AB Parlamentosu Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin rutin raporlarından birini daha kabul etti. Tam da beklendiği gibi sürprizi olmayan ve 2005 yılından bu yana en sert...
Her ne kadar Erdoğan’lı AKP’nin Kıbrıs’ta nasıl bir siyasi çözüm istediğini Annan Planı’nı canı gönülden desteklediği ve evet dedirttiği için somut ispatında biliyor da olsak…...
Kendi içlerinde “anlaşmasını” beceremeyenler “arabulucularla” destekçilerinden medet umarlar! Böylesi siyasi sorunların da akıl hocaları çok olur! BM’den AB’sine, Amerika’sından Rusya’sına kadar karışmayanı kalmaz! Ve bu...
Başbakan Yorgancıoğlu, Kıbrıs siyasi sorununda çözüme yönelik “görüşlerin” ikilemine dikkat çekerken şöyle diyor: “Bireylerin düşünce özgürlüğü olabilir. Bu konuda her hangi bir sıkıntı yoktur ama...
Kıbrıs Türk halkını gargaraya getiren bazı kesimler siyasi sorundan nemalanmak üzere oluşturdukları politikalarını, “çözüm isteyenlerle-çözüm istemeyenler” ikilemine mahkûm ettiler ki kırk yıldır aynı gazeli...
Artık kadınları da kendi içlerinde kategorilere ayırıyorlar… Aslına bakarsanız zaten çoktandır, “insan” etrafında oluşturulan ve gitgide tüm dünya ülkelerinin de takvimlerinde yer alan “özel günler”...
Farkındaysanız Rum medyası ne bizim medya gibi umut pompalıyor ne de “müzakerelerin” sonucuna yönelik tahminlerini “oldubitti maşallah, iyi olur inşallah” temennileri ile bitiriyor. Tam aksine...
Söylem ısrarla devam ettiği için biz de ısrarla “hayır yanlıştır” demeye devam ediyoruz. Ve iddia ediyoruz: Kıbrıs siyasi sorunu bu “yanlışın” üzerine oturtulduğu içindir ki...
Müzakereci Kudret Özersay’a göre geçen günkü toplantıda “konuların özüne dair çok derinlemesine bir tartışma yapılmış.” Yine Özersay’a göre “resim netleşiyor.” Anlıyoruz ki taraflar bir yandan...
Tabii Kıbrıs Türkü’nden söz ediyoruz… Nitekim Rum bezirgânlar yıllarca “güleç yüzleri”, abartılı iltifat ve okşayıcı konuşmaları ile Türk toplumunu olduğunca en sadık müşterileri yaptılardı! Rahmetlik...