Köşe Yazarları

VATANDAŞIN TEPKİSİ CİDDİ…






Sosyal medya yorumları, bazen kişilerin sırf aykırı durma adına mantıksız çıkışlarından oluşsa da, eğer doğru insanların yorumlarını takip ediyorsanız, toplumun nabzını birebir verebiliyor.




Neyi nasıl algıladıklarını, yanlışa nasıl tepki verdiklerini, neyi istediklerini anlayabiliyorsunuz.



Ciddi bir sansürden geçirerek, bu yorumları okurum.

Hastane yangınından sonraki bağış kampanyasına karşı başlayan bir tepki, şimdi Maliye’nin borçlanma haberleriyle devam ediyor.

Her ikisinde de toplumda bir aldatılmışlık algısı var…

Hastane işi bir rezalet. Binasından, teknik cihazına, mobilyasına kadar sigortalanmış bir yer. Sanırsınız ki, “eğer kasıt tespit edilmezse”, sigorta tümünü karşılayacak. Oysa ne yangının nedeni, ne hasarın boyutu ortaya çıkmadan, tespitler yapılmadan, sigorta şirketi girmiş devletin hastanesine boya yapıyor. Hangi ekspert neye göre tespit yapacak?

Sigorta şirketi bir reasürans, yani uluslararası bağlantısı var. Buradaki acentenin kafasına göre başlattığı boya işine onlar ne diyecek? Bu durumda kanıtlar yok edilmiş olmayacak mı? ‘Ödemiyorum’ derse ne olacak?

Her neyse, sigortalı olduğunu üstüne basa basa söylemelerine rağmen, bir yardım kampanyası başlatıyorlar. Toplanan paranın nereye kullanılacağı açık değil.

Halk da işte buna tepki gösteriyor.

Bir bu çağrıya bakıyorlar, bir Başbakan’ın bir orduyla Kayseri gezisine bakıyorlar, arka kapıdan devlete istihdam edilenlere bakıyorlar, dönüyorlar bir de memleketin kaymağını yiyen para makinelerine bakıyorlar; “kusura bakmayın” diyorlar…

Şimdi Maliye’nin borçlanma olayında da tepki aynı.

Bakan Amcaoğlu, daha geçen Aralık’da yüzde 3,6 büyüme, yerel gelirlerde ise yüzde 21,85 artış beklediklerini söylüyordu. Her yeni düzenlemede, “yerel gelirlerde artış sağladı” demeye devam ediyordu. Bir yandan övünürken, önceki hükümeti yerden yere vurmayı da ihmal etmiyorlardı.

Ama gelin görün ki, halk bunu da yutmadı.

Nasıl yutsunlar ki; devlete iş yapan insanlar ödenemiyor. Maaşları ödemek için borçlanıyorlar. Vergiler kalem kalem artıyor, hizmet yok! Peki ya verdiğiniz sözler? Hani farklıydınız, hani en iyisini yapardınız? Vatandaş bunu soruyor. Ondan kes, ona aktar, bunu iptal et, şuna harca, baktılar gördüler ki bu da yetmiyor, daha bütçenin 3. ayında borçlanmaya gittiler.  Vatandaşın sırtına yeni bir faiz yükü. Yenidüzen gazetesi, 90 günde geri ödenmesi taahhüt edilen 40 milyonun faizinin, 1 milyon 140 bin lira olduğunu hesaplamış.

Tepkiler aynı, “Casinolardan, gece kulüplerinden al, vatandaşın ödeyecek hali kalmadı”.

Öyle ya, para orada. Onlara ne yaptılar, göstermelik bir ruhsat ücreti artışıyla yetindiler…

Yıllardır yazarım, başka arkadaşlar da yazarlar, ama görüyorum ki, artık toplumsal bir talep haline geldi.

Madem ki, güneyde açılan 3,4 tane kumarhane, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 20’sini karşılıyor; madem ki Anastasiadis yeni kumarhaneleri törenle açıyor, övüyor, yerden yere koyamıyor, neden bizdeki 34 kumarhaneye rağmen biz battık, bittik, borçlanmaya gidiyoruz? Ne bir hastane yapabiliyoruz, ne on kilometrelik bir yol, ne yeni bir okul… Yapmazlar, yapamazlar, nedenlerini hepimiz az çok biliyoruz, artık şehir efsanesi değil. Hele şu kapılar kapandıktan sonra, kumarhane sahipleriyle, gece kulübü sahipleri de yollara dökülürse hiç şaşmam…

“Gelme üstüme” diyor vatandaş. Hem bu defa çok ciddi, şakası yok. Bu kadar başıboş, bu kadar hesapsız kitapsız, bu kadar sorumsuz bir iktidarla bir de cumhurbaşkanlığı seçimine gidiyoruz. Afralar, tafralar, “siz osunuz, siz busunuz”lar…

Ya siz nesiniz? Bolca hamaset ve perişan bir iktidar, dibe vurdurulan bir ülke, o kadar. En kötüsü de, ne yaptıklarının farkında bile değiller…

YERİN KULAĞI VAR

YASAĞA UYAN VAR MI?:

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik yasaklar başladı. Neredeyse bir haftadır yürürlükte. İyi de bu yasaklara uyulup uyulmadığını denetleyen var mı acaba? Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Yardımcısı aday. Yasaklar onları da kapsıyor. Özellikle hükümettekilerin bu yasaklara uyduklarını pek sanmıyorum. Söyle bir bakın, ne demek istediğimi anlarsınız…

YETİŞ TATAR:

Başbakanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte “Ben hükümete gelir gelmez döviz düştü, faizler aşağı indi” diyen Ersin Tatar’ın bu günlerde sesi soluğu pek çıkmıyor. Euro ve Sterlin bu hafta son 12 ayın en yüksek seviyesine çıktı, vatandaş bunalıma girdi. Dövizin düşmesini kendi başbakanlığına bağlayan Ersin bey halen başbakan ama dövizdeki artış sürüyor. Belli ki Tatar’ın yurt dışında olmasını fırsat bilen döviz yükselişe geçti. Bir an önce vatana dönüp gereğini yapsın…

 ANKETÇİLERE NE OLDU?:

Bilmem farkında mısınız, kısa süre önce ardı ardına yayınlanan anketler bu günlerde pek yayınlanmıyor. Müşteri mi bulamadılar, yoksa güvenirliklerini mi yitirdiler bilemiyorum ama, daha düne kadar boy boy yayınladıkları o “algı” anketleri bir anda durdu. Keşke şimdi bir anket yapsalar da, herkes boyunun ölçüsünü bir görse…

 2 TUTUKLU DAHA:

Lokmacı’da geçişlerin kapanmasını protesto edenlerden 2 kişi daha sorguya alınmış. Rum polisi, daha bir çok kişiyi teşhis ettiklerini, onların da sorgulanacağını açıkladı. Anlaşılan o küçük grup bile Anastasiadis’i rahatsız etmiş, peşlerini bırakmıyor. Toplumsal tepki önemli. Sürdürülebilir olursa…

MÜLTECİ KİMLİKLE Mİ GEÇİYOR:

Anastasiadis efendi kapıların Pazartesi’ye kadar kapalı kalacağını duyurmuş. Gerekçesi ise, virüs ve mültecilermiş. Yahu adama sormazlar mı, mülteci dediğin yasal yollardan mı geçer sınırı? Geçerken kimlik mi gösterir? Bari doğru dürüst bir yalan uydursaydı…

 CUELLAR DA GİTTİ:

1974’den hemen sonra BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi olan ve daha sonra toprak konusunda 29+’nın kabul edildiği Plan’ın yaratıcısı BM eski Genel Sekreteri Perez de Cuellar tam 100 yaşında hayatını kaybetmiş. Perulu diplomat, bu Kıbrıs sorununun toprağa gömdüğü kaçıncı BM yetkilisidir acaba? Ve bu sorun daha kaçını gömecek…

ANTİK LİMAN NE OLDU?:

3 Ocak 2020; “Sorunlar yumağı Girne Antik Limanın iyileştirilmesi için ihaleye çıkıldı…”. 21 Şubat 2020; “Girne Antik Liman İyileştirme Projesi için çıkılan ihale, ‘tekliflerin yüksek gelmesi’ nedeniyle iptal edildi”… Antik limanla ilgili bu haberleri daha da gerilere götürebiliriz. Yıllardır yüzlerce söz verildi, sonuç sıfır, göz göre göre limanı kaybediyoruz. Birkaç ay sonra turizm mevsimi açılacak ve ne yazık ki Girne Antik Limanı yine o eski, yıkık dökük ve karmaşası ile misafirlerini karşılayacak.

ZİRVEDEKİLER 

Mehmet Ali Talat: “Papadopulos’un bile yapamadığını yapan Anastasiades’i kapıların açılmasına zorlamak için BM ile uğraşmak boşuna. Onlar ancak üzüntülerini belirtirler! Kapıların açılmasına destek olan, tüzük yapan, geçiş kurallarını belirleyen AB’dir. Derhal topyekûn Brüksel’e çıkarma yapılmalı…”.

DİPTEKİLER

Dalga Geçer Gibi: Kobilere Destek ve Hibe Programı Bakanlar Kurulu’ndan geçmiş, Türkiye ile protokola girmiş de başlatılacakmış. Bakanlar Kurulu maaşları ödesin diye borçlanmak zorunda; Türkiye’den ise protokol kapsamında kaynak akışı sıfır. Vaad olur da, böyle hayalisi zor bulunur.

 

 





Başa dön tuşu