye gazdan elde edeceği tüm gelirin %30’unu bir biçimde aktarmayı teklif ediyor. Ama bunun için önce bizim ve doğal olarak Türkiye’nin de kendi ilan ettiği MEB’i tanımasını istiyor. Demek ki Anastasiades de ilan edilen MEB’in tartışmalı olduğunu bunda hem bizim, hem de Türkiye’nin de hakkı olduğunu biliyor. Bunun için bize ‘rüşvet’ teklif ediyor. Bu rüşvetin karşılığında belki bizden çok daha fazla gelir elde edecek. Ama bunun sonsuza kadar bu adayı böleceğini ve bir daha bu bölgede huzur bulamayacağımızı unutuyor”…

DİPTEKİLER

Geçin Bunları: Her yeni hükümet döneminde duymaya alıştığımız ”enkaz temizliyoruz” bahanesinden artık ikrah geldi. Hepsi, bir öncekini “enkaz bırakmakla” suçluyor. İyi de madem enkaz devralacağınızı biliyorsunuz, neden o koltuklara oturmak için bu kadar heveslisiniz? O zaman bırakın enkaz yaratanlar temizlesin. Bu bayat söylem söyleyene dişe dokunur bir oy kazandırıyor galiba. Vallahi bıktık… Yapın işinizi, onu konuşalım.

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı