Köşe Yazarları

Ticaret odası da koroya katıldı…


Kaç gündür yazıyorum, aynı tutum devam ediyor.

Rum Yönetimi’nin, Yeşil Hat Tüzüğü’nü değiştirmesine karşı KKTC’nin tutumu…

Dışişleri Bakanı açıklama yaptı, arkasından Başbakan açıklama yaptı, “Yeşil Hat Tüzüğü’nü  AB Komisyonu’na sormadan değiştiremezsin” demediler…

Oysa o Tüzük, KKTC olarak resmen taraf olduğumuz tek uluslararası hukuk. Hani diyoruz ya, uluslararası hukukun dışındayız diye. Kıyameti koparıyoruz sırasında. İşte böyle bir Tüzük var, onay almadan değiştiremezsin diyor, adam değiştiriyor.

Bizden gelen açıklamalar, “vay, sen bize bunu yaparsan, ben de sana şunu yaparım”… Ya da bolca “ambargo” lafı ve Rum tarafına işbirliği çağrısı…

Biz bunları görüp, isyan ederken, Tüzük çerçevesinde karşı tarafa geçecek mallara Refakat Belgesi veren, yani doğrudan taraf olan Ticaret Odası’ndan bir açıklama geliyor.

O da ne? Onda da AB’ye atıf yok!

Yahu kardeşim, şikayetini AB organlarına yapsana. Bir açıklama yapmışlar, bin bir güçlükle elde edilen bu sıfatı bizzat kendileri yok saymışlar.

Dahası “Kıbrıs sorununa acil ve kapsamlı çözüm bulma çabalarının başarıya ulaşamadığı koşullarda bu tür ilişkilerin gelişmesini engellemeye yol açacak uygulamalar, sadece iki taraf arasındaki ticareti olumsuz şekilde etkilemekle kalmayacak, iki halktan kişilerin temaslarına kısıtlama getirerek karşılıklı anlayış ve işbirliği ruhunun gelişmesine de sekte vuracak; kapsamlı çözüm arayışlarını zorlaştıracaktır” diye de bir ifade var.

İlk bakışta masum görünüyor. Ama konuyu yakından takip edenler, mevcut hükümetin “Zaten federasyon imkansız, o zaman ikili ilişkileri geliştirelim” tezinin bir tekrarından başka bir şey olmadığını görürler.

Bu Tüzük, referanduma “evet” diyen tarafı bir nebze rahatlatmak adına AB tarafından çıkarılmış, zamanın Ticaret Odası’nın ve diplomasinin büyük emek verdiği bir Tüzük. Tek yanlı değiştiriliyorsa, sen de elindeki yetkiyi kullan. Yok öyle olmuyor.

Hala “biz ambargolar altında” teranesi devam ediyor. Amma da meraklıymışız mağduru oynamaya.

Rum tarafının değişiklik için Komisyon’a başvurması gerekiyordu. Bir ay içinde itiraz gelmezse, uygulamaya gireceği Tüzüğün 10. Maddesinde var. Rumlar bu başvuruyu yapmayacaklarını açıkladılar. Rum Bakanlar Kurulu’nun kararının üstünden bir hafta geçti. Kaldı 3 hafta. Yapsana şikayetini. En azından ses çıkart, “Ey AB bak neler yapıyor bunlar” de. Bir kampanya başlat, PR çalışması yap değil mi? Onu ağızlarına almıyorlar.

Öyle görünüyor ki, bizden de bir tepki gelmeyince bu değişiklikler yürürlüğe girecek. İşte o zaman yine “ambargo” diye bağırsınlar isterim…

Üçüncü ülkelerden kumar turistleri giremeyince, Rum sınırda kendi bölgesinde kalanlara ve de vatandaşlarına kimlik kontrolü yapmaya başlayınca geçişler bir anda düşmeyecek mi?  Piyasa bundan etkilenmeyecek mi?  Siz hükümet edenler, bütçedeki gelir artışının asıl sebebi bu sınır ticareti değil mi? Ne hakla bunu görmezden gelebiliyorsunuz? Bu nasıl bir politika?

O gün geldiğinde, otelcisine, yabancı müşterisi sınırdan geçemeyen kumarhane işletmecisine, Rum’a satış yapan akaryakıt istasyonuna, marketlere ne cevap vereceksiniz ben merak ederim.

Bunu yapan, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü de engellemeye devam edecek demektir. Siz bunu bile savunmazken, diğerini nasıl talep edeceksiniz?

Kusura bakmayın ama bu açıklamalar, Rum’un yaptığı ihlalden şikayetçi olmadığınız izlenimi veriyor.

Aksine “koptuğu yerde kalsın” gibi bir tutum seziyorum.

Çünkü eğer gerçekten rahatsız olsaydınız, şimdi Brüksel kapılarını çalıyor olmanız gerekirdi…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

BATSIN DA KURTULALIM:

Son günlerdeki tartışmanın odağında olan Kıb-Tek’e sahip çıkalım çıkmasına da, orada dönen dolaplar, ihale oyunları ister istemez vatandaşı, “özelleştirin de kurtulalım” noktasına getirdi. Ödenen astronomik maaşlar bir yana, dünyanın en pahalı elektriğini ödeyen bizler, yüzsüze af, şaibeli ihaleler, değerinin çok üstünde paralara yapılan alımlarla aptal yerine konmaktayız. Sendikasından yönetimine ve politikacısına resmen vatandaşın ensesinde lingiri oynuyorlar. Bir de tehdit, “elektiriği keseriz, karanlıkta kalırsınız”… Kişişel çıkarlarınız için alet ettiğiniz kurumu KTHY, ETİ, Sanayi Holding gibi batırın ki, siz de biz de rahatlayalım…

 

ONURHAN AÇIKLAMALI:

Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Onurhan’ın istifa edeceğini bir önceki günden tahmin etmiştim. Sağa sola yalpalayan, bir öyle bir böyle diyen Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy, en sonunda santral ihalesine çıkacaklarını açıkladı. Aynı saatlerde Erdal Onurhan, sosyal medyada, “gerek yok” demeye devam ediyordu. Sonunda kendine yakışanı yaptı. Tabii başka bin türlü de şaibe var. Onu istifa noktasına getiren tek neden bu olmasa gerek. Kendisinden beklenen, bütün olup bitenleri bize de anlatması. Kim ne yapmaya çalışmış, millet de öğrensin…

 

HADİ HAYIRLISI:

Aday olup olmayacağı en çok merak edilenlerin başında gelen CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman için parti kararını verdi. Partinin ortak kararı Erhürman’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olması yönünde. Erhürman’ın adaylığının 14 Aralık’ta resmen açıklanacağı iddia edildi. O güne kadar bir başkası adaylığını açıklamazsa Erhürman ilk aday olacak…

 

NİYETİN İYİYSE, PLANI BİLİME DAYANDIRIRSIN:

Mağusa, İskele, Yeniboğaziçi, İmar Planı, bir tek hükümet temsilcileri dışında diğer tüm paydaşlar tarafından reddedildi. Bölge belediyeleri, imara açık bölgelerin geliştirilmesini istediler, meslek örgütleri, çevreciler açılanın da fazla olduğunu söyleyip karşı çıktılar. Bana göre devlet eğer en doğrusunu yapmak niyetindeyse, bilime kulak verecek. İşte DAÜ Kentsel Araştırma ve Geliştirme Merkezi Raporu’nda, Plan’ın Ülkesel Fiziksel Plana uygun olmadığı gibi, bir İmar Planı niteliği dahi taşımadığı, değiştirilmesi gerektiği bilimsel verilerle ortaya konuyor. Bir siyasetçi, eğer niyeti en doğruyu yapmaksa, bilimin söylediğini temel almalı. Bilimin dediğini yaparsın, kimse de sesini çıkartamaz.  Herkesi birden memnun edeyim diye yapılan siyaset, işte bu sonucu verir.

 

YABANCI UYRUKLU DOKTOR MÜNHALİ:

Sağlık Bakanlığı’nın dünkü gazetelerde yer alan bir münhal ilanı var. 1 adet Gastroentroloji uzmanı alınacakmış. Ama sıkı durun, aranan kişinin “yabancı uyruklu” olması şartı var. Bizim çocuklardan bu alanda uzman yok muymuş? Yabancılarla muhatap olacak doktor arıyorsan, yabancı dil koşulu koy. Akla ilk gelen, elde mevcut birine sözleşme yapmak. Yine dün yayınlanan başka münhallerde bu defa, KKTC yurttaşı olma koşulu var. Ne iş?

ŞİDDET:

Karısına kızıyor veriyor sopayı, sanatçıya kızıyor basıyor yumruğu. Hatta, niye yan baktın diye insan döven, trafikte canavar kesilen, adaleti elleriyle sağlamaya çalışan… Bizim meslekten kaç arkadaşımız sadece görevlerini yaptıkları için şiddete maruz kaldı. Kısacası canı sıkılan herkes, can sıkıntısını birilerini döverek, taciz ederek rahatlamaya çalışıyor. Artık sorunlar, insani yollarla ya da hukukla değil şiddetle halledilmeye çalışılıyor… Böyle yerlere ne denirdi?

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Elektrikte ‘af’ tuhaf geldi. Niye? Çünkü ödemediğiniz zaman kesiyorlar zaten…Hatta diyorlar ki ‘bilgisayarlar kesiyor.’ Bu durumda faturanızı ödemediğiniz zaman kesiliyorsa…’Borç’ biriktirme imkânınız zaten yok. Yine de merağım şu: Borcunuz varsa ve sistem otomatik olarak elektriği kesiyorsa eğer… Bu ‘borçlular’ kim? Bu af kimler için acaba?”…

DİPTEKİLER

Enflasyon Hesaplamaları: Türkiye, Kasım ayı enflasyon rakamını 0,38 olarak açıklarken, bizde -0,47 olduğu duyuruldu. Yani, iğneden ipliğe Türkiye’den gelen mallarla yaşayan KKTC’de hayat ucuzlamış. Yıllıkta da öyle, Türkiye’de 10,56, KKTC’de 10,20… Hep ucuzmuşuz da haberimiz yok. Bu marifeti biliyoruz. Hani HP oranları kapıda ya, enflasyon düşük çıkacak ki, memura verilecek HP de düşük çıksın… Sabit telefonların da sırf bu oran düşük çıksın diye ucuzlatıldığı iddiaları da böylece doğrulanmış oluyor.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı